HMK.m.394 vd. maddelerce verilen tedbir kararlarının esası ve infazına yönelik şikayetlerde tedbir kararını veren mahkemenin görevli olacağı-
İcra dairesine yatırdığı paranın alacaklıya ödenmesine açtığı olumsuz tesbit davasında mahkemeden aldığı ihtiyati tedbir kararı ile engel olan borçlunun, paranın alacaklıya ödenebilir hale geldiği (yani, ihtiyati tedbirin kalktığı) tarihe kadar faiz ödemek zorunda olduğu–
Dava dilekçesinde taşınmazın dava dışı 3. kişilere satılmış olması ihtimalinde 3. şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk edeceğinden nakden tazmin talep edildiği de açıklanmış, taşınmazı satın alan 4. kişiye karşı dava yöneltilmemiş, o halde talep İİK 283/2 maddesine dayanılarak bedel tazmini talebine dayanmakta olup, bu durumda bedele dönüşen davada davalılar tazminat miktarı kadar tüm mal varlıkları ile sorumlu olduklarına göre İlk Derece Mahkemesince İİK'nın 281/2. maddesinin 2.cümlesi uyarınca icra dosyası ve borcun dayanağı olan belgeler getirtilip, incelenmek ve değerlendirmek suretiyle karar vermek gerekirken, "Davacılar vekilinin ihtiyati haciz talebinin, yukarıda özetlenen dava dilekçesinden anlaşıldığı gibi ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkin talebinin yargılamayı gerektirmesi, davanın esasını çözücü nitelikte haciz kararı verilemeyeceği anlaşılmakla yasal koşulları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine" şeklinde değerlendirme yapılarak talebin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Mahkemece feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması ve ihtiyati tedbir dolayısıyla davalının alacağını geç almış olması halinde, davalı-alacaklı lehine tazminata (İİK.m.72/4) hükmolunması gerekeceği-
TC. Ziraat Bankası’nın harçlar kanunu mad. 28 uyarınca; başvurma harcı, peşin harç ve vekalet suret harcından muaf olduğu, bu muafiyetin tahsil harcını da kapsamadığı
Takip konusu alacak kira alacağı olup, yazılı kira sözleşmesinde miktarı ve vadesi açıkça yazılı olduğundan takip konusu kira alacağının belli ve muayyen ve likit olduğu ve mahkemece davacının talebi üzerine icra dosyasına yatacak olan paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda tedbir kararı verildiği görülmüş olduğundan davalı kiraya verenin vekilinin %40 (şimdi %20 ) icra tazminatı isteminin kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Tazminat davası-
Dava açılmadan önce talep edilen ve değişik iş dosyası üzerinden karara bağlanan ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz talepleri hakkında, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı- Zorunlu arabuluculuk kapsamında olan bir uyuşmazlık söz konusu olsa dahi arabulucuya başvurulmadan doğrudan değişik iş dosyası üzerinden geçici hukukî koruma talep edilebileceği, ancak, dava ile birlikte talep edilen ve esas dosyası üzerinden karara bağlanan ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz taleplerinin ise, dava şartı olan arabuluculuk bakımından asıl davaya tâbi olduğu- Zorunlu arabuluculuğa tabi bir davada, arabulucuya başvurmadan tedbir talepli olarak dava açılmışsa, mahkemenin davayı usulden reddetmesi ve aynı gerekçeyle tedbir talebini de reddedilmesi gerektiği- Esas hakkındaki dava için zorunlu olan arabuluculuk dava şartından, bu dava içerisinde istenilen geçici hukukî himaye talepleri de etkileneceği- Eldeki çek istirdatına ilişkin davanın dava şartı (zorunlu) arabuluculuk kapsamında kaldığı ve esas hakkındaki dava için zorunlu olan arabuluculuk dava şartından, bu dava içerisinde istenilen geçici hukukî himaye talepleri de etkileneceğinden, Mahkemece dava şartı olan arabuluculuk yönünden bir inceleme ve araştırma yapılmadan, bu konuda bir karar verilmeden, tedbir taleplerinin esasının incelenmesinin usûl ve yasaya aykırı olduğu-
Dava, İİK’ nun 67. maddesi uyarınca; davacı bankanın yetkili hamili, davalının keşideci olduğu çeke dayalı ilamsız icra takibine yapılan “itirazın iptali” istemine ilişkindir. Davacı bankanın dava konusu çeki ciro yolu ile dava dışı şirkete verdiği kredinin teminatı olarak devraldığı ihtilafsızdır. Mahkemece, davacı bankanın taraf olmadığı, davalı tarafın açmış olduğu menfi tespit davasının kabul edildiğinden hareketle “davalının sebepsiz zenginleşmediğini ispat ettiği” gerekçesiyle “davanın reddine” karar verilmesi doğru görülmemiştir. Somut olayda, davacı bankanın dava dışı kredi borçlusu şirketten alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacak miktarı araştırılıp belirlendikten sonra, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi bozma gerektireceği-
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.
