Şikayetçi, iflas tarihinden evvel taşınmazı işgal etmekte haklı bulunduğunu iflas tarihinden önce tapuya şerh verilmiş bir kira sözleşmesi ile ya da İİK. nun 135/2.maddesinde yazılı nitelikte iflas tarihinden önce yapılmış resmi bir belge ile ispatlayamadığına göre mahkemece şikayetin reddinin gerekeceği-
İcra marifetiyle satılan ve tahliyesi istenen yer ile ilgili kiracılık iddiasında bulunan 3.kişinin dayandığı adi yazılı kira sözleşmesine itibar edilemeyeceği, kiracılık ilişkisinin resmi nitelikli belge ile ispatı gerekeceği-
İtirazın kaldırılması esasa dair sebeplerle kabul edildiğinden talebi haklı bulunan alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekeceği-
5393 Sayılı Belediye Kanunun 15/son maddesi uyarınca belediyenin kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan mallarıyla belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri haczedilemeyeceği- Belediye Gelirleri Kanun ve diğer kanunlarla belediyeye verilen payların vergi ve resim hükmünde olduğundan haczinin mümkün olmadığı- ‘Şikayet ve dava haklarımız saklı kalmak koşuluyla bloke edilen paranın alacaklı vekiline verilmesine muvafakat ediyoruz’ şeklindeki beyanı haczedilmezlik şikayetinden vazgeçme anlamına gelmediği-
İcra emrine karşı itiraz hakkında İİK'nun 149/a maddesi gereğince ilamların icrasına ilişkin 33.madde hükümlerinin uygulanması gerektiğinden aynı yasanın 34.maddesi uyarınca ilam niteliğindeki bu belge için her icra dairesinde takip yapılabileceği-
Haciz ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapılmış olup, İİK'nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu-
İİK. mad. 169/a gereğince borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için; alacaklının kötüniyetli veya ağır kusurlu olduğunun tespit edilmiş olması ve borçlunun itirazının esasa ilişkin nedenlerle kabul edilmiş olması gerekeceği- Davalı/alacaklı/hamilin çeki ciro yoluyla elde edip, lehtarı olmadığından, şirket ortağı keşidecinin tek başına, borçlu şirket adına olmak üzere çek keşide etme konusunda yetkisinin olup olmadığını, bilmesi olanaklı olmayıp; vekaletnamede veya temsilde meydana gelen eksikliğin hamil durumundaki alacaklıya karşı ileri sürülmesi de olanaklı olmadığından, alacaklının takibe girişmekte ağır kusurlu olduğunu kabul etmek hakkaniyete aykırı olacağı gibi; kötüniyetli olduğunu kabule de olanak bulunmadığı-
