Mahkemece davacının itirazın kaldırılması isteminin kabulüne karar verildiğine göre, kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceği-
Mahkemece kira bedellerinin ödendiği banka hesap özeti dosya arasına alındıktan sonra takibe konu döneme ilişkin ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal ödeme süresi içerisinde yapılan ödeme olup olmadığı bilirkişi incelemesi ile değerlendirilmesi gerektiği- Mahkemece, TTK.'da açıklanan hususlar kendiliğinden göz önünde bulundurularak ve bu hususların tespiti için gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle davalının tacir olup olmadığı hususu araştırılıp, davalının tacir olması durumunda sözleşmedeki faiz şartının geçerli olacağı gözetilerek faiz alacağının buna göre hesaplanması gerektiği-
Ödeme belgesinin borcu söndüren belge niteliğinde olduğundan, savunmanın genişletilmesi olarak değerlendirilemeyeceği, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği, bu durumda mahkemece dosyada mevcut ödeme belgeleri üzerinde durularak ve davacının söz konusu ödemelere karşı beyanı da alındıktan sonra, yapılan ödemelerin takibe konu aylar kiralarına ilişkin olup olmadığı değerlendirilmek suretiyle ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Davacının, kiralanan taşınmazın tahliyesine ilişkin isteminin reddedildiğinden, yargılama giderlerinin tamamının davalıya yükletilmesinin hatalı olduğu- Davalı yararına, karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiği-
Dava dilekçesinde S.K.'nun davacı olarak ismi yazılmış ise de dava dilekçesine eklenen vekaletnamede davacılardan Ö.K.'in de davacı olarak gösterilmek istendiği ancak sehven S.K.'nun yazıldığının anlaşılması üzerine bu hatanın davacı tarafından da HMK 124.maddesi gereğince düzeltildiği anlaşıldığından taraf teşkilinde bir usulsüzlük bulunmadığı- Ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal otuz günlük ödeme süresi beklenmeden tahliye isteminde bulunulamayacağı-
Davacı vekilinin itirazın kaldırılmasını isterken her ne kadar sunulan ödeme belgesinin sahteliğinden bahsetmiş ise de aynı dilekçede belgede imzası bulunan kişinin alacaklı şirketin yetkilisi olmadığını, dolayısı ile ödemenin yapılmış sayılamayacağını ileri sürdüğü, bu ödemenin alacaklı şirket yetkilisine yapılıp yapılmadığını araştırmanın icra hukuk mahkemesinin yetkisinde olduğu- Alacaklılar vekili tarafından 30 günlük ödeme süresi dolmadan icra mahkemesinden tahliye isteminde bulunulduğundan tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Davacı tarafından, başlatılan icra takibinde dayanak kira sözleşmelerine göre hissesine isabet eden kira alacağının tahsilinin talep edildiği, her paydaş, payı oranında kira bedellerinin tahsilini isteyebileceğinden, davacı malik/intifa hakkı sahibinin payı oranında kira bedellerini istemesinde bir usulsüzlük olmadığı, dayanak kira sözleşmelerinin 3.2. maddesi uyarınca her bir paydaşın payına düşen kira miktarı da belli olup, buna göre davacının payı oranında kira alacağı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Kira sözleşmesinin akdedildiği ve takibe konu edilen kira dönemi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK.nun 484. maddesi hükmüne göre kefaletin geçerli olabilmesi için kefalet süresinin ve kefilin sorumlu olacağı miktarın sözleşmede gösterilmesi gerekeceği, kefalet süresinin ve kefilin sorumlu olacağı azami tutarın gösterilmemesi halinde kefaletin ancak kira sözleşmesinde kararlaştırılan kira süresi için geçerli olacağı-
Mahkemece, aylık kira bedellerinin sözleşmede kararlaştırılan artış şartı ile TBK’nin 344. maddesi uyarınca Yİ-ÜFE on iki aylık değişim oranı ortalaması birlikte göz önünde bulundurularak belirlenmesi ve davalının yasal süre içerisinde ödediği miktar da dikkate alınmak sureti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece, taraflara tefhim edilen kısa kararda (hüküm özeti) hükmün tüm unsurları yer almakla birlikte kararın gerekçesinin tefhim edilememesi halinde temyiz süresinin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlayacağı, ancak, hüküm tüm unsurları ve gerekçesi ile birlikte tefhim edilmiş ise artık hükmün HMK’nin 321/2. maddesine göre usulüne uygun ve eksiksiz bir biçimde tefhim edildiğinin kabul edileceği ve temyiz süresinin tefhim tarihinden itibaren başlayacağı-