Ödeme emri tebliğ işleminin, “ Adreste kimse bulunamaması üzerine, adresin kapalı olması sebebi en yakın komşu, kapıcı veya yöneticiye sorulmuş, verilen sözlü beyanda muhatabın geçici olarak çarşıya gittiğinin beyan edilmesi üzerine tebliğ imkansızlığı sebebiyle tebliğ zarfı (ismi ve yetkili olduğu mahalle net olarak okunamayan) muhtara teslim edilmiş olup, 2 nolu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırılmıştır. Ayrıca en yakın komşusu F.D.'a haber verildi....” şerhi ile Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre yapılmak istendiği, ancak tebliğ mazbatasında, bilgisine başvurulan kişinin kim olduğu ve sıfatı konusunda hiçbir bilginin bulunmadığı, beyanlarının tebliğ mazbatasına yazılıp imzalatılmadığı, imzadan çekinme hali var ise, bu durumun da tesbit ve tevsik edilmediği, dolayısıyla yapılan tebligatın usulsüz olduğunun anlaşıldığı, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi gereğince tebliğin, usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılacağı-
Borçluya yapılan ödeme emri tebliğine ilişkin 12.05.2016 tarihli tebliğ mazbatasının incelenmesinde; tebliğ memurunun; muhatabın tevziat saatlerinde işte olduğunun, tebliğ olunacak kimsenin bulunmadığının, Cumhuriyet mahallesi muhtarı ......'a tebliğ edildiğinin, 2 nolu haber kağıdının yapıştırıldığının, güvenlik görevlisine haber verildiğinin, imzadan imtina ettiği şeklinde açıklamasının bulunduğunun görüldüğü, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde, bu durumu yazarak imzalaması gerekirken, muhtara tebliğ ve 2 nolu fişin kapıya yapıştırılması işlemlerini yapmak suretiyle Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesi uyarınca tebliğ işlemini tamamladığı görüldüğünden, anılan tebligatın, usulsüz olduğu, mahkemece, tebligat tarihinin, Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca öğrenme tarihine göre düzeltilmesine ve buna göre süresinde olan kambiyo vasfına ilişkin şikayetin esasının incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Şikayetçiye, ödeme emrinin; “Fındıkpınarı Mah. Beşkoz Mah. 236 Sk. No:201 (Cincancı Apo) Fındıkpınarı/Mezitli Mersin” adresine tebliğe çıkarıldığı, tebliğ memurunca; “muhatap gösterilen adreste aza A.B. soruldu adresten ayrılmış olup ikinci adresi bilinmiyor ilgili mahalle muhtarı tasdiki ile iade” şerhi ile 28.10.2014 tarihinde bila tebliğ iade edildiği, bu kez icra müdürlüğünce tebligat zarfı üzerine "mernis adresi" olduğu yazılarak, borçlunun adrese dayalı nüfus kayıt sistemindeki adresi olan; “Fındıkpınarı Mah. 239 Sk. No:3 Mezitli Mersin” adresine yeniden tebliğe çıkarıldığı, tebliğ memurunca T.K.'nun 21/2. maddesi gereğince 23.12.2014 tarihinde tebligat yapıldığı, ancak ödeme emri tebliğ mazbatası üzerinde, tebligatı çıkaran merci tarafından Yönetmeliğin 16/2. maddesinin son cümlesi kapsamında, tebliğin, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca yapılacağına dair meşruhatın yer almadığı anlaşılmakta olup, bu durumda, tebliğ memurunun, tebliğ işlemini T.K.'nun 21/2. maddesi uyarınca yapmasının, yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı olduğu, mahkemece; usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca tebliğ tarihinin, borçlunun bildirdiği öğrenme tarihine göre düzeltilmesine karar verilmesi gerekeceği-
