Davalı kefilin yargılama sırasında icra inkar tazminatı isteminin bulunduğu, reddedilen kira alacağı üzerinden davalı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği-
İcra müdürlüklerinin verdikleri kararlardan kendiliklerinden dönerek yeni bir karar vermelerinin kural olarak mümkün olmadığı; “adli işlem” niteliğindeki icra müdürlüğünün işlem ve kararlarına karşı ilgililerin şikâyet yoluna başvurmaları gerekeceği-
Kamu alacakları için en yüksek oranda faiz uygulanmasını öngören Anayasa’nın 4709 sayılı Kanunla değiştirilen 46.maddesi hükmünün 17.10.2001 günü yayınlanarak yürürlüğe girdiği, Yerel mahkemece kurulan hükümde kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar vermiş olmasına karşın, İcra Dairesinin, hüküm hilafına alacağa en yüksek faizden hesaplama yaptığı ve idareden tahsil etmesinin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.06.2005 tarih ve 2005/12-384 E, 400 K; 06.07.2005 gün ve 2005/12-471 E, 442 K.; 12.04.2006 tarih ve 2006/12-135 E, 150 K.; 28.06.2006 gün ve 2006/12-472 E, 476 K.; 28.06.2006 tarih ve 2006/12-473 E, 479 K. sayılı kararlarında da açıklandığı gibi; dava tarihinden itibaren yasal faiz, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren de, kamu alacakları için öngörülen en yüksek orandaki faizin uygulanması gerektiği-
Yerel Mahkemece, ödeme tarihi itibariyle İcra ve İflas Kanunu’nun 72/VII. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra açılan davanın reddine karar verilmiş olmasının, sonucu itibariyle doğru olduğu-
İcra takibinde alacaklı veya borçlu sıfatını haiz olmayanların haczedilemezlik şikayetinde bulunmasına yasal imkan olmadığı-
Yargılamanın (icra takibinin) sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, itirazların yapılabilmesi, davanın (takibin) süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden (yada icra takibinden) haberdar edilmesi ile mümkün olacağı, kişinin hangi yargı merciinde duruşması bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların (taleplerin) nelerden ibaret olduğunu bilmesi, Tebligat Kanununda ve Tüzüğünde açıklanan usule uygun tebligat yapılması ile sağlanabileceği; Tebligat Kanunu ile Tebligat Tüzüğünün tamamen şekle ilişkin kurallar içerdiği, bu nedenle usulsüz tebligat yapıldığı iddiasında bulunulduğunda hakimin tebligat yapılan kişinin şirketin yetkili temsilcisi olup olmadığını yöntemince araştırmasının gerektiği-
Tapudaki ilgililere kıymet takdiri ve satış ilanının tebliğ olunmamasının başlı başına ihalenin feshi için yeterli bir neden olduğu, satıştan haciz alacaklısının haberdar edilmesinin ihaleye katılım açısından müşteri temin edebileceği ve ihaleye katılabileceği gibi nedenlerle taşınmazların daha yüksek bedellere satışının yapılabileceği ve bu suretle şikayetçinin dosyasına pay kalabileceği gibi ihale bedelinden şikayetçi haczine pay kalıp kalmayacağı hususu sıra cetvelinde ve sıra cetveline itiraz davasında belirlenecek bir husus olup ihalenin feshi yargılamasında değerlendirme yapılarak şikayetçiye pay kalmayacağı ve bu nedenle İİK.nun 127.maddesinde menfaati korunan tapu ilgilisi sayılamayacağı yönünde oluşturulan Mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığı-
Davacının depo edilmesi istenen çek bedellerine yönelik itirazın iptali istemi bulunmadığı halde, bu konuda hüküm kurulmasının HUMK.nun 74. maddesine aykırılık teşkil ettiği - Faiz alacağı likit (muayyen, belirlenebilir) olduğundan, davacının icra inkar tazminatı isteminin reddinin isabetsiz olduğu-
“Ödeme planı uyarınca son taksitin de vadesinde ödenmesi üzerine icra takibi sona erer.” hükmü dikkate alındığında ödeme planı uyarınca son taksitin vadesinde ödenmesi üzerine icra takibi sona ereceğinden, Mahkemece bu hususun bekletici mesele yapılarak, son taksitin vade tarihine kadar beklenmesi gerektiği-
Borçlunun yapılan takibe itiraz etmemesi, ve takibin kesinleşmesi halinde mahkemece davacı alacağının harici satış sözleşmesine dayalı olduğu, doğrudan icra takibine konu edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar vermesinin doğru olmadığı- Tasarrufun iptali davasının dinlenme koşullarından birisinin de, borçlu hakkında alacaklı davacının yapmış olduğu icra takibinin kesinleşmiş olması gerektiği-
