Dava, hizmet tespiti ve sigorta primine esas kazancın tespiti istemine ilişkindir...
Ödeme emrinin iptali istemine ilişkin olarak 6183 sayılı Kanunun 55. maddesine dayalı açılacak dava “menfi tespit” niteliğinde olup, “böyle bir borcu olmadığı” veya “kısmen ödendiği” veya “zamanaşımına uğradığı” iddiaları dışında başka bir itiraz nedeninin ileri sürülemeyeceği - Tahsil edilmesi istenen alacak, kamu alacağı niteliğinde imtiyazlı olup sürüncemede kalması önlenerek, hızla tahsili sağlanmak istenmekte olup 6183 sayılı Kanunda, İcra ve İflas Kanununun 72. maddesine koşut bir hükme yer verilmemiş bulunması karşısında, Yasada öngörülen 7 günlük itiraz süresini geçiren kamu alacağı borçlusunun, aynı konuda yeni bir menfi tespit, istirdat davası açamayacağı-
Asıl işveren davacı Bakanlığın, davalı şirket tarafından çalıştırılan işçinin açmış olduğ dava sonrasında ödemek zorunda kaldığı miktarın rücuen tahsili istemi-
Resmi kurumlarda geçen sigortalı çalışmalarla ilgili olarak işverence düzenlenen ücret tediye bordroları ile sigorta primlerinin kesildiği anlaşıldığından, on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemeyeceği-
Davalının asıl işi konut üretmek ise de, bu durumun işi yükleniciye gördüremeyeceği anlamına gelmediği- Somut davada, konut inşaatı işinin çevre düzenlemesi dahil tümüyle davalı şirkete ihale edildiği, işin bölünerek verilmesi söz konusu olmadığı gibi, kendisinin bu işte işçi çalıştırmadığı; işin sözleşme ve ekleri ile fen ve sanat kurallarına uygun yapılıp yapılmadığının denetimi için personel bulundurmasının 'asıl işveren' olduğu sonucunu doğurmayacağı, denetim yetkisini aşan ve işveren olarak kabulünü gerektiren yetkisinin bulunmadığı, bu nedenle davalının 'ihale makamı' olduğu-
9. HD. 08.06.2022 T. E: 6267 , K: 7225
İhbar ve kıdem tazminatı, fazla mesai, yıllık izin, hafta tatili ile ulusal bayram, genel tatil ücret alacaklarının ödetilmesine-
Feshin geçersizliğine ve işe iadesine-
Davacının 14.01.2011 tarihinde askerliğe sevki yapılan oğlunun askerlik hizmetini yerine getirirken 01.06.2011 tarihinde vefat ettiği, olayın 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana geldiği, uyuşmazlığın davacının oğlunun vazife malûlü sayılıp sayılmayacağı ve davacıya 5510 sayılı Kanun'un 47. maddesi kapsamında vazife malûllüğü aylığı bağlanıp bağlanamayacağına ilişkin olduğu görülmekle 5510 sayılı Kanun'un 101. maddesindeki düzenleme karşısında bu Kanun'un uygulanmasından kaynaklanan davada adli yargının görevli olduğu-
Bağ-Kur prim kesintisi içeren 16.01.1996, 10.01.1997 ve 10.02.1998 tarihli müstahsil makbuzları ile özel kuruluşlara teslim edilen ürün bedellerinden tevkifat yolu ile yapılan prim kesintisinin Kuruma intikal edip etmemesinin sigortalının sorumluluğunda olmadığı ve tevkifatın Kuruma intikal etmemesinin tescile engel olmayacağı göz önünde bulundurulup değerlendirme yapılarak davacının 1996-1998 yılları arasındaki tarım Bağ-Kur sigortalılık süreleri hakkında karar verilmesi gerektiği-
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.