Borçlu adına çıkartılan ödeme emrinin ilk olarak borçlunun bilinen adresine tebliğe çıkarıldığı, tebligatın iade edilmesi üzerine bu adresin mernis adresi olduğunun tespiti ile aynı adrese TK'nun 21/2. maddesi gereğince tebliğ yapıldığı, tebligat evrakında, sadece adresin başında “mernis adresi” ibaresinin yazılı olduğu, bu şerh dışında tebligat mazbatasını çıkaran mercii tarafından TK'nun 23/1-8. ve Yönetmeliğin 16/2. maddesi kapsamında “adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese TK'nun 21/2. maddesi uyarınca tebligat yapılacağına dair meşruhat” verilmediği, bu hali ile tebligatın TK'nun 23/1-8. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 16/2. maddelerine aykırı olup usulsüz olduğu-
Borçlunun icra mahkemesine başvurularından öncelikle incelenmesi gereken tebliğ tarihinin düzeltilmesine ilişkin talebi "şikayet" niteliğinde olup, şikayetin incelenmesi konusunda duruşma yapılmasına gerek olup olmadığı hususu icra mahkemesinin takdirine bırakılmış ise de, borçlunun temyiz dilekçesinde, mahkemece hükme esas alınan takip dosyasındaki dilekçenin altındaki imzayı kabul etmediği görüldüğünden, mahkemece duruşma açılarak ve bu dilekçe üzerinde imza incelemesi yaptırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinin kabulünün zorunlu olduğu-
Gerekçeli kararın vasi adayının 'doğrudan' Mernis adresine tebliğinin usulsüz olduğu- Raporlar arasında oluşan çelişkinin giderilmesi için mahkemece, kısıtlanması istenilene ait Hastanesi raporu ve tedavi belgeleri ile hükme esas alınan diğer sağlık kurulu raporu da eklenerek, ilgilinin Adli Tıp Kurumu Adlî Tıp Dördüncü İhtisas Kuruluna sevk edilerek muayenesi yaptırılıp TMK. mad. 405'de yer alan kısıtlama sebebinin bulunup bulunmadığı konusunda Kurul raporu alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
Sanığın savunmasının alınması için talimat yazıldığı, sanığa çıkartılan davetiyenin adreste cadde ve sokak bilgisi yok tebligat üzerindeki adresin yetersiz olması ve muhatabın ismen tanınmaması üzerine çıkış merciine iade edildiği, dosyada sanığın tespit edilen birden fazla adresi de olduğu görülmekle, İİK. mad. 349 ve 350 uyarınca, düzenlenen yargılama/duruşma usulü yerine getirilmesi adına Tebligat Kanunu 10, 21 ve 35. madde hükümleri gözetilmeksizin sanığa ulaşılmadan karar verildiği anlaşıldığından, duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin katılımı sağlanmaksızın karar verilmiş olmasının bozmayı gerektirdiği-
Davalının adres kayıt sistemindeki adresi araştırılarak mernis adresi bulunması durumunda Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre, adres kayıt sisteminde adresi bulunmaması durumunda ise daha önce tebligat yapılan adresine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre direnme kararı ve davacı vekiline ait temyiz dilekçesi tebliğ edilmesi gerektiği-
Yargılamada kendisini vekil ile temsil ettiren davalılara tebligat yapılmasının hatalı olduğu- Bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesi elden şirket vekiline tebliğ edilmiş ise de, hükme esas alınan ek raporun da bu vekile tebliğ edilmediği görüldüğünden, tebligatların usule aykırı şekilde yapılmış olduğu- Mahkeme karar gerekçesinde sadece davalıların ispat külfetini yerine getirmediği açıklanarak kıdem ve ihbar tazminatının kabulüne karar verilmiş ise de; kararın gerekçesinde maddi olayın saptanmadığı, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmediği görüldüğünden, kararın HMK. mad. 297'nin amaçladığı anlamda gerekçe taşımadığı-
Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerektiği- Şahsın akli melekelerinin yerinde olduğu ve kısıtlanmasını gerektiren hastalığının olmadığı belirtilerek sadece TMK. mad. 405 bakımından değerlendirme yapılmışsa da, dava dilekçesinde, kısıtlı adayının "malvarlığını kötü yönetmesi" iddiası da bulunduğundan, mahkemece, TMK. mad. 406 uyarınca araştırma yapılarak karar verilmesi gerektiği-
