Somut olayda, dava dilekçesinde davanın hem TBK'nin 19. maddesine göre tasarrufun iptali davası hem de İİK'nin 277 ve devamı maddelere göre açılan tasarrufun iptali davası olarak talepte bulunulduğu, aşamalarda dava dilekçesinin açıklattırılmadığı, Mahkemece davanın İİK'nin 277 ve devamı maddelere göre açılan tasarrufun iptali davası olarak kabul edilerek sonuca gidildiği görülmektedir. Bilindiği üzere, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Dairemizce benimsenen uygulamasına göre İİK'nin 277 ve devamı maddelerine göre açılan tasarrufun iptali davaları ile TBK'nin 19. maddesine göre açılan tasarrufun iptali davaları birlikte görülemez. Dolayısıyla mahkemece davacıya HMK'nin 31. madde kapsamında talebinin açıklattırılarak davasının İİK'nin 277 ve devamı maddelerine göre açılan tasarrufun iptali mi yoksa TBK'nin 19. maddesine göre mi talepte bulunduğunun belirlenmesi ve belirtilen hukuki nitelemeye uygun olarak yargılama yapılarak hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu şekilde hukuki nitelemenin doğru yapılmaması kaldırma nedeni olarak kabul edilmiştir.

Davacı, davalı borçlu K. aleyhine Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2009/12949 takip sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak takiplerin semeresiz kaldığını, yapılan araştırmalar neticesinde borçlu K.'in tarla ve bağ niteliğindeki taşınmazların ...