Manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirme fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşıdığı- Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmediği- Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşacak kadar olması gerektiği-
Davalının vekâlet ilişkisinin sona erdiğine ve davacı avukatını ibra ettiğine dair imzalı bir yazı vermiş olmasına rağmen, davacının ibranameyi kaybetmesi üzerine davacı hakkında gerek Cumhuriyet Savcılığına, gerek İstanbul Barosuna şikâyet dilekçeleri vermek, gerekse hukuk mahkemesinde tazminat talebiyle dava açmak suretiyle hak arama özgürlüğünün kötüye kullanıldığı, Anayasal şikâyet hakkının sınırlarının aşıldığı ve böylece davacının kişilik haklarına saldırıda bulunduğu; olay tarihi, taraflar arasındaki olayların gelişim şekli, hakkındaki şikâyetler üzerine soruşturma ve dava sürecinde davacı tarafından yaşanan üzüntü ve endişe, mesleki ve kişisel itibar kaybı ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alındığında, davacı lehine hükmedilen 6000 TL. tutarındaki manevi tazminat miktarının makul olduğu-
2. HD. 15.05.2018 T. E: 2016/18181, K: 6227-
2. HD. 15.05.2018 T. E: 2016/18165, K: 6221-
Hakim tarafından, davacı kadın yararına takdir edilen manevi tazminat miktarının, ölçülülük ilkesine uygun olmayıp fazla olduğu-
Boşanma kararıyla birlikte hüküm altına alınan tazminatlara, talep edilmiş olması koşuluyla boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren yasal faize hükmedilir olduğundan, bu husus nazara alınmadan hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminata dava tarihinden geçerli olacak şekilde faiz yürütülmesine karar verilmesinin doğru olmadığı- Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı-davalı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat az görüldüğünden, hakkaniyet ilkesi gereği uygun miktarda maddi ve manevi tazminata karar verilmesi gerektiği- Yargılama giderleri davada haksız çıkan taraftan alınacağından, davacı-davalı kadının davasının kabulüne karar verildiği halde davacı davalı erkeğin lehine vekalet ücretine karar verilmesinin doğru olmadığı-
2. HD. 14.05.2018 T. E: 2016/17674, K: 6162-
Davacı tarafından faiz başlangıcının savcılığa şikayet tarihinden itibaren talep edildiği halde; mahkemece bu husus dikkate alınmaksızın faiz başlangıç tarihinde hataya düşülerek, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin yanlış olduğu- Manevi tazminatın miktarı belirlenirken, saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği ile tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate alarak karar verilmesi gerektiği-
Her somut olayın özelliğine göre tazminatın kapsamını belirleme ve hakkaniyet çerçevesinde takdir yetkisini kullanma imkanının hakime verildiğinden, hakimin karşılıklı yararlar dengesini de göz önünde tutarak, açıklanan yönler ve dava konusu olayın gerçekleşme biçimi, çalışma koşulları, yapılan işin mahiyeti, davalıların bir çıkar elde etme amacı bulunmadığı da gözetilerek, tahsiline karar verilen zarar miktarında hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği-
2. HD. 03.05.2018 T. E: 2016/17513, K: 5981-