Davalı, "davacının kardeşi ile borçlu şirket yetkilisinin oğlunun arkadaş olduğunu, takip konusu alacağın gerçek bir alacak olmadığını, haciz tutanağının borçlu şirketin adresinde tutulmadığını ve sahte olarak düzenlendiğini, bu konudaki savcılık soruşturmasının ve İcra mahkemesine açtıkları davanın derdest olduğunu" belirterek "davanın reddini" savunmuşsa da, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın davalılar arasında satışına ilişkin tasarruf işleminin davacının icra dosyası üzerinden alacak ve fer'ileri ile sınırlı olarak iptaline, anılan taşınmaz üzerinde davacıya icra dosyası üzerinden alacak ve fer'ileri ile sınırlı olarak cebri icra yetkisi verilmesine ve iptali istenen tasarrufun, tasarruf tarihindeki rayiç bedeli,  takip konusu alacak miktarından daha düşük olduğundan vekalet ücreti ve harcın tasarruf değeri üzerinden hesaplanması gerektiği-
İhtiyati haciz kararının infaz edildiği icra dosyası getirtilerek itirazın süresinde olup olmadığı değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı-
İstinabe olunan icra dairesinin haczi uygulamakla görevi sona ereceği, haciz tutanağı takip dairesine göndermesi gerektiği, İstihkak iddiası ile ilgili işlemlerin takip dairesince yapılması gerektiği-
Uyuşmazlık; davacı tarafça üçüncü haciz ihbarnamesine karşı açılan menfi tespit davasının kabulüne karar verildiği eldeki davada, davacı yararına vekâlet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır..
Dava dayanağı takip dosyasında 20.02.2020 tarihinde yapılan hacizde adresin borçluya ait olup olmadığı anlaşılamadığından haciz yapılamamış olmasına, İİK'nun 105.maddesinde belirtildiği şekilde davalı borçlu M. C.' nin tespit edilen adreslerinde yapılmış bir haciz bulunmamasına, İİK'nun 143.maddesinde belirtilen aciz belgesinin de sunulmamış olmasına göre "davanın kabülüne" ilişkin kararın usul ve kanuna uygun olduğu-
Satış isteme sürelerinin başlaması için ihtiyati haczin kesin hacze dönüşmesi gerektiği- İtirazın iptaline karar verilmesiyle icra takibinden önce alınan ihtiyati haciz kesin hacze dönüşeceği- Mahkemece kesin haciz tarihinden itibaren alacaklı bankanın haczinin düşüp düşmediğinin İİK.' nun 106 ve 110 maddeleri uyarınca saptanarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
Dosyaya ibraz edilen haciz tutanak tarihine göre; İİK'nın 278/2 nci maddesinde belirlenen 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, davalı üçüncü kişinin, İİK'nın 280/1 inci maddesi gereğince davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişilerden (akrabası, arkadaşı vs) olduğunun davacı vekili tarafından somut deliller ile ispat edilemediğinin anlaşılmış olmasına göre davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Üçüncü kişiler tarafından haczedilen mallar paraya çevrilmeden önce, o mal üzerine -o malın aynından kaynaklanmayan- kamu alacağı için haciz konulursa, kamu alacağının İİK’nun 100. maddesindeki koşullar aranmaksızın hacze aynı derecede iştirak edeceği ve satış bedelinin garameten paylaştırılması gerekeceği—
Borçlu şirket adresine gönderilen ödeme emrinin, borçlunun çalışanı sıfatı ile davacı üçüncü kişi tarafından tebliğ alınmış olmasının, davacı tarafça ibraz edilen adi nitelikteki kira sözleşmesinin ve herkes adına düzenlenmesi olanaklı faturaların kesin ve inandırıcı delil niteliğinde olmaması nedeniyle davacı “üçüncü kişi tarafından açılan istihkak davasının reddine” karar verilmesi gerekeceği-
Tasarrufun iptali davasında, mahkemece, davalı-alıcının 'tapuda gösterilen değer dışında gerçek değerin satıcıya ödendiği' yönündeki savunması dikkate alınarak, davalının buna ilişkin banka hesap hareketleri, ödeme dekontları getirtildikten sonra, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.