İİK'nun 331. maddesinde öngörülen suçun oluşup oluşmadığı hakkında karar verecek olan mahkemenin, alacaklı tarafından borçlu hakkında asliye hukuk (ticaret) mahkemesinde açılmış olan tasarrufun iptâli davasına ilişkin dosyayı da inceleyerek sanığın hukuki durumunu değerlendirmesi gerekeceği–
Takibin kambiyo hukukuna ilişkin olmasının ve kesinleşmesinin alacağın gerçek olmadığı iddiasının incelenmesine engel olmadığı-
6100 sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca tasarrufun iptali davalarında incelemenin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, kamu düzenine aykırılık olup olmadığının ise re'sen gözetileceği- Yine; HMK'nun 357. maddesine göre de ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağı-
12. HD. 06.06.2023 T. E: 2068, K: 3994
Tasarrufun iptali davalarında alacaklıya alacağını tahsil olanağı sağlanırken bu alacaklının alacağının şeklen varlığının değil, gerçekliğinin amaçlandığı- Ancak bu amaç için ve davalı üçüncü kişinin alacağın gerçek olmadığı yönünde bir iddiası olması gerektiği gibi bu iddianın somut olgulara dayandırılması gerektiği- Her soyut iddia için tasarrufun iptali davasına bakan hakimi, alacağın var olup olmadığını ticaret hukuku ilkeleri içerisinde bir menfi tesbit yargılaması gibi araştırma zorunluluğunu doğurmayacağı- Öncelikle, davalı üçüncü kişinin alacağın gerçek olmadığı iddiasının gerisinde alacaklı ve borçlunun anlaşma ile böyle bir borcu yaratabileceği yönünde ciddi şüphe uyandıran verilerin sunulması gerektiği- Davalı üçüncü kişi tarafından alacağın gerçek olmadığı yönünde bir iddia ileri sürülmediği gibi cevap dilekçesi dahi sunulmamış, takip dosyasındaki hacizlerde üçüncü kişilerin istihkak iddiaları ile karşılaşılmış, davacı alacaklı ile borçlunun anlaşarak bir borç ilişkisi ve devamında takip yarattıkları gibi bir durumun bulunmadığı anlaşılmış olduğundan, bu olguların ötesine geçilerek tasarrufun iptali davasında davacı alacaklının alacağının gerçek olduğunu ispatla sorumlu tutulmasın davacının adil yargılanma hakkını ihlal edeceği-
İİK. mad. 94 uyarınca yetki belgesi alan alacaklının, TMK. mad. 562 uyarınca açtığı tenkis istemli davada, önceden tasarrufun iptali istemi ile dava açılmış oması nedeniyle derdestlikten söz edilemeyeceği-
Hakimlerin hukuki sorumluluğunun HMK. mad. 47'de öngörülmüş olduğu- İcra mahkemesi kararlarının hüküm ve sonuç doğurması için kesinleşmesine gerek olmadığından, icra mahkemesi kararı ile "ödeme emrinin iptali"nin sonucu olarak taşınmaz üzerindeki haciz kalkmış olacağı ve bu kararın icra müdürlüğüne ibrazı ile mahcuz taşınmaz mülkiyeti üçüncü kişi üzerinde iken, haczin terkin edilmiş olduğu- Alacaklının takip konusu alacağını alıp almayacağı henüz belli olmadığından ve alacaklının tasarrufun iptali davası açabilme, borçlunun başka mal ve alacakları üzerine haciz koydurabilme ve alacağını tahsil edebilme imkanı varken takip dosyası işlemsiz bırakılarak bu davanın açıldığı görülmekte olup davacı vekilinin "geçici veya kesin aciz belgesi almadıklarını İİK'nun 277 ve devamı hükümlerine göre tasarrufun iptali davası da açmadıklarını" beyan ettiği de anlaşıldığından, icra hakiminin davaya konu kararı ile bir zararın meydana geldiğinin söylenemeyeceği-
Mahkemece, talimatla yapılan haciz işleminin yeterli olduğu kabul edilmiş ise de, borçlunun tutuklu olduğu dönemde yapılan bu haciz işleminin takip dosyasındaki taşınmazlarla birlikte değerlendirildiğinde "geçici aciz belgesi" niteliğinde olduğunun söylenemeyeceği, aciz halinin mevcut olup olmadığının, tasarrufun iptali davasına bakan mahkemece re'sen gözetileceği-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.