Taşınmazlardaki elbirliği halinde mülkiyet durumu devam ettiği sürece diğer paydaşların malvarlıklarında zenginleşme meydana gelmeyeceğinden zamanaşımı süresinin de işlemeye başlamayacağı-
Davalının binası imar uygulaması sonucu dava konusu imar parseli içerisinde kalmış olup, bu durum kendi arzu ve iradesi dışında gerçekleştiğinden, İmar Kanunu'nun 18/9. maddesi gereğince yapının bedeli davacı tarafından davalıya ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı ya da ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapı ömrünü dolduruncaya kadar davalının kullanma hakkı bulunduğundan, mahkemece İmar Kanunu'nun 18/9 maddesi gereğince davalının dava konusu binayı kullanmakta hakkı olduğu düşünülerek davacının bina dışında hissesinden fazla kullandığı yer yönünden istemin hüküm altına alınması gerekeceği-
3194 sayılı Yasanın 18.maddesi gereğince davalının iradesi dışında idari işleme dayalı olarak tecavüzlü durumun oluştuğu gözetilerek yapının kaim bedelinin davalıya ödenmesi suretiyle elatmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilmesi gerektiği-
Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında, davacının kadastral parselde mülkiyetten kaynaklanan hakkının olmadığı dosya içeriği ile sabit olup, sadece parsel üzerinde bulunan kendisine ait yapılardan doğan hakkı bulunup, davalıların-karşı davacıların- mülkiyetten kaynaklanan hakları gözetilerek davalı istemleri olan elatma, yıkım ve ecrimisil istekleri bakımından bir karar verilmesi gerekirken bu hususlarda istemin reddinin hükmün bu nedenle bozulmasına neden olacağı-
Bir kimsenin kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamayacağı-
Muhtesatların mülkiyetinin arzın mülkiyetine tabi olduğu gözetildiğinde, sadece muhtesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi, yargılama sonunda hükmedilecek harç ve vekalet ücretinin, davalı payına isabet eden muhtesat değeri üzerinden hesaplanması gerekeceği-
Makinelerin fabrikanın  TMK.nun 684 ve 686. maddelerinde açıklandığı gibi, mütemmmim cüz veya teferruat niteliğinde  olup  olmadıkları,  gerektiğinde  konusunda  uzman  bilirkişiden alınacak rapor ile belirlenmesi, mütemmim cüz veya teferruat niteliğinde bulunmayan mahcuzların haczedilebilecekleri düşünülerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği- Borçluya ait kasanın çilingir vasıtasıyla açılarak içinde bulunanların usulünce haczedilmesi, o sırada çilingir bulunmaması halinde ise gerekli muhafaza işlemi yapılarak, çilingir temin edildikten sonra bu yöndeki haciz talebinin reddi ile salt bilirkişi bulunmadığından bahisle bir kısım menkullerin haczi talebinin yerine getirilmemesinin de yasaya uygun olmadığı-
Yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın mülkiyetinin ve buna bağlı olarak tasarruf hakkının, üzerinde bulunduğu arza bağlı olduğu-
Bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamayacağı-
Gerek bilirkişi raporu, gerekse yukarıda değinilen ilkeler gözetildiğinde, davalıların kendi kadastral parsellerine yapmış oldukları binanın 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi ve 2981/3290 sayılı Yasanın 10/C maddesi uygulaması sonucunda taşkınlığın meydana gelmesi halinde taşkın bölümün kaim bedeli belirlenerek davalı tarafa ödenmek üzere Mahkeme veznesine depo ettirilmedikçe davanın kabul edilmesine olanak bulunmayacağı-