Davalı vekilinin mazereti reddedildikten sonra tahkikat aşamasının bittiği tefhim edilmeden hüküm kurulmasının, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğu-
Senetlerin arkasındaki cirolara göre hamilin kambiyo hukukuna göre takip hakkına sahip ve yetkili hamil olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre «takibin iptaline» ya da «takibin iptali isteminin» (şikayetinin) reddine karar verilmesi gerekeceği—
Lehine ciro yapılan kimsenin ciroda gösterilmesine gerek bulunmadığı gibi cironun sadece cirantanın imzasından ibaret olabileceği—
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda, davacı tarafından çalındığı iddia edilen çeke ilişkin olarak mahkemece, çekin keşide tarihinde davacı vakfı temsile yetkili kişiler belirlenip çek üzerindeki imzaların bu yetkililere ait olup olmadığı yönünde bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği-
Davacı ile dava dışı İnşaat ve Tic. Ltd. Şti. arasında görülen davada, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin menfi tespit talebine konu dört adet çek kapsamında incelenerek karar verildiği, eldeki davada ise davacı, dava dışı İnşaat ve Tic. Ltd. Şti. ile imzalanan faktoring sözleşmesi uyarınca dava dışı şirkete yapılan ödemeler ve alınan temlikler kapsamında dava dışı şirketten alacaklı olduğunu iddia etmekte olup, söz konusu menfi tespit davasında verilen kararın eldeki davada kesin delil niteliğinde olmadığı- Davacı ile dava dışı şirket arasında imzalanan genel faktoring sözleşmesi ve bu sözleşme uyarınca yapılan işlemlerin, diğer bir deyişle aralarındaki faktoring ilişkisinin sözleşme kapsamında incelenmesi, gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırılarak sonucunda davacı şirketin alacağının belirlenmesi hâlinde, davalı kefillerin kefalet limitleri ile sınırlı olarak sorumlu olduklarının kabulüne, aksi hâlde asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesi gerektiği- Dava dışı ... İnşaat ve Tic. Ltd. Şti. ile davacı arasında görülen ve faktoring şirketine verilen dört adet çeke ilişkin menfi tespit davasının eldeki asıl ve birleşen davada kesin delil olduğu gerekçesiyle verilen direnme kararının yerinde olmadığı- "Dava dışı şirket ile davacı ... arasında görülen menfi tespit davasında alınan bilirkişi raporu ile sözleşme ilişkisinin değerlendirildiği ve dava dışı şirketin borçlu olmadığına karar verildiği, bu nedenle aynı sözleşmede kefil olarak yer alan davalıların sorumluluklarının bulunmadığı, menfi tespit davasında verilen kararın eldeki asıl ve birleşen davada kesin delil niteliğinde olduğu" görüşünün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Takip konusu çeklerin “teminat çeki” olduğunun, taraflar arasındaki sözleşme içeriğinden ve alacaklının cevap dilekçesindeki açıklamalardan anlaşılması halinde, mahkemece “takibin iptaline” karar verilmesi gerekeceği-
Davacı keşideci tarafından davalı lehtar aleyhine İİK.’ nun 72. maddesine dayanılarak çek nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti istemiyle açılan davada, çekin takibe konulmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve bu çek nedeniyle keşideci ve lehtar aleyhine icra takibine girişen yetkili hamil durumundaki dava dışı şirket tarafından tedbire itiraz edilmiştir. Tedbire itiraz eden menfi tespit davasının tarafı değildir. Davanın tarafı olmayan 3. kişileri etkileyecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemez. Mahkemece bu yönler gözetilmeden itiraz eden vekilinin itirazının reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulmasına neden olacağı-
Bonoyu elinde bulunduran kimsenin, son ciro beyaz ciro olsa dahi, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşılması halinde, 'yetkili hamil' sayılacağı; bonoda ilk cironun lehdara ait olması gerektiği, lehdarın cirosundan sonra senedi devralan hamillerin 'yetkili hamil' sayılacağı-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.