Kambiyo hukuku bakımından üzeri çizilen veya iptal edilen cironun yok hükmünde olduğu, bu durumda, davalı alacaklı banka, 6102 sayılı TTK’nun 790. maddesi gereğince, dava ve takip konusu çekteki ciro silsilesine göre bu çekin yetkili hamili olmadığından, temlik eden davalı banka tarafından bu çeke dayalı takip yapılamayacağı, bu itibarla mahkemece davacının menfi tespit davasının bu gerekçeyle kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle kabulünün doğru olmadığı, hükmün bu nedenle bozulması gerekir ise de, bu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği-
Alacaklı vekili tarafından çeke dayalı olarak borçlu keşideci şirket ile diğer borçlu lehtar ciranta şirket hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığı, borçluların imzaların şirket yetkililerine ait olmadığını ileri sürerek imza itirazında bulunduğu, bilirkişi raporunda sadece bir şirket yönünden imza incelemesinde bulunulup, diğeri yönünden inceleme yapılmadığı, bu şirket yönünden de imza incelemesi yapılarak karar verileceği-
‘Tavzih’ talebi üzerine verilen kararların temyiz edilebileceği–
“Bedeli tahsil içindir”,”kabz içindir”,”vekaleten” şeklinde bir ibare kullanılmak suretiyle, cironun tahsil için yapıldığı konusunda bir açıklık bulunmaması halinde, cironun temlik için yapıldığının kabul edileceği-
Alacaklının, takip dayanağı çeklerde, lehtarın cirosu ile değil, lehtardan sonra gelen cirantaların cirosu ile yetkili hamil sıfatını kazandığı görüldüğünden, alacaklı hamilin, imzaya itiraz eden lehtarın imzasının sıhhatini bilemeyeceğinden ağır kusurlu kabul edilemeyeceği, ayrıca, alacaklının çeki takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu da ispatlanamadığına göre, tazminattan sorumlu tutulması isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığı-
Dava konusu bonoda, lehdar durumunda bulunan davalı şirketin, menfi tespit davasında pasif husumet ehliyetine sahip olduğu-
İstinaf başvurusunda bulunanın yalnızca takip borçlularından ......... olduğu sabit olduğu üzere sadece bu borçlu yönünden hüküm kurulması gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince “2” numaralı bentte “takibin iptaline” şeklinde karar tesis edilmesi isabetsiz olup, anılan yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığı-
Sahte ve tahrif edilmiş çekin ödenmiş olmasından doğan zararın muhatap bankaya ait olacağı; 3167 s. K. değişik 10. maddesi uyarınca hamile ödeme yapan muhatap bankanın da aynı yasal düzenleme kapsamında sorumlu olacağı- Muhatap bankanın ödediği bu meblağı keşideciden rücuen talep edebileceği, rücu sırasında keşidecinin çekin sahte olduğu savunmasıyla karşılaşabileceği ve keşidecinin bu tutarı ödemekten kaçınabileceği- 3167 s. K. -değişik- mad. 10 uyarınca ödeme talebiyle karşılaşan muhatap bankanın da imza kontrolü yapmak hak ve mükellefiyeti bulunduğundan, mahkemece dava konusu çekteki imzanın keşideciye ait olup olmadığı yönünde araştırma yapılarak toplanacak delillere göre karar verilmesi gerekeceği-
Takibe konu bonolarda borçlunun lehdar ciranta olmasına rağmen 31.03.2013 vade tarihli bono için, 2 iş günü çektikten sonra 03.04.2013 tarihinde ödememe protestosu düzenlendiği, buna göre alacaklının, itiraz eden lehtar cirantayı, 31.03.2013 vade tarihli bono yönünden, takip hakkının bulunmadığının anlaşıldığı, o halde, mahkemece, bu husus re'sen gözetilerek, 31.03.2013 vade tarihli bono için, İİK.nun 170/a maddesi uyarınca itiraz eden borçlu yönünden takibin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
«Takip konusu bononun kendisine ibraz edilmesi halinde ödeyeceğini» ihtarname çekerek alacaklıya bildiren borçlunun, yapılan icra takibinde icra giderlerinden sorumlu olmayacağı—
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.
