Yat Sigortası nedeniyle ödenen sigorta tazminatının zarar sorumlusundan rücuan tazmini- Waterlock sisteminin bulunmaması- Teknenin pert kabul edilmesi-
Mahkemece, kamu düzeni ile ilgili olan İİK’nun 58. maddesi gözetilmek suretiyle, şikayete konu icra emrinde yabancı para alacağının harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığı gösterilmediğinden bu alacak kalemi yönünden takibin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Takip talebinde yer alan özellikle, "…fiili ödeme günündeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı olan Türk Lirası karşılığı olarak borçludan tahsili…" ibaresi de dikkate alındığında alacaklının, TBK 99 uyarınca seçimlik hakkını, yabancı para alacağının fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığı olarak tahsil edilmesini talep ederek bu yönde kullandığının anlaşılmakta olduğu- İcra takip talebinde yabancı para alacağı Türk Lirasına çevrilerek “1.706.318,34TL'den oluşmakla” denilip bu alacağa “takip tarihinden itibaren yasal faizi” ibaresi eklenmişse de, burada belirtilen yasal faizin, yabancı para alacakları için öngörülen yasal faiz olduğu anlaşıldığından, davacı alacaklının talebinin USD döviz cinsinden olduğunun kabulü gerektiği-
Davacı dava dilekçesi ile seçim hakkını ülke para birimi olan TL'den yana kullanmış olup, birleşen davada bu tercihinden dönerek borcun yabancı para üzerinden tahsilini talep edemeyeceği, bu durumda mahkemece, davalıdan rücuen tahsiline karar verilen yabancı para borcunun seçim hakkının kullanıldığı tarih olan dava tarihi esas alınarak hesaplanacak TL karşılığı üzerinden hüküm tesisi gerekirken, yabancı para birimi üzerinden hüküm tesisinin doğru olmadığı-
Dava Dilekçesiyle Türk Lirası olarak talep edilmiş olan yabancı para alacağının davanın ilerleyen safhalarında ıslah dilekçesiyle doğrudan yabancı para alacağına dönüştürülmesinin mümkün olmadığı-
Harici taşınmaz satış sözleşmesinin yer aldığı uyuşmazlıkta, davacı dava dilekçesinde, "satım bedeli olarak ödendiği belirtilen 23 kg has altının aynen iadesi, mümkün olmadığı takdirde karar tarihindeki değerinin tahsilini" talep edilmiş olup, mahkemece, konusu altın olan dava konusu borcun (misli eşyanın) taleple bağlılık ilkesi gözetilerek, "aynen iadesi" bunun mümkün olmaması halinde, karar tarihindeki değerine hükmedilmesi gerektiği, "dava tarihi" itibariyle değerine hükmedilemeyeceği- Satış bedeli olarak ödenen altının faizsiz, taşınmazın (dükkanın) ise bedelsiz olarak iade edileceği gözetilerek, taşınmazın davacı tarafından davalıya iade edildiği tarihten itibaren davacı lehine faize hükmedilmesi gerektiği- Talep edilmediği halde, davaya konu dükkanın kira bedelinin davacı tarafından alındığı anlaşıldığından, taşınmazın davacı yedinde olduğu kabul edilerek taşınmazın da davalıya iadesi yönünde hüküm kurulmasının bozmayı gerektireceği-
Davacının davasını ıslah etmesi üzerine mahkemece ücret alacağının tahsiline karar verilmesinin, her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle yanlış olduğu-Islah talebi reddedilerek dava dilekçesindeki istemle bağlı kalınmak suretiyle karar verilmesi gerektiği- Ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacaklının, ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini isteme yönünde sahip olduğu seçimlik hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişinin bu kararından geri dönemeyeceği- Davacının ıslah dilekçesi ile borcun yabancı para üzerinden tahsilini isteyemeyeceği- Davacının, dava dilekçesinde her iki davalıya karşı husumet yöneltmiş olmasına rağmen mahkemece yalnızca hükmedilen tutarın "davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde soyut karar verilmesinin doğru olmadığı- Şirketin tasfiyesi halinde hissesine düşen miktarın tahsilini isteyen davacının fiilen ne kadar süre ile müdürlük yaptığı ve bu süre için ne tutarda alacağının bulunduğu hususunda bir değerlendirme yapılmadan, müdür olarak atandığı tarihten ortaklıktan çıkarılması kararının onandığı tarihe kadar ücret hesaplayan bilirkişi raporunun yerinde olmadığı-
Dava konusu icra takibinin Türk Lirası üzerinden yapıldığı, ayrıca davacı işçinin ücretinden yapılan kesintilerin de Türk Lirası olarak mahsup edildiği, buna rağmen ödenmeyen bakiye alacakla ilgili olarak yabancı para üzerinden tespitte bulunmak suretiyle hüküm kurulmasının hatalı olduğu-
Türkiye’de faaliyet gösteren iki Türk şirketi arasındaki davacının icra takibine ve davaya konu ettiği açık hesap alacağının, kur farkından kaynaklandığı, başka bir deyişle kur farkı alacağı olduğu, kur farkı alacağının, Türk Lirası olarak talep edilebileceği, Türk Kanunları’na göre; döviz alacağının Türk Lirası olarak istenmesi mümkün ise de, Türk Lirası alacağının dövize çevrilerek istenmesinin mümkün olmadığı, davacının kur farkından kaynaklanan Türk Lirası alacağı saklı olup; işbu itirazın iptali davasının reddi gerektiği-
"Zamanaşımı def'i ileri sürülmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğu, davalıların davacıyı aldatma kastıyla hareket ederek haksız fiilde bulundukları, taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı, davalı şirketler tarafından hazırlanarak SPK’ya gönderilen yazı ekinde yer alan CD’ler içerisinde davacıya ilişkin bilgilere yer verildiği, davacının davalıya CD’de belirtildiği üzere 26.224 EURO parayı ödediğinin kabul gerekeceği, ortaklık durum belgesine göre davacıya ödenmiş olan 111,00 EURO (216DM)'nin mahsubu ve 5 adet hisse senedi satımına ilişkin belgedeki imzalara davacının açıkça itirazının bulunmadığı ve bu belgeleri benimsediğinin kabulü ile toplam 4.280 EURO'nun da mahsubu gerektiği, bu durumda davacının bakiye alacağının 21.833 EURO olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirketin ortağı olmadığının tespitine, 21.833 EURO'nun faiziyle davalıdan (... aleyhine hükmedilen miktar ile mükerrer ödemeye yol açmamak kaydıyla) tahsiline" karar verilmesinin isabetli olduğu-