Köyde ulaşım sorunu olmayan benzer yakınlıktaki köylerde veya Çine’nin daha mütevazi mahallelerinde, borçlunun ailesi ile birlikte oturabileceği bir evin asgari değerinin belirlenmesi gerekirken, köy halkının genelde kendi ihtiyaçları için ev yaptıkları, satma amaçlı konut inşaatı olmadığı, ancak yeniden yapılanmak üzere eski evler bulunan arsa ve arazilerin satılabileceği gerekçesiyle, borçlunun sosyal durumuna uygun olmayan, ilçe içindeki satılık sitelerdeki dairelerin bedellerini esas alan ve bozma kararında eksikliği belirtilen hususlara açıklık getirmeyen raporun baz alınarak karar verilmesinin doğru olmadığı-
Saklı nüfus olduklarını iddia edenlerin aile kütüklerine tescil için müracaat makamının illerde valilikler, ilçelerde kaymakamlıklar olduğu hükme bağlandığından, doğum ve ölüm olaylarının nüfus kütüğüne geçirilmesinin nüfus idaresine verilmiş idari bir görev olduğu- Hakimin, nüfus kayıtlarında düzeltme yapılmasına karar verirken, bu kayıtlar arasında çelişki meydana getirmemek ve hayatın olağan akışına ters düşecek durumlara yol açmamaya özen göstermek zorunda olduğu-
Davalı yanca açılan davanın zaman aşımına uğradığı iddia edilmiş ise de, davaya konu kredinin 31/01/2013 ve 12/02/2014 tarihli kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredilerin tahsiline ilişkin olduğu, kredinin ödenmemesi üzerine hesabın 26/03/2014 tarihinde kat edildiği, 2014 yılı içerisinde alacağın tahsiline yönelik olarak takip yapıldığı, takip sonucu ipotekli taşınmazların alacağa mahsuben 02/07/2015 tarihinde satışının gerçekleştirildiği, rehin açığı belgesi alındığı, eldeki davanın ise 12/09/2017 tarihinde açıldığı gözetildiğinde davalı yanın iddia ettiği 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolmadığı-
3. HD. 24.10.2018 T. E: 3645, K: 10506-
Tacir olarak basiretli davranması gereken davalının, keşidecileri ve lehdar-cirantaları farklı olan çok sayıda hırsızlık iddiasına konu çeki yeterli araştırmayı yapmadan iktisabında ağır kusurlu olduğundan davalıdan istirdatına karar verilmesi gerektiği-
Destekten yoksun kalma tazminatının doğması için, ölen kişinin üçüncü kişiye yardımda bulunmasının destek olunması gereken bir durum olduğu; bu anlamda desteğin, tazminat hakkı bulunan kişiye fiilen, düzenli ve sürekli bir şekilde bakan veya bakması kuvvetle muhtemel kişinin olması gerektiği; desteğin, ölüm halinde fiilen mevcut olmasının şart olmadığı; ilerde destek olunmasının mümkün olduğu; çocukların anne-babaya destek olmaları hayatın olağan akışına uygun bir durum olmadığı; Yargıtay kararlarında açıkça evladın ileride babasına veya annesine destek olacağının kabul edildiği, bunun aksini iddia edenin ispat etmek zorunda kalacağı-
Vekilin üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlü olduğu- Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranışların esas alınması gerektiği- Vekilin vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altında olduğu- Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğünün daima mevcut olduğu- Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi,ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu gözardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermeyeceği- Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekilin değinilen maddenin uyarınca sorumlu olduğu-
Ziynet alacağı davası- Davanın konusuz kalması- Davacının asli talebi ziynet eşyalarının aynen iadesine yönelik olup ıslah dilekçesi ile somut olarak tespit edilen ziynet eşyaları yanında, paketli olması ve keseye atılması nedeniyle tespit edilemeyen 87 adet hediyenin takdiri mahkemeye bırakılarak dava değerini belirlediği- İlk derece mahkemesince "somut olarak tespit edilen 118.046,06 TL değerinde ziynet eşyaları yanında 87 adet hediyenin çeyrek altın olduğu kabul edilerek 24.795 TL olmak üzere toplamda 142.841 TL alacağın faiziyle birlikte ödenmesine" şeklinde karar verilmiş ve bu karar davacı vekili tarafından 87 adet hediyenin tamamının çeyrek altın olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığı belirtilerek istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince "hükmün usul bakımından kaldırılması" nedeniyle bu itirazın incelenmediği anlaşılmakla, taraflar arasında ihtilafsız bir alacaktan söz edilemeyeceği- Kaldırma kararı sonrasında davacı vekilinin beyanına bakıldığında "davalı tarafından yapılan ödemelerin Mahkemenin ilk kararı doğrultusunda gerçekleştirildiği" anlaşıldığından ,"ilk kararda hüküm altına alınan ziynet eşyalarının bir kısmının aynen bir kısmının ise nakden iade edildiği ve bu şekilde borcun ödendiği" gerekçesiyle davanın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği- Yargılamanın yürütülerek taleplerin esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesinin istenmesinde davacının hukuki yararının bulunduğu-
Ceza mahkemesinin verdiği beraat kararı hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte değilse de, davalı hakkında yağma suçundan açılan ceza davasında davalı beraat etmiş olup, dosyaya sunulan delillerden senedin yağma fiili ile alındığına dair somut ve inandırıcı delile de rastlanmamış olduğundan, davacı senet nedeniyle borçlu olmadığını kanıtlayamamış olduğu ve mahkemece buna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Davacının 17 yıllık bir çalışma hayatında bir kez yapılan ve menfaate dayanmayan kısa sürelik izinsiz bir çalışmasının fesih gibi ağır bir sonuçla karşılaşması eylemin cezaya oranlılık ilkesi ve hakkaniyetle bağdaşmayacağından kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmesinin gerekeceği-
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.
