Haczin ...2019 tarihinde, iptali istenilen tasarrufun ise ...2015 tarihinde yapılmış olması nedeni ile bedel farkı gerekçesinin dayanağı olan İİK'nun 278/3-2 maddesinin somut olayda uygulanması mümkün değil ise de; davalı borçlunun taşınmazı devrettiği davalı 3. kişinin şirketinde çalıştığı, taşınmazı daha sonra devralan davalı dördüncü kişinin ise; davalı üçüncü kişinin eşinin kardeşi olduğu, böylece İİK'nun 280/1. maddesi gereğince davalı borçlunun mali durumu ile, alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğu-
"Satış bedeli" ile "satış tarihindeki gerçek değer" arasında "pek aşağı bir bedel farkı" bulunmadığından, iptâl nedeni olamayacak satışlar-
Davacı ile davalı borçlu şirket arasında satış vaadi sözleşmesi düzenlenmiş olduğu, davalı borçlu müteahhit firmanın yaptığı inşaat neticesinde kendi adına alacak taşınmazı 60.000,00 TL bedelle satıldığı, aldığı bedel karşılığında da bononun düzenleneceğinin kararlaştırıldığı, alacağın dava konusu tasarruf tarihinden önce doğduğunun belirlendiği, dava konusu gayrımenkulün tapuda gösterilen değeri ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında misli aşan farkın da bulunduğu-
Mahkemece, taraflarca aynen paylaştırılması istenen 19 adet bağımsız bölüm ve bunları paylaşacak 8 adet paydaş ve ölen paydaşların mirasçısı bulunduğuna göre paydaşların bir kısmının rızasının olması halinde başkaca alternatifler araştırılarak, kabul eden tarafların payı müşa bırakılmak veya gerektiğinde ivaz ilavesi yapılmak suretiyle aynen taksimin mümkün olup olmadığı yönünde bilirkişi raporu alınarak taksim suretiyle ortaklığın giderilmesi gerektiği, çekilecek kura sonucunda kendisine daha kıymetli taşınmazlar isabet eden tarafa ivaz bedeli farkını hükümden önce depo etmesi için kesin süre verilmesine, depo edildiği takdirde taksim suretiyle ortaklık giderilmesine, depo edilmediği takdirde aynı hak karşı tarafa tanınmasına, her iki tarafın da ivaz bedelini kesin süre içerisinde depo etmemesi durumunda ise şimdiki gibi satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmesi gerektiği-
Satış dışındaki temliklerde önalım hakkının kullanılması mümkün olmayıp, trampaya konu edilen taşınmazlar arasındaki değer farkının tapuda trampa olarak yapılan temlikin aslında satış olduğunu göstermeye yeterli olmayacağı-
Davalılar C. Y. ve M. A. aleyhine açılan davada "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiğinden, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden tarafların haklılık durumuna göre karar vermek gerektiğinden bu yönden yapılan incelemede; davacının, davalı C. Y.'dan dava açılış tarihi itibariyle alacaklı olduğu, davalının borç ödemesinin dava açılış tarihinden sonra gerçekleştiği, davalı C. Y.'ın davalı M. A.'a yaptığı davaya konu gayrimenkul satışının davalı borçlu C. Y.'ın alacaklısından mal kaçırmak kastıyla yaptığının ve diğer davalı M. A.'ın davalı C. Y. 'ın bu durumunu bildiği kanaatine ulaşıldığından, davacının davalılar C. Y. ve M. A.'a karşı tasarrufun iptali davası açmakta haklı olduğu kanaatine ulaşıldığından, "yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar C. Y. ve M. A. üzerinde bırakılmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş olmasında" bir isabetsizlik bulunmadığı-
Taşınmaz devir tarihinin, borcun doğum tarihinden önce devrin yapılması, satışa konu hissesinin değeri ile satış bedeli arasında fark olmaması ve davalıların borçlunun içinde bulunduğu mali durum ile alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden oldukları ispatlanamadığından tasarrufun iptali davasının reddedileceği ve bu hükmün onanması gerektiği-
Rızai taksim sonucu kendisine verilen hisseyi kardeşine satan borçlunun bu tasarrufunun iyiniyet ve bedel farkına bakılmaksızın İİK 278/3-1 madde gereğince iptale tabi olduğu; dava konusu hisse satışının davacının takip konusu alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak iptaline karar verilmesi gerektiği-
Davalı tarafından borçlunun vekiline yapılan ödemenin taşınmaz satımından başka bir nedenden kaynaklandığı hususunun ispat edilememesine, ödenen miktarın da bedele eklenmesi gerekmesine, bedel farkı oluşmadığı gibi borçlu ile davalı 3. kişi arasında akrabalık, ortaklık, ticari ilişki gibi davalı borçlunun, alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek bir durumun da söz konusu olmamasına göre açılan tasarrufun iptali davasının reddine karar verilmesi gerekeceği-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.