9. HD. 26.10.2022 T. E: 10582, K: 13319
İş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine ilişkin davada, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdiği; Kanunun 2. maddesine göre "Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı”- Yargıtay'ın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici işgöremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edildiği; kaldı ki, 6098 sayılı Kanunun 55. maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanması gerektiği- Kurumca bağlanan gelirlerin ilk peşin değerinin davalı işverene rücu edilebilecek kısmının hesaplanarak, bilirkişi raporunda belirlenen zarar tutarından indirilmesi gerekirken, yazılı şekilde fazla indirim yapılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
9. HD. 19.06.2018 T. E: 2015/20590, K: 13284-
İşçinin işvereni şikâyet etmesi, aleyhine dava açması veya tanıklık yapması nedenlerine bağlı fesihlerin kötüniyete dayandığının kabul edilmesi gerektiği- "Kötüniyet tazminatının” ihbar sürelerine ait ücretin üç katı tutarında olacağı ve ayrıca ihbar tazminatının da ödeneceği-
22. HD. 06.11.2018 T. E: 13680, K: 23743-
Prim alacağı-
İş mahkemesindeki dava devam ederken işveren şirketin iflas etmesi halinde mevcut davaya kayıt kabul davası olarak devam edileceği, işveren, iş mahkemesinde açılmış olan davadan önce iflas etmiş ise ticaret mahkemesinde kayıt kabul davasının açılabileceği-
22. HD. 27.02.2019 T. E: 891, K: 4516-
Mahkemece, işin yürütümü için gerekli olan asgari işçilik miktarı tespitinin müfettişlerce, ancak, “ihale yoluyla” yaptırılan işler ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yaptırılan “özel bina inşaatı” işleri için yapılabileceği, bu iki hal dışında kalan ve uyuşmazlık konusu olan olayda, asgari işçilik miktarı tespitine ilişkin müfettiş işleminin ve tahakkukun yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı Kurumun tüm işyerlerinde ölçümleme hakkının bulunduğu açıkça ortada iken mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
İş sözleşmesinde açıkça "davalının, davacıyla aynı alanda faaliyet gösteren veya herhangi bir şekilde davacıyla rekabet hâlinde olan Ankara veya İstanbul sınırları içinde başka bir teşebbüste çalışmaması" kararlaştırıldığı- "Teşebbüs" ifadesinin İstanbul veya Ankara'da yer alan herhangi bir teşebbüse bağlı merkez ve şubeleriyle tüm ticari işletmeleri kapsadığı ve bu nedenle taraflar arasında akdedilen ve geçerli olan rekabet yasağı sözleşmesinin davalı tarafından ihlal edildiği kabul edilerek ve bu ihlal nedeniyle sözleşmede belirlenen cezai şartın talep koşullarının oluştuğu nazara alınarak bu kapsamda yapılacak değerlendirmenin sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği- "Taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinde yer alan ifadelerin dar yorumlanması gerektiği, aksi hâlde işçinin çalışma hürriyetini ihlal edebilecek sonuçların meydana gelebileceği, davalının Çankırı ilinde çalıştığının sabit olduğu ve bu nedenle rekabet yasağı ihlalinin söz konusu olmayacağı" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.
