Davanın, üçüncü kişinin İİK'nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkin olup, anılan Kanun'un 97. maddesinin 11. fıkrası uyarınca basit yargılama usulüne tabi olduğu- 09/06/1932 tarih ve 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 02/03/2005 tarih ve 5311 sayılı Kanun'la değişmeden önceki 363. maddesine göre icra mahkemesinin nihai kararlarının tefhim veya tebliğinden itibaren 10 gün içinde temyiz edilebileceği, maddedeki “tefhim” kavramının "hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklandığı hal" olarak anlaşılmasının zorunlu olduğu, bu nedenle, bir tefhim varsa temyiz süresinin tefhim tarihinden itibaren, aksi halde gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlayacağı, temyize konu olayda, 24.02.2017 tarihli tefhimin Kanun'da açıklanan nitelikte bir tefhim olduğundan bahsedilemeyeceği-
İİK. mad. 363/1 uyarınca icra hukuk mahkemelerince verilecek kararların temyiz süresi tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren 10 gün olduğu- Hükme ilişkin tüm hususlar gerekçesi ile birlikte tefhim ile açıklanmazsa, temyiz süresinin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlayacağı- "Borçlu şirketin haciz adresinde kurulduğu, iki kurucu ortağın borcun doğum tarihinden önce hisselerini devrederek borçlu şirket ortaklığından ayrıldıkları, 3. kişi şirketin ise borcun doğum tarihinden sonra haciz adresinde kurulduğu, her iki şirketin faaliyet alanlarının aynı olduğu, borçlu şirketin borcun doğum tarihinden sonra haciz adresinden taşındığı, buna göre her iki şirketin belli bir süre haciz adresinde birlikte faaliyet gösterdikleri, dava konusu haciz esnasında yapılan evrak araştırmasında borçlu şirket adına başka bir takip dosyasına ilişkin haciz tutanağı ve kartvizitler bulunduğu, vergi yoklama fişlerine göre her iki şirketin aynı telefon numaralarını kullandıkları, yoklama fişinde haciz adresi iş yerinin asıl kiracısının borçlu şirket olduğunun, 3. kişi şirketin faaliyet göstereceği alanın ise borçlu şirketten kiralandığının, 2011 yılı 2. ayından itibaren ise tamamen 3. kişi şirketin faaliyet göstereceğinin, ... tarihli 3. kişi şirketin muhasebe sorumlusunun imzasını taşıyan yoklama fişinde ise, iş yerinin borçlu şirketten kiralandığının, 3. kişi şirketin borçlu şirketin bir alt kolu olarak faaliyet gösterdiğinin, çalışan işçilerin borçlu şirket tarafından sigortalı olduğunun, 3. kişi şirketin beyanda bulunan muhasebe sorumlusu dışında sigortalı işçisinin olmadığının, borçlu şirketin haciz adresinin 30 m2'lik kısmında faaliyetine devam ettiğinin beyan edildiği, ... tarihli yoklama fişinde beyanı bulunan muhasebe sorumlusunun tanık olarak dinlendiği, tanığın '3. kişi şirketin borçlu şirket ile aynı işçiler, aynı makineler ve aynı işe devam ettiğini' beyan ettiği" ve bu kapsamda İİK. mad. 97/a uyarınca, mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, ispat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip davacı 3.kişinin, karinenin aksini güçlü ve inandırıcı delillerle ispatlayamadığı; istihkak iddiasının, alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla danışıklı olarak ileri sürüldüğünün ve muvazaalı işlemler yapıldığının kabulü gerektiği-
Hesaplama yapıldığında 01.01.2015 yılında icra mahkemelerince verilecek kararların temyiz edilebilmesi için temyizin konusunun 5.980,00 TL'nin üzerinde bulunması gerekeceği, İİK'nun 363/1. maddesinin (7) nolu bendinde temyiz edilebilecek kararlar arasında sayılan istihkak davalarında ve istihkak davalarına ilişkin takibin taliki kararlarında temyiz incelemesi yapılabilmesi için aynı fıkranın son cümlesinde yer verilen özel düzenlemeye göre icra mahkemesi kararının taalluk ettiği malın veya hakkın değerinin belirlenen bu miktarı geçmesinin şart olduğu-
İİK’nun 106-110. maddelerine ilişkin icra mahkemesi kararlarının kesin nitelikte olduğu- Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu icra takibinde ödeme emrinin tebliğinden itibaren on günlük ödeme süresi dolmadan haciz istenemeyeceği- Alacaklının talebi üzerine icra müdürlüğünce tapu müdürlüğüne haciz müzekkeresi yazıldığı tarihin haciz tarihi olduğu, tapu müdürlüğünün haczi kayıtlara işlediği tarihin haciz tarihi olmayacağı-
İcra mahkemesince satış ilanının iptali ve satışın durdurulmasına ilişkin verilen kararların kesin nitelikte olduğu-
"Satış talebinin -yasal süre geçtikten sonra yapıldığı gerekçesiyle- reddine" ilişkin kararın temyiz edilebileceği- Alacaklının 2 yıllık yasal sürede, hacizli taşınmazın satışının yapılmasını talep ettiği, yapılan ihalede alıcı çıkmadığından, İİK. mad. 129/son uyarınca, ikinci ihale tarihi itibariyle satış talebinin düştüğü, satış talebinin düştüğü tarihten itibaren iki yıllık sürede yeniden satış talep edildiği anlaşıldığından şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Kesin aciz vesikası verilmesi talebinin reddine yönelik icra mahkemesi kararın kesin nitelikte olduğu-
Dosyada mevcut, örnek icra takip dosyasındaki takip talepnamesinin incelenmesinden talepte tahliye isteğinin yer almadığı görüldüğünden tahliye talebi olmayan takibe dayalı olarak, icra müdürlüğünce borçluya 13 örnek ödeme emrinin gönderilemeyeceği ve gönderilmiş olsa bile alacaklı, böyle bir ödeme emrine dayanarak İcra Mahkemesinden taşınmazın tahliyesini isteyemeyeceğinden mahkemece, tahliye talebi bulunmayan takip talepnamesine dayalı olarak açılan tahliye davasının reddine karar verilmesi gerektiği-
İİK'nun 4949 Sayılı Kanunla değiştirilen 363/1. maddesinin son cümlesindeki kesinlik sınırının aynı kanunun ek 1. maddesinin 1. fıkrası uyarınca 01.01.2016 tarihinden itibaren artırılan miktarı dikkate alındığında uyuşmazlık konusu değerin 6.310,00 TL TL'yi geçmediği görüldüğü-
Şikayetçi borçlunun başvurusunda; icra müdürlüğünün, ihtiyati haciz kararının İİK'nun 261. maddesi gereğince süresi geçmediğinden bahisle verdiği kararının iptalini talep ettiği anlaşılmakla, uyuşmazlık konusu değer itibariyle kararın İİK'nun 363. maddesi uyarınca temyizi kabil olduğunun anlaşıldığı-