İnançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davalarında inanç ilişkisinin 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kural olarak yazılı delille ispatlanması gerektiği; yazılı delil bulunmaması hâlinde ancak taraflardan birinin elinden çıkmış ve iddia edilen hukuki işlemi muhtemel gösteren "delil başlangıcı" niteliğinde bir belgenin varlığı durumunda tanık dinlenebileceği, uyuşmazlığın tarafı olmayan üçüncü kişiler arasındaki yazışmaların (Whatsapp kayıtları gibi) HMK'nın 202. maddesi anlamında delil başlangıcı sayılamayacağı ve bu nitelikte bir belge bulunmadan tanık beyanlarına dayanılarak inanç ilişkisinin kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilemeyeceği-
Dosyanın incelenmesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin karar gerekçesinde her ne kadar "...İlk derece mahkemesi tarafından da kabul edildiği üzere, kadına isnat edilen kusurların tanık anlatımı ve diğer belgeler ile sabit olup, tanıkların toplum içindeki konumlarının, akrabalık veya diğer bir yakınlık durumunun başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamayacağı gibi aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmaları olup dosyada tanıkların, olmamışı olmuş gibi ifade ettiğini kabule yeterli delil ve olgu da olmadığı, kadının eylemlerinin, zina davasının kabulü için yeterli olmadığı, zina eyleminin sabit görülmemesinde usul ve yasaya aykırılığın bulunmadığı, erkeğin davasının TMK:166/1 uyarınca kabulünde, yararına tazminat takdiri ile miktarlarında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, erkeğin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Müşterek çocukların küçük yaşta oldukları, annenin kendisine çocuk verilmemesini gerektirecek uygunsuz bir yaşam tarzı içinde olduğunun iddia edilmediği gibi, böyle bir durumun da dosyaya yansımadığı; aksine karara esas alınan velayete ilişkin uzman raporunda da annenin velayet görevini yerine getirmesine engel bir durumunun olmadığının belirtildiği; annenin zina eylemi sabit görülseydi bile, kendisinden velayet hakkının alınmasını gerektirmediği ki; mahkemenin de buna yönelik bir kabulünün bulunmadığı..." belirtilmiş ise de bir önceki paragrafta da açıklandığı üzere İlk Derece Mahkemesi tarafından erkeğin karşı boşanma davasının 4271 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 161 inci maddesinde düzenlenen zina hukuksal nedenine dayalı olarak kabul edildiği, bu durumda Bölge Adliye Mahkemesinin karar gerekçesinin kendi içerisinde çelişki içerdiği anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince gerekçe içerisindeki çelişki giderilerek istinaf sebepleri ile sınırlı olmak üzere yeniden istinaf incelemesi yapılmak üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerektiği-
Yemini kendisine ispat yükü düşen tarafın teklif edebileceği ve kendisine ispat yükü düşmeyen tarafın yemin teklif etmesinin hiçbir hukuki sonucu olmayacağı- İddia ve savunmanın yemin dışında ileri sürdüğü delillerle ispat eden tarafın da yemin teklif etmesine gerek olmadığı-
İcra takibine dayanak yapılan faturaların, davalı tarafından kendi ticari defterlerine kaydedildiği ve BA formuyla ilgili vergi dairesine bildirildiği, bu durumun faturalara konu malların davalıya teslim edildiğine dair bir karine oluşturacağı- Cevap dilekçesinde yemin deliline dayanan ve ispat külfeti üzerinde olan tarafa, yemin hakkı hatırlatılmadan karar verilmesinin doğru olmadığı-
Aile mahkemesince tanıkların dinlendiği, delillerin toplandığı ve davalının yemin eda ettiği anlaşıldığından mahkeme önünde yapılan işlemlerin geçerli kabul edildiği ve yemin delili kesin delil olduğu için davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiği-
Davalı temlik alan ............ Varlık Yönetimi A.Ş.'ne ise davaya konu bononun davacı ile arasındaki anlaşmaya aykırı doldurulup doldurulmadığı hususunda yemin davetiyesi çıkarıldığı, bono temlik alınırken evrak üzerinde bononun sözleşmeye uygun düzenlendiğini tespit etmeleri nedeniyle alacağı temlik aldıklarına dair yemin eda ettiği gerekçesi ile bu davalı yönünden 1.870.000,00 TL bedelli senetten dolayı 711.545,98 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya yönelik talebin reddine karar verildiği, davalı ............ Petrol Tar. Ürün. Mad. Yağ Üretimi Kimya İnş. Taah. San ve Tic. Ltd. Şti. yönünden davacının iddialarını yazılı belge ile ispatlayamadığı ve yemin deliline dayanmadığı gerekçesi ile bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekeceği- 5411 sayılı Bankalar Kanunu’nun 140 ve 143 üncü maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesince, davalı temlik alan varlık yönetiminin harçtan muaf olduğu-
Dava dilekçesinin “deliller” bölümünde “yemin” demek suretiyle açıkça yemin deliline de dayanan davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatılıp, yemin delilinin toplanması için gereken işlemlerin yapılması ve sonucuna göre değerlendirme yapılarak birleşen davada hüküm kurulması gerektiği-
89/1. haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi itibariyle borçlunun 3. şahıstan kesinleşmiş ve muaccel bir alacağının olup olmadığının net olarak tespit edilmesi gerektiği- Borçlu şirkete ait ticari defterler incelenmeksizin düzenlenen ve yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde karar verildiğinden, söz konusu ticari defterlerin temini için, defterlerin ibraz edilmesi hususunda taraflara HMK'nun 220/3.maddesi ve HMK'nun 222/5. maddesi ihtarını içeren meşruhatlı davetiyenin usulüne uygun olarak tebliği ile sonucuna göre HMK'nun 222/5. maddesi gereğince bir karar verilmesi gerektiği-
Taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkin davada, mahkemece, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafın usulüne uygun bildirdiği ancak toplanmayan delillerinin toplanması davacının davasını bu delillerle ispatlayamaması halinde, yemin deliline de dayandığı, taşınmazda paydaş olan davalıların binanın davacı tarafından meydana getirilip getirilmediğini bilecek durumda oldukları gözetilerek davacı tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılmasının zorunlu olduğu-
Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan eBK 162 hükmünce sözleşmede yasaklanmadığı veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadığı sürece yüklenicinin üçüncü kişilere eBK 163 gereği yazılı olmak koşuluyla şahsi hakkını devredebileceği- Yükleniciye verilmesi kararlaştırılan bağımsız bölümün tapusunu arsa malikinin üçüncü kişiye devretmesinin yüklenici adına olduğu- Mahkemece refakate konusunda uzman bilirkişiler alınıp keşif yapılması, dava konusu taşınmazın arsa sahibinin mi yoksa yüklenicinin mi payına düştüğünün tespit edilmesi, oluşacak sonuca göre davacının talepleri konusunda bir karar verilmesi gerektiği-
