Müflisin ipotekle temin edilmiş borçlarında, iflasın açılması ile faizin kesilmeyeceği, ipotekli alacağın ipotekli taşınmazın satışına kadar işleyecek faizinin de, -ipotek limiti içinde kalmak koşulu ile- rüçhanlı alacak olarak masaya kaydedilmesi gerekeceği-
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık asıl davada eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili, birleşen davada eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili, asıl ve birleşen karşı davalarda ise ayıplı imalât bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
İflas sıra cetvelinde “başka bir alacaklının kabul edilen miktar kadar alacağı bulunmadığını ya da sırasına yönelik itiraz”ın, o alacağın sırada terkin edilmesi talebini içermesi nedeniyle şikayet olarak icra mahkemesine değil İİK.’nun 235/II maddesi uyarınca sırasına itiraz edilen alacaklıya husumet yöneltilerek, dava yolu ile genel mahkemede ileri sürülmesi gerekeceği-
Müflis bankanın aval verdiği yabancı para alacağına ilişkin senetten dolayı sorumlu tutularak senet bedelinin iflâs tarihindeki Türk Lirası karşılığının iflâs masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı–
Haczedilmezlik şikayetinde verilen tedbir kararının zamanaşımını kesmeyeceği-
Şikayetçinin, iflas masasına alacak kaydı yaptırmasının, iflâs idaresince, ayrıca yetki verilmedikçe tek başına, kendisine İİK'nun 134. maddesinde belirtilen dava açma hakkı kazandırmayacağı-
Takip talebinde bulunulması ile bononun bağlı olduğu üç yıllık zamanaşımı süresinin kesilerek, yine aynı süreli zamanaşımının işlemeye başlayacağı-
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı alacağının 218.810,51 TL asıl, 3.229,61 TL işlemiş faiz olmak üzere 222.050,12 TL olduğu gerekçesiyle, anılan meblağın iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verildiği ve bu kararın onandığı-
Kanun koyucu, tasarrufun iptali davasını düzenlemek suretiyle (İİK m. 277-284), borçlunun, hacizden veya iflasından önceki bir tarihte malvarlığına dahil bazı değerleri hukuken geçerli bir takım tasarrufi işlemlerle malvarlığı dışına çıkarmış olması halinde, aciz vesikası sahibi alacaklıyı ve iflas halinde iflas alacaklılarını korumak maksadıyla tasarrufi işlem konusu malların, belirli şartlar altında tekrar alacaklının cebri icra sahası içine çekilebilmesine veya iflas masasına alınabilmesine imkan tanımıştır. Davacının (alacaklının) bu davayı açabilmesi bazı şartlara bağlıdır.  İİK'nın 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması,  borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması,  iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin bulunması gerekmektedir. Haciz tutanağında, borçlunun haczedilebilir hiçbir malının bulunmadığı açıkca yazılı değilse veya borçlunun haczedilen mallarının takdir edilen kıymetine göre takip konusu alacağı karşılayacağı anlaşılmakta ise, böyle bir haciz tutanağı aciz belgesi niteliğinde değildir ve alacaklı, böyle bir haciz tutanağı ile iptal davası açamaz. İlk derece mahkemesince davanın kabul gerekçesi olarak, taşınmazların akit tablolarında yazılı değerleri ile mahkemece belirlenen değerleri arasında 30 katı aşan fark gösterilmiştir. Fakat, taşınmazlar üzerinde bulunan rehin ve hacizler ile ilgili araştırma yapılmadığı, tasarruf tarihindeki miktarlarının araştırılmadığı görüldüğünden, bu sonuca ulaşmak yeterli bulunmamıştır.
Taraflar arasındaki yargılamanın yenilenmesi davası-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.