Uyuşmazlığın, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre bu hususun tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplandığı-
İtiraz dilekçesindeki alacaklı, borçlu ve alacak tutarının, üçüncü kişiye tebliğ edilen haciz müzekkeresiyle aynı olduğu görüldüğünden, şikayetçi üçüncü kişinin, maddi hata sonucu dosya numarasının itiraz dilekçesinde yanlış yazılması hakkın zayiine neden olmayacağı-
İcra takibiyle talep edilen bakiye alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden mahkemece ilamlı takibin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Davacının çalışma süresi ihtilaflı olup, davacının emekli olduktan sonra çalıştığına ilişkin SSK belgelerinde belli bir tarihten sonra kayıtlara geçmiş hizmetinin tespit edilemediği, davacıya hizmet tespiti davası açması için süre verilmesi ya da çalıştığına ilişkin beyanda bulunan tanıkları çağrılarak ayrıntılı beyanlarının alınarak sonuca gidilmesi gerektiği-
Yargıtay bozma ilâmına uyulmakla meydana gelen usulî kazanılmış hak kuralı usul hukukunun ana esaslarından olmakla ve Yargıtayca titizlikle gözetilmekle birlikte bu kuralın açık bir maddi hata hâlinde dahi katı bir biçimde uygulanması bazı Yargıtay kararlarında adalet duygusuyla, maddi olgularla bağdaşmaz bulunmuş ve dolayısıyla giderek uygulamada uyulan bozma kararının her türlü hukuki değerlendirme veya delil takdiri dışında maddi bir hataya dayanması hâlinde usulî kazanılmış hak kuralının hukuki sonuç doğurmayacağı- Yargıtay'ın kararında (onama/bozma) hukuki yönden bir değerlendirme yapılmış ve deliller belirli bir doğrultuda değerlendirilerek bir karar verilmiş ise kararı veren Daire hukuki görüş değiştirse veya delil değerlendirmesinin yanlış olduğunu sonradan benimsese dahi burada maddi hatadan söz edilemeyeceği- Bu yönüyle şeklî anlamda kesinleşen kararla ilgili yeniden delil değerlendirmesi yapılarak maddi hata denetimi adı altında davanın tekrar kanun yolu denetimine tâbi tutulması ve bu suretle şekli anlamda kesinleşen kararın ortadan kaldırılması mümkün olmadığı- iş kazasından kaynaklı asıl davada maddi tazminat, birleşen davada ise manevi tazminat talebiyle açılan eldeki davada, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne ilişkin verilen karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedildiği, kararın davalı vekilince temyizi üzerine Özel Dairece davalı işverenin iş kazası sebebiyle kusurunun bulunmadığından davanın reddi gerektiği gerekçesiyle bozulduğu, İlk Derece Mahkemesince önceki hükümde direnildiği, direnme kararının davalı vekili tarafından temyizi üzerine Özel Dairece bu kez temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının onandığı, onama kararının taraf vekillerine tebliği sonrası davalı vekilinin 19.03.2025 tarihli dilekçe ile maddi hata düzeltim talebinde bulunduğu, Özel Dairece hüküm altına alınan tutarların ayrı ayrı temyiz kesinlik sınırının altında kaldığı, temyiz kesinlik sınırının da direnme kararını inceleyecek olan Hukuk Genel Kurulunca değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle onama kararı kaldırılarak dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderildiği, İlk Derece Mahkemesince verilen direnme kararının miktar itibarıyla kesin olması durumunda Özel Dairece esasa yönelik inceleme yapılması mümkün olmadığından hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat miktarlarının ayrı ayrı kesin olduğundan bahisle maddi hata sonucu bu hususun gözden kaçırılarak kararın onandığı gerekçesiyle onama kararı kaldırılıp direnme kararının temyizen incelenmesi için dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu-
İİK.'nun 58. maddesi gereğince alacak miktarının Türk Lirası ile gösterilmesinin zorunlu olduğu ve bu hususun kamu düzeninden olup mahkemece re'sen gözetileceği- Aynı takip dosyası üzerinden İİK 58/3'e göre ilk takip talebi iptal edilmeden, alacaklının talebi ile yeni bir takip talebi sunularak ödeme emrinin çıkarılmasının mümkün olmadığı-
Kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayanılarak taşınmazın taşınmaz alıcı adına tescili için gerçekleşmesi gereken koşullar-
İcra mahkemesine arzedilen hususların ivedi işlerden sayılacağı ve bu işlerde basit yargılama usulü uygulanacağı (-6352 s. Kanunla değişik- İİK. mad. 18/1) İtirazın 1086 sayılı HUMK. döneminde yapılmış ve tahkikat aşamasına geçilmiş bulunduğu dikkate alındığında, artık gider avansı yatırılmaması nedeni ile davanın (talebin) reddine karar verilemeyeceği (HMK. mad. 114/g, mad. 448)-
4. HD. 24.04.2023 T. E: 2021/26744, K: 5517
Tavzih istenebilmesi için hükmün kesinleşmesini beklemeye gerek yoktur. İlam tamamen icra edilinceye kadar tavzih istenebilir. Hüküm ancak onu vermiş mahkemece tavzih edilebilir. Dosya kapsamından, davalının soyadındaki karışıklık nedeniyle hükmün infaz edilemediği, mahkeme kararının infaz kabiliyeti bulunmadığı için müphem olan hükmün tavzihi talebinin reddine karar verilmesinin hükmün bozulmasına neden olacağı-
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.
