Dava konusu taşınmazlarla ilgili eldeki davadan daha önce açılıp karar tarihinden sonra kesinleşen .............. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ............. Esas sayılı davasının tarafları, konusu ve dava sebeplerinin aynı olduğu, hâl böyle olunca; önceki dava sonucu verilip kesinleşen hükmün eldeki dava bakımından kesin hüküm oluşturduğu-
Davalı sigortacının önceki davada taraf olmayışı nedeniyle, önceki davada verilen hükmün, eldeki dava bakımından kesin hüküm teşkil etmeyeceği- Davalı sigorta şirketinin, sigortalısı olan dava dışı araç maliki ile birlikte, kazada zarar gören davacıya karşı müteselsilen sorumlu olduğu- HMK'nun 303/5. maddesindeki düzenleme gereği müteselsil sorumlulardan biri olan araç malikine karşı açılan davada verilen hükmün, eldeki davada davalı için kesin hüküm teşkil edemeyeceği-
Talep edilen birikmiş nafaka alacağından borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davasının aile mahkemesinde görülmesi gerektiği-
Bozmadan sonra davacı erkek ise davasından feragat etmişse de, feragatten önce evlilik birliği ölümle sona ermiş olduğundan, davalı mirasçılarının TMK. 181 uyarınca davaya devam edebileceği ve mahkemece TMK. 181/2 gereğince tarafların kusur durumlarının belirlenmesi gerektiği-
İcra mahkemesi kararları kesin hüküm teşkil etmezler ise de, aynı takip dosyası nedeniyle, aynı konuda ve aynı taraflar arasında daha önce verilmeleri ve kesinleşmeleri koşuluyla birbirlerine karşı kesin hüküm teşkil edebileceği-
İrade bozukluğu hallerinde, feragat ve kabulün iptalinin istenebileceği- İrade fesadı hali ileri sürülmediğinden, mahkemece istemin reddi gerektiği-
Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hüküm kesinleşmiş ise; bu husus bir "yargılamanın yenilenmesi" sebebi olduğu (HUMK mad. 445/10)- Tarafları, dava sebepleri ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucu aynı olan bir dava hakkında birbirine aykırı kesinleşmiş iki hüküm bulunması halinde, birinci hüküm lehine olan tarafın kesin hükümden istifade edeceği (HMK. mad. 303) ve yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine, ikinci hükmün iptaline karar verileceği- Kesin hüküm, kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, mahkemece, yargılamanın yenilenmesi sebebinin mevcut olup olmadığı resen araştırılması gerektiği- Kesin hüküm teşkil ettiği iddia edilen dosyalar mahkemece getirtilip incelenmeden ve yargılamanın yenilenmesi sebebinin olup olmadığı değerlendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu-
İş bu davanın davacısının, davalı aynı sigorta şirketi aleyhine ......... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... esasında maluliyet tazminatına ilişkin dava açtığı, davacı vekilinin 06.07.2010 tarihli feragat dilekçesi ve 19.10.2010 tarihli duruşmadaki feragat beyanı üzerine davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, kararın temyiz edilmeden kesinleştiği anlaşıldığından, davalı sigorta şirketince süresinde kesin hüküm itirazında bulunulmuş olup, iş bu hüküm birleşen dava yönünden kesin hüküm oluşturduğundan yerel mahkemece, 6100 sayılı HMK 114/1-i ve 115/2. maddeleri gereğince birleştirilen davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerekeceği-
"İcra kefaletinin, TBK'nun 583. maddesindeki şekil şartlarına uygun olmadığı, icra kefilinin el yazısı ile düzenlenmediği gibi borç miktarının belirtilmediği ve eşin rızasının alınmadığı" ileri sürülerek "icra emrinin iptali ve hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi" istemi ile icra mahkemesine yapılan başvuru ile " icra emrinde ... yazıldığı" beyan edilerek "kefalet aktine aykırı doldurulan icra emrinin iptaline karar verilmesi"ne yönelik şikayetin konularının aynı olmadığı ve icra kefaletinin geçerli olup olmadığı hakkında mahkemece re'sen bir inceleme ve tartışma da yapılmayıp bu konuda hüküm tesis edilmediğinden daha sonra yapılan şikayet yönünden kesin hükmün varlığından söz edilemeyeceği- İcra kefaletinin geçerli olmadığına yönelik şikayetin İİK'nun 16/2. maddesi kapsamında süresiz şikayete konu edilebileceği-
İcra mahkemesi kararlarının, maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmese de, kendi aralarında kesin hüküm oluşturduklarının uygulamada kabul edildiği, HMK 303/1 maddesinin “Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir” şeklinde düzenlendiği, HMK 114/1-i maddesi uyarınca kesin hüküm dava şartı olup, HMK 115/2. maddesinin, dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddedilmesini zorunlu kıldığı-
