Sigara üretiminin yapıldığı işyerinde, üretim süreci tüm aşamaları ile birlikte değerlendirildiğinde dava dışı şirketlerce ham ve yarı mamul malzemelerin forkliftlerle işlenmek üzere diğer birimlere taşınması, depo alanlarında istiflenmesi ve depolanması işlerinin asıl işin teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektirmeyen bir parçası olduğu, zira bu işlemler asıl işin bölünemez bir parçası olup, gerçekleştirilmediğinde üretim sürecinin yürütülmesinin mümkün olmadığı- Davacı işçinin emir ve talimatları davalı işveren yetkililerinden alması, işe alım ve işten çıkarmada davalı işveren yetkililerinin söz sahibi olması, forklift temininin davalı işveren tarafından sağlanması hususları da gözetildiğinde, dava dışı şirketlerin sözleşme ile üstlendikleri mal veya hizmet üretimi için belirli bir organizasyona, uzmanlığa ve bağımsızlığa sahip olmadıkları; bir başka deyişle üretim ya da hizmet sunumuna ilişkin ekonomik faaliyetin bağımsız yönetimini üstlenmedikleri hizmet alım sözleşmesinin işçi teminine yönelik olduğu ve yasanın aradığı unsurları taşımadığı- Sonuç olarak; davalı işveren ile dava dışı şirketler arasında 4857 s. İş K.’nun 2. maddesine göre, geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmayıp asıl işveren-alt işveren ilişkisinin yasal unsurlarını taşımadığından ve davacı başlangıçtan itibaren asıl işveren işçisi sayılacağından işyerinde davacı ile aynı işi yapan ve aynı vasıftaki emsal işçilere ödenen ücretlerin tespiti ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
Davacı kadın tarafından, dava konusu mehir eşyalarının senede bağlandığını iddia  etmiş ise de sunulan mehir senedinde imza olmadığından davacı kadının, erkeğin senette belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini ispatlamak zorunda olduğu- İspat yükü kendisine düşen ve davasını diğer delillerle kanıtlayamayan davacı tarafa, diğer tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp, HMK. 225 vd. maddelerindeki yeminle ilgili usul işlemleri yerine getirilip, gerçekleşecek sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Kanuni delil yerine yazılı delil denilse de, bunun yemin delilini de kapsadığı- Cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanan dalı tarafa bozma kararı doğrultusunda mutabakat tarihinden sonra borcu ödediği vakıasına dair bu hakkın kullandırılması gerekirken, mahkemenin davalının yemin deliline dayanmasını kabul etmeyip tahkikatı sonlandırıp yazılı şekilde karar vermesinin hatalı olduğu- Taraflar tacir olup davalı temerrüt faizi olarak avans faizinde sorumlu olduğundan, davalının temerrüt tarihinde avans faizi oranı %27 olup, takip tarihinde de yine %27 olmasına karşın, herhangi bir sebep gösterilmeden işlemiş faizin %40 ve %36 oranlarından hesaplanması ve davalının buna itiraz etmesine rağmen bu itiraz karşılanmadan karar verilmesinin hatalı olduğu- İtirazın iptali davasında, kurulacak hükümde davalı borçlunun itirazının hangi miktarda asıl alacak ve işlemiş faiz için iptal edilip takibin devamına karar verildiği gibi asıl alacağa uygulanacak faizin türü ve gerekiyorsa oranının da gösterilmesi gerektiği-
HMK’nın 226. (HUMK m. 352) maddesi gereğince yemin edecek kimsenin onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar yemin konusu olamayacağından, mahkemece davacı tarafa yemin teklifinin hatırlatılarak davalı tarafça yeminin eda edilmesi ve buna dayanılarak hüküm kurulması doğru olmadığı gibi; tespit dosyası, yargılama sırasında davalının beyanları ve tanık anlatımları dikkate alındığında, davalı hayvanlarının davacının ağaçlarına zarar verdiğinin davacı tarafça ispatlandığının kabulü gerektiği-
Mahkemece, biri ıslak imzalı diğeri elektronik imzalı olmak üzere, birbirinden farklı gerekçeler içeren, çelişkili iki karar oluşturulmasının doğru olmadığı- 1086 sayılı HUMK döneminde tarafın delil olarak sair delile dayanmış olması durumunda bunun yemini de kapsadığının kabul edildiği, bu şekilde uygulama yapıldığı, somut olayda, dava 1086 sayılı HUMK döneminde açılmış olup, davacılar vekilinin dava dilekçesinde ".... her türlü kanuni delil...." ibaresine yer verdiğinden, yemin deliline dayandığının kabulü gerekeceği, o halde mahkemece, davacı tarafa yemin teklifi hakkının hatırlatılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine bulunduğu ve bu yasal karinenin aksini ileri süren havalecinin, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu- Davalının, karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığını kabul ettiği ve fakat vakıanın hukuki niteliğinin farklı olduğunu ileri sürerek gerekçeli (vasıflı ) ikrarda bulunduğu; vasıflı ikrarın bölünmeyeceğinden bahisle ispat yükünün davacıda olduğu- Yemin teklifinde bulunulması için, yemin deliline dayanılmasının gerektiği-
Davacı dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayandığından, ispat yükü kendisine düşen ve davasını diğer delillerle kanıtlayamayan davacı tarafa, diğer tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 225 ve devamı maddelerindeki yeminle ilgili usul işlemleri yerine getirilip, gerçekleşecek sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Davalının, davacıdan para aldığını ikrar ettiği, bu ikrarın (bağlantılı bileşik ikrar) bölünebileceğinin kabulü ile ispat yükünün artık davalı üzerinde olduğu ve davalının, kredi kartı ile peşin ödeme karşılığı davacıya mal sattığı yönündeki savunmasını ispatlamasının gerekeceği- Davalının, kredi kartı ile borç almadığına, hiçbir borcu olmadığına dair yemin ettiği ancak davacının "açıkça" yemin deliline dayanmadığı; görevsiz mahkemede yapılan yemine itibar edilemeyeceği-
Davalı vekilince hem cevap dilekçesinde hem de dilekçesinde, davacının iş akdine kendisinin son verip vermediği hakkında davacıya açıkça yemin teklifinde bulunduğu anlaşıldığından, mahkemece, davalı vekiline dayanılan yemin teklifinin gereklerinin yerine getirilmesi ve davacı duruşmaya davet edilerek yemin teklifinde bulunulması gerekeceği, davalı tarafın yemin teklifi davacı asile usulüne uygun şekilde bildirilip sonucuna göre hüküm kurulması gerekeceği-
Davalı şirket tarafından, davacı tarafa yemin teklif edilmek istendiği bildirilmesine rağmen, mahkemece davalıdan yemin sorusunun alınması ve sonrasında yeminle ilgili usuli işlemler tamamlanarak davacının duruşmaya davet edilmesi suretiyle yemin teklifinde bulunulması, davalı tarafın yemin teklifi davacı asile usulüne uygun şekilde bildirilip sonucuna göre hüküm kurulması gerekeceği-
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • kayıt gösteriliyor