Kat Mülkiyeti Yasasının 19/1 gereğince, kat maliklerinin, ana gayrimenkulün bakımına, mimari durumu ile güzelliğini ve sağlamlığını korumaya mecbur olup, taşınmazın üzerindeki ana yapının sağlamlığının temini bakımından zorunluluk bulunduğunun fennen saptandığı durumlarda bütün kat maliklerinin muvafakatı olmasa dahi, bunlardan birisinin, güçlendirmenin yapılmasını diğer kat maliklerinden isteyebileceği ve gerektiğinde buna karşı çıkanlar aleyhine mahkeme aracılığı ile hazırlattırılacak proje doğrultusunda binanın güçlendirilmesi ve bunun gerektirdiği masrafların kat maliklerinden tahsili için eda davası açabileceği, ancak, onarım ve güçlendirme amaçlı bu değişikliğe rıza gösterip göstermemek tamamıyla kat malikinin takdirinde ve yasa ile tanınmış bir hak olup, yapılacak iş tüm kat maliklerinin yararına da olsa muvafakat vermeyen kat maliki bunun için zorlanamayacağı gibi bu şekilde özgür iradesi ile ortaya koyduğu tavrın hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilemeyeceği-
Toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakimin; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini göz önünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirmesinin gerekeceği-
MK 740. maddesi "bir ağacın dallarının ve köklerinin komşunun mülküne geçip zararına sebebiyet vermesi" halinde, ağaçların kesilmesinin istenebileceğini hükme bağlamış olup, bu maddenin uygulanabilmesi için zararın oluşması şarttır, ileride oluşacak muhtemel bir zararın giderilmesinin istenemeyeceği-
Davanın devamı sırasında davacının dava konusu mal ya da hakkı devretmesi durumunda yeni malikin davalının izin ya da muvafakatına ihtiyaç kalmaksızın, önceki malikin yerine geçip, davayı kaldığı yerden sürdürebileceği, onun hak ve yetkilerini kullanabileceği, bununla birlikte somut olayda taşınmazı devralan kişinin davaya devam yönünde bir irade bildiriminde bulunmadığı, hal böyle olunca davacı Ö.S. Menali’nin taşınmazdaki mülkiyet hakkını devretmesi nedeniyle aktif husumet ehliyeti ( Davacılık Sıfatı ) sona erdiğinden davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakimin; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini gözönünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumunda olduğu-
çekişme konusu duvarla ilgili ruhsat ve izin belgelerinin sağlanması, davalı tarafından yapılan duvarın geçerli izin ve inşaat ruhsatına uygun olup olmadığının belirlenmesi, aykırılık halinin saptanması durumunda yapılaşmanın davacı ya ne suretle zarar verdiğinin belirlenmesi ve bunun giderim tarzının saptanması, ayrıca davacı duvarının yıkımı nedeniyle uğranılan zararın da belirlenmesiyle sonucuna göre bir hüküm kurulmasının gerekeceği-
Komşuluk hukukundan kaynaklanan iddianın ileri sürülebilmesi için, mutlaka komşu taşınmazın maliki olunmasının gerekmeyeceği-