Davalı şirkette ortak olan davacının haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesi talebi- Dosyada bulunan SGK yazı cevabına göre davacı pay sahibinin, 2015-2017 yıllarına ilişkin prim borçlarını hissesine düşen oranda ödediği, davacının kâr payı almadığı ve şirketin 2016 yılı kaydi öz sermayesinin 729.619,85 TL olduğu, borca batık olmadığı halde, iki ortaklı şirkette, diğer hakim ortağın yönetici sıfatıyla şirket işlerinde gerekli özeni göstermemesinin sonucu olarak, şirketin prim borçlarını ödemek zorunda bırakılan küçük pay sahibi davacının ortaklığa devam etmesinin beklenemeyeceği-
Taşınırlarda mülkiyetin nakli için taşınırın teslimi gerekeceğinden (MK. 763) ve taşınırın zilyedi onun maliki sayılacağından (MK. 985); taşınır niteliğinde bulunan makinanın, davacı tarafından davalıya teslimi ve halen zilyetliğinin de davalıda bulunması karşısında, yasanın zilyet lehine koyduğu karinenin aksinin davacı tarafından kanıtlanması gerekeceği–
Uyuşmazlık, adi ortaklık sözleşmesi gereğince davacıya ödemenin yapılıp yapılmadığı noktasında olup, davada ispat yükü, borç ilişkisini kabul etmekle birlikte ödeme iddiasında bulunan davalı tarafta olması gerekeceği-
4 nolu mesken yönünden katkı payı alacağı isteği-
Erkeğin hesabına yatırılan paranın eşten gizlenmiş olmasının, kadın lehine katılma alacağı hesabında dikkate alınmasını gerektirmeyeceği-
Tasfiye ile artık ortaklık malvarlığı para haline dönüştürüleceği, borçların ödeneceği, sermaye değerleri ortaklara iade edileceği ve geri kalan meblağın ortaklar arasında kar ve zararın paylaşılması esasına göre dağıtılacağı- Ortaklar tasfiyeyi istememiş olsalar bile, ortaklık sona ermekle kendiliğinden tasfiye aşamasına girileceği- Tasfiyede sözleşme özgürlüğü esasının benimsenmesinin bir sonucu olarak ortakların; ortaklığın tasfiyesi bakımından kanundaki hükümlere uygun tasfiyeyi kendi aralarında anlaşarak gerçekleştirebileceği, ancak tasfiye husunda ortaklar anlaşamazlar ve tasfiye istemi ile mahkemeye başvururlarsa, bu durumda tasfiyenin mutlaka mahkeme tarafından bizzat gerçekleştirilmesi gerektiği-
Yokluğunda alınan haciz kararından ve istihkak iddiasından haberdar edilmeyen, İİK.nun 103. maddesi gereğince kendisine davet kağıdı da tebliğ edilmeyen borçlunun, istihkak iddiasına karşı tutumu belirlenemediğinden hukuki dinlenilme hakkını kullanabilmesi bakımından davalı sıfatı ile davaya katılmasının sağlanması için, davacı 3. kişiye süre verilerek taraf teşkilinin sağlanması, tarafların tüm delillerinin toplanıp birlikte değerlendirilmesinin ardından, gerçekleşecek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, defterlerini usulünce tasdik ettirmeyen tacirin bu defterleri lehine delil olarak kullanamayacağı, ancak kanuna uygun tutulmayan ticari defterlerin içeriğinin sahibi aleyhine delil sayılacağı, davacı tarafından davalıya kesilen ürün faturalarının davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı ürün bedellerinin verilen çekler ile ödendiğini ifade etmiş ise de, buna ilişkin bir delil sunmadığı, bu nedenle incelenen ticari defterlere göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, İcra Müdürlüğü’nün dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın üzerinden iptaline bu miktara takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı aleyhine % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verileceği-
Her ne kadar davalı şirket yöneticileri tarafından davacı adına imza atılmak suretiyle sahte belge düzenlendiği ceza mahkemesi kararı ile sabit olup şirketin feshi talebi için haklı sebep olarak değerlendirilmesi gerekir ise de eldeki davanın açıldığı tarih itibarı ile bu dava yönünden haklı neden oluşturmaz, ancak somut olayda şirket yönetiminde %50 pay sahibi olan ..............'ın 08.08.2016 tarihli e-mailinde davacıya hitaben "Canım keşke karın kadar delikanlı olabilseydin en azından o bana ağır küfür etti küçük ...... bir alkoliksin ve bence süper salaksın pazartesi avukatımla görüşeceksin bundan sonra sana bol şans bebeğim" şeklinde onur kırıcı söylemleri ve 30.07.2016 tarihli whatsapp yazışmalarına göre davacı ile yönetici ortak arasında cereyan eden bu durumun 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesinde düzenlenen haklı nedeni oluşturduğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Başka mal rejimi seçilmediğinden, eşler arasında evlenme tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM'nin 170.m.), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise, yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olması gerekeceği-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.