Borçlunun temerrüde düşürüldüğüne ilişkin takipten başka bir yazılı belge mevcut olmadığından alacaklı, takip tarihinden itibaren faiz isteyebileceğinden işlemiş faize ilişkin itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmesi gerekeceği-
4077 sayılı TKHK'nun 103. maddesinde, "tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde kredi veren asıl borçluya başvurmadan kefilden borcun ifasını isteyemez" düzenlenmesi karşısında alacaklı banka asıl borçlu hakkında icra takibi yapıp takip semeresiz kalmadıkça kefilden borcun ifasını istemeyecekse de somut olayda takip dayanağı genel kredi sözleşmesi olup, müteselsil kefil hakkında icra takibi yapılabileceği-
Yasal sürede yapılan itiraz ile takip olduğu yerde duracağından itiraz tarihinden itibaren yapılan haciz ve her türlü icra takibi işleminin yok hükmünde olacağı-
Takip bir belgeye dayanıyor ise belgenin onaylı bir örneğinin ödeme emri ile birlikte borçluya gönderilmesinin gerekeceği – borçlunun takibin şekline göre yasal sürede icra dairesine itiraz etmiş olması şikayet yoluyla icra mahkemesinden ödeme emrinin iptalini istemesine engel teşkil etmeyeceği hakkında yeniden ödeme emri tebliği gerekeceğinden borçlunun ödeme emrinin iptalini talep etmek de hukuki yararının bulunacağı-
“Fatura”, “sevk irsaliyesi” ne dayalı olarak –bunlar; İİK’nun 68/I maddesinde yer alan ve borç ikrarını içeren bir belge niteliğinde olmadıklarından- “itirazın kesin olarak kaldırılması” isteminde bulunulamayacağı-
Yedi örnek ödeme emri tebliği üzerine asıl borcun bir bölümü ile işlemiş faiz ve faiz oranına itiraz edildiği anlaşılmakla İİK.’nun 66. maddesi gereğince süresinde yapılan itiraz üzerine takibin duracağı, alacaklı tarafından itiraz edilen kısımlar ile ilgili olarak itirazın iptali veya kaldırılması kararı alınmadıkça bu kısımlar yönünden takibe devam edilemeyeceği-
Borçlunun hakkındaki genel haciz yolu ile başlatılan takibe itirazı alacaklıya tebliğ edilmediği için, İİK'nun 264/2. maddesine göre hükümsüz kalmış olduğundan borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi ve takibin İİK'nun 66. maddesi gereğince durmuş olmasının, ihtiyati haciz kararının infazını engellemeyeceği-
6 aylık “itirazın kaldırılmasını isteme süresi” nin hak düşürücü süre niteliğinde olduğu, bu sürenin, borçlunun itirazının alacaklıya (vekiline) tebliği ile başlayacağı, öğrenme ile anılan sürenin işlemeye başlamayacağı-
Borçlunun 11/5/2009 tarihinde icra müdürlüğüne yaptığı itiraz icra mahkemesince 6/5/2009 olarak düzeltilen tebliğ tarihine göre İİK.'nun 62/1 maddesine göre yasal 7 günlük sürede olduğu, İİk'nun 66. maddesi uyarınca ise süresinde yapılan itirazın icra takibini durduracağından icra takip dosyasındaki mevcut hacizlerin, takip kesinleşmeden önce konulmuş olmasından dolayı kaldırılması gerekeceği-