Davacı avukatın iddia ettiği alacağın varlığı ve miktarı ancak yargılama sonunda belirlenebilecek durumda olup, vadesi gelmiş borçtan söz edilemeyeceği- İhtiyatı haciz kararı verilebilmesi için gerekli yasal şartların oluştuğu da ispat edilmemiş olduğundan, ihtiyati haciz kararı verme koşullarının oluştuğundan söz edilemeyeceği, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi gerektiği-
Taraf yokluğunda verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebileceği,itiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabileceği, aleyhine ihtiyati tedbir istenenlerin ancak yokluklarında verilen tedbir kararına karşı itiraz ve kanun yoluna başvurma hakkının mevcut olduğu, yüze karşı verilen ihtiyati tedbir kararlarına karşı ise itiraz ve temyiz yolunun kapalı olduğu-
Talebe konu ilacın, hastalığının tedavisinde ... öneme haiz ve kullanılmasının zorunlu olup olmadığı, davaya konu ilaçla yapılacak tedavinin bilinen mevcut tedavi yöntemlerine göre özellikle sürekli olarak daha etkin ve daha yararlı olduğunun ve kullanılmasının tıbben zorunlu bulunduğunun, ilacın kullanılmaması halinde bu durumun davacının sağlığında ciddi, hızlı ve geri dönüşü olmayan bir bozulmaya ya da ölüme ya da yaşam beklentisinde ciddi azalmaya veya yoğun acıya sebep olacağı konusunda kabul görmüş ve tedbir kararı için dayanak alınacak yeterlilikte bir tıbbı otorite raporunun dosyada bulunmadığı anlaşılmakta olup bu aşamada talebin sonucu itibarıyla ihtiyati tedbirin mahiyetini aşacak ve davayı esastan çözecek nitelikte tedbir kararı verilmemesi ve bu bağlamda Uyuşmazlığın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği-
Davacı teminat yatırmak suretiyle aldığı icra veznesine girecek paranın alacaklıya verilmemesi yönündeki tedbir kararını icra dosyasına intikal ettirdiğinden, icra müdürlüğünce de ... tarihli kararla ihtiyati tedbir kararı doğrultusunda işlem yapıldığından alacağına kavuşmakta geciken davalı lehine tazminata hükmedilmesi gerekeceği-
İhtiyati haciz kararına istinaden ihtiyati haciz uygulanması, genel anlamda bir takip işlemi olmayıp, niteliği itibariyle tedbir vasfında bulunduğundan, mahkemece icra dairesinin yetkisizliğine karar verilmesinin ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını gerektirmeyeceği-
Uyuşmazlık, şirket hissesinin belirlenen bedel karşılığında devri vaadini içeren ikale sözleşmesinden kaynaklanan hisse devri, devrin tescili ve cezai şart alacağı istemine ilişkindir...
Her biri 15.000,00 TL olan 10 adet çek için açılan menfi tespit davasında, daha sonra bu çekleri ödediği ileri sürülerek 03.01.2017 tarihinde davanın tamamen ıslah edilerek menfi tespit davası alacak davasına dönüştürülmüş olup; istinaf mahkemesince davanın ıslah edildiği gözden kaçırılarak 2 çek için menfi tespit kararı verilmesinin doğru olmadığı; ıslah vakıasının gözden kaçırıldığı ve tedbir kararı verilen iki çekin ödenip ödenmediğinin incelenmediği, davaya konu iki adet çekin keşidecisi tarafından ıslah tarihinden önce çek hamiline ödenip ödenmediğinin net olarak araştırılması, ödenmişse davacının alacağının yeniden hesaplanması, ödenmemişse yapılan hesaplama doğru olduğundan alacak talebinin reddine karar verilmesi gerektiği-
Davacı-borçlu başlatılmış ve devam eden icra takibi için menfi tespit davası açmadan değişik iş dosyası ile HMK m. 389 vd.'a dayanarak ihtiyati tedbir talebinde bulunamayacağı, bu nedenle mahkemece davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine dair vermiş olduğu kararda isabetsizlik bulunmadığı-
Çekte ciranta konumunda olan takip alacaklısının, açılmış olan menfi tespit davasının tarafı olmadığından alınan ihtiyati tedbir kararının kendisi hakkında hüküm ifade etmeyeceği-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.