Devlet aleyhine açılan tazminat davasına bakan mahkemenin bu davayı, sorumlu hâkime resen ihbar etmesi gerektiği- Dava kendisine ihbar edilen hâkimin, davalı Devlet yanında davaya katılabilmesi, böylece sorumlu hâkimin de davadan haberdar olması ve hukuki dinlenilme hakkı çerçevesinde davada etkili olabilmesi, delil getirebilmesi imkânı sağlanmak istendiği- İhbar edilenin bu hakları elde edebilmesi için davaya katılmasının gerekli olduğu- Dava dilekçesinde Hâkim ...in yaptığı yargılama sebebiyle de maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulduğundan davanın Hâkim ...e resen ihbar edilmesi gerekirken yargılamaya devam olunarak davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu-
15. HD. 18.01.2021 T. E: 2019/3439, K: 85-
TBK. mad. 19 uyarınca muvazaalı muvazaalı işlemin iptaline karar verilebilmesi için sadece bedel farkının yeterli olmadığı- İşlemin iki tarafınında fikir birliği içinde olması gerektiği- Davalı borçlu ve üçüncü kişilerin birbirlerini tanıdıkları veya yakınlıklarının olduğu iddia ve ispat edilemediğinden, mahkemece, üçüncü kişilerin kötüniyeti ispatlanmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali davalarında tarifeye göre hesaplanacak vekalet ücretinin takip konusu alacak miktarı ile tasarruf konusu malın tasarruf tarihindeki değerlerinden hangisi az ise o değer üzerinden nisbi olarak belirlenmesi gerekeceği-
Dördüncü kişiler hakkında iptal kararı verilebilmesi için kötüniyetli olduklarının davacı tarafından ispatlanması, yani bu kişilerin borçlunun durumunu ve amacını bilen veya bilebilecek kişilerden olduğunun ispatlanması gerektiği- Dördüncü kişiler yönünden bedel farkı varlığının iptal nedeni olarak kabul edilemeyeceği- Davalı Dördüncü kişiler delillerin 6183 s. AATUHK m.. 30 değerlendirilmesi; iptal koşullarının, yani kötüniyetlerinin varlığı halinde tasarruf tarihine kadar olan davacının alacak ve ferileri tespit edilerek, bununla sınırlı olarak tasarrufun iptaline ve davacıya haciz ve satış yetkisi tanınmasına, aksi halde yani davalı dördüncü kişiler kötüniyetli olduğu, yani borçlunun durumunu ve amacını bilen veya bilebilecek kişilerden olduğunun ispatlanamadığı takdirde davanın davalı üçüncü kişi yönünden bedele dönüşmesi nedeniyle 6183 s. AATUHK m. 31 gereğince davacının tasarruf tarihine kadar olan alacak ve ferileriyle sınırlı olarak davalıdan devraldığı taşınmaz hissesini elden çıkardığı tarihteki değeri kadar tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinde değişiklik yapan 5904 sayılı Yasanın 35. maddesi “6183 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir” hükmü gereğince maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğu-
Haczin ...2019 tarihinde, iptali istenilen tasarrufun ise ...2015 tarihinde yapılmış olması nedeni ile bedel farkı gerekçesinin dayanağı olan İİK'nun 278/3-2 maddesinin somut olayda uygulanması mümkün değil ise de; davalı borçlunun taşınmazı devrettiği davalı 3. kişinin şirketinde çalıştığı, taşınmazı daha sonra devralan davalı dördüncü kişinin ise; davalı üçüncü kişinin eşinin kardeşi olduğu, böylece İİK'nun 280/1. maddesi gereğince davalı borçlunun mali durumu ile, alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğu-
"Satış bedeli" ile "satış tarihindeki gerçek değer" arasında "pek aşağı bir bedel farkı" bulunmadığından, iptâl nedeni olamayacak satışlar-
Davacı ile davalı borçlu şirket arasında satış vaadi sözleşmesi düzenlenmiş olduğu, davalı borçlu müteahhit firmanın yaptığı inşaat neticesinde kendi adına alacak taşınmazı 60.000,00 TL bedelle satıldığı, aldığı bedel karşılığında da bononun düzenleneceğinin kararlaştırıldığı, alacağın dava konusu tasarruf tarihinden önce doğduğunun belirlendiği, dava konusu gayrımenkulün tapuda gösterilen değeri ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında misli aşan farkın da bulunduğu-
Mahkemece, taraflarca aynen paylaştırılması istenen 19 adet bağımsız bölüm ve bunları paylaşacak 8 adet paydaş ve ölen paydaşların mirasçısı bulunduğuna göre paydaşların bir kısmının rızasının olması halinde başkaca alternatifler araştırılarak, kabul eden tarafların payı müşa bırakılmak veya gerektiğinde ivaz ilavesi yapılmak suretiyle aynen taksimin mümkün olup olmadığı yönünde bilirkişi raporu alınarak taksim suretiyle ortaklığın giderilmesi gerektiği, çekilecek kura sonucunda kendisine daha kıymetli taşınmazlar isabet eden tarafa ivaz bedeli farkını hükümden önce depo etmesi için kesin süre verilmesine, depo edildiği takdirde taksim suretiyle ortaklık giderilmesine, depo edilmediği takdirde aynı hak karşı tarafa tanınmasına, her iki tarafın da ivaz bedelini kesin süre içerisinde depo etmemesi durumunda ise şimdiki gibi satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmesi gerektiği-
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.
