Takibe konu senedin, teminat olarak verildiğinden bahisle borçlunun itirazı kabul edildiğine ve dolayısıyla borca itirazın esasına girilmediğine göre; İİK'nun 169/a-6. maddesinin açık hükmü gereğince, alacaklının tazminat ile sorumlu tutulması yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup, kararın belirtilen nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığı-
Bölge Adliye Mahkemesince, alacaklılar vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde yazılı olan “...davacı tarafından her ne kadar malın teslim edilmediği iddia edilse de malın teslim edilmediğine dair hiçbir belge sunulmadığı...” beyanına göre dava konusu senedin veriliş amacının araç satışı olduğu, aracın devrinin yapılıp yapılmadığının ihtilaflı olması karşısında senedin, kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödeme vaadini içermediğinden kambiyo vasfı taşımayacağı kabul edilerek karar verilmiş ise de; senedin üzerinde, araç satımına ilişkin olduğuna dair hiçbir ibarenin bulunmadığı, bu konuda taraflar arasında sözleşme düzenlendiğine dair bir belgenin borçlu tarafından sunulmadığı, alacaklı vekilinin beyanının genel kuraları açıklamaya yönelik olup, somut ticari ilişkinin kabulü yönünde bir anlam içermediği anlaşıldığından İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılarak itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesinin doğru olmadığı-
Bonolarda düzenleyen ve lehtar şirketler tacir sıfatını haiz bulunduklarından HMK 17 gereğince yetki sözleşmesinin geçerli olduğu ve yetki sözleşmesi tarafların külli ve cüz’i haleflerini de bağlayacağından, lehtarın cirosu ile takip alacaklısı bankaya geçen bonoya dayalı takibin yetki kaydındaki yerde yapılmasının usule uygun olduğu-
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine karşı borçluların icra mahkemesine yaptıkları başvuruda; takipte borçlu olarak yer alanın yasal mirasçıları olduklarını ancak mirası reddettiklerini ve ret kararının da kesinleştiğini ileri sürerek takibin durdurulmasını talep ettikleri ve istemin kabulü ile takibin şikayetçiler yönünden iptali ile birlikte alacaklı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedildiği- Somut olayda; alacaklının, her aşamada davanın husumet nedeniyle reddini talep ettiği, borçlular tarafından yapılan mirasın reddi başvuruları neticesinde kesinleşen ret kararlarının şikayete konu takipten sonra olup alacaklı tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını belirterek vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerektiğini beyan ettiği- Şikayet yoluna başvurulmasında alacaklıya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı ve alacaklı tarafından aşamalarda pasif husumet yokluğu nedeniyle istemin reddi gerektiğinin ileri sürüldüğü göz ardı edilerek, alacaklı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu-
Takibe konu edilen 3 adet senetten diğer iki senet için takipten feragat edildiğinden, Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine dair karar yerinde ise de tazminat ve para cezasının yalnızca şirket aleyhine hükmedilmesi gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde hükümde yer alan “davacıdan” ibaresinin silinerek yerine davacı ....... Ambalaj Sanayi Ticaret A.Ş. yazılması gerektiğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının belirtilen nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığı-
Davalının müvekkilleri hakkında kambiyo senetlerine mahsus yolla takip başlattığını, ciro silsilesinin düzgün olmaması sebebiyle davalının hak sahibi olmadığını, müvekkillerinin herhangi bir borçlarının bulunmadığını ileri sürerek, davalıya borçlu olmadıklarının tespitine ve % 20 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ettiği davada -
Yabancı uyruklu borçluya T.K.'nun 21/2. maddesine göre tebligat yapılamayacağı-
Takibin iptali istemli uyuşmazlıkta, temyiz kesinlik sınırının takip talebinde asıl alacak miktarına göre belirleneceği-
Borçlu kooperatifin, çift imza ile temsil edildiği, senetlerde borçlu adına atılı 2. imzaların kooperatif yetkililerine ait olmadığı, dayanak bonoların bedellerinden borçlu kooperatifin sorumlu olmadığı iddiasının İİK’nun 169/a maddesinde düzenlenen borca itiraz niteliğinde olduğu, istemin imzaya itiraz olarak nitelendirilmesi ve alacaklı aleyhine para cezasına hükmolunmasının isabetsiz olduğu-
Kambiyo takibine borca itirazın kabulü halinde, İİK. 169/a-5 gereğince takibin durdurulmasına karar verilmesi gerektiği, takibin iptalini de içerir şekilde davanın kabulüne karar verilemeyeceği-
