İçerik Akışı
İcra ve İflâs Hukukuna İlişkin 'Makale ve İnceleme Yazıları', 'Hukuki Mütalâalar' ve Yüksek Mahkemenin Önemli İçtihatları (Ücretsiz Kitap Duyurusu)
Sevgili Meslektaşlarıma...
Cebrî İcra Kanunu Taslağı
Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan İcra ve İflas Kanunu Bilim Komisyonunca hazırlanan Cebrî İcra Kanunu Taslağı, karşılaştırma cetveli ve görüş bildirim formu ile birlikte yayımlanmıştır.
Mükerrer kadastro- Hak düşürücü süre- Tapu kütüğü-
Mükerrer kadastro (çifte tapu) durumunun giderilmesi amacıyla açılan davada, ikinci kadastro işleminin ilk kadastronun kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre dolmadan yapılmış olması ve davacı Hazine'nin tapu siciline güvenerek hareket etmesi nedeniyle, 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesindeki hak düşürücü sürenin Hazine aleyhine işletilemeyeceği, bu sebeple mahkemece işin esasına girilerek mükerrerliğe konu taşınmazın ilk kadastro tespiti tarihi itibarıyla kime ait olduğunun belirlenmesi gerektiği ve direnme kararının bozulması gerektiği- "3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastro veya tapulaması yapılmış olan yerler ikinci defa kadastroya tâbi tutulmuşsa ikinci kadastronun bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılacağı, bu hüküm uyarınca kesinleşmiş olması kaydıyla ilk tespit esas alınarak verilen direnme kararının usul ve yasa hükümlerine uygun olduğu ve onanması gerektiği" görüşünün Kurul çoğunluğunca benimsenmediği-
İskân ruhsatı- Dürüstlük kuralına aykırılık- Hakkın kötüye kullanılması-
Yükleniciden temlik yoluyla bağımsız bölüm satın alan davacının, inşaatın iskân ruhsatını almak için üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmesine rağmen, iskânın arsa sahipleri tarafından çatı katında yapılan ruhsata aykırı ilaveler nedeniyle alınamadığı, arsa sahiplerinin kendi kusurlu davranışlarıyla iskân alımına engel olmalarının TMK'nın 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırılık ve hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiği, bu nedenle davacının tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne dair verilen direnme kararının onanması gerektiği- "Sözleşmeye göre iskân ruhsatı alma yükümlülüğünün yüklenicide olduğu, inşaatın iskâna aykırı ve kaçak durumda bulunması nedeniyle yüklenicinin edimini tam olarak yerine getirmediği, dolayısıyla ondan hak devralan davacının da tescil talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle direnme kararının bozulması gerektiği" görüşünün Kurul çoğunluğunca benimsenmediği-
Temyiz edilebilirlik sınırı- Hizmet alım sözleşmesi- Hazine yardımı-
İlk Derece Mahkemesince verilen direnme kararlarının miktar itibarıyla temyiz edilebilirlik sınırının belirlenmesinde, HMK'nın 341/2. maddesinde öngörülen istinaf kesinlik sınırının uygulanması gerektiği ve dava konusu miktarın bu sınırı aştığı kabul edilerek işin esasının incelenmesine geçildiği; esasa ilişkin olarak ise, davacı şirketin imzaladığı hizmet alım sözleşmesinin tarihleri dikkate alındığında 5510 sayılı Kanun'un 81/1-(ı) maddesindeki Hazine teşvikinden 01.03.2011 tarihine kadar yararlandığı ve 6111 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası bu tarihten itibaren yararlanma hakkının kalmadığı- Karşı oy yazısında "Bölge Adliye Mahkemesinden geçerek Yargıtay denetimine tabi olan dosyalarda, direnme kararını İlk Derece Mahkemesi vermiş olsa dahi temyiz kesinlik sınırının HMK'nın 362/1-a maddesinde düzenlenen temyiz sınırı (378.290 TL) olarak uygulanması gerektiği ve dava konusu alacağın (119.256,71 TL) bu sınırın altında kaldığı gerekçesiyle temyiz isteminin miktar yönünden reddine karar verilmesi gerektiği" görüşünün ileri sürüldüğü-
Vasiyetnamenin iptali- Tenkis talebi- Hak düşürücü süre-
Dava dilekçesinde vasiyetnamenin iptali talebinin yanı sıra "saklı payların verilmediği" ve "mahfuz hisse araştırması yapılması" şeklindeki ifadelerin yer aldığı, mahkemece de başlangıçta bu beyanlar doğrultusunda tenkis talebinin varlığı kabul edilerek davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacı vekilinden açıklama istendiği gözetildiğinde; dava dilekçesindeki bu beyanların tenkis talebini de içerdiğinin kabulü ile hak düşürücü sürenin dolmadığı değerlendirilerek, tenkis istemi yönünden eksik harcın tamamlatılıp esasa girilmesi gerektiği-
Soybağının reddi- Babalık davası- Dava şartı-
Davacı tarafından kayden baba görünen kişiye karşı soybağının reddi ve biyolojik babaya karşı babalık hükmü kurulması istemiyle açılan davada, yargılama sürecinde başka bir mahkeme kararıyla kayden baba ile olan soybağının zaten iptal edilmiş ve kesinleşmiş olması karşısında, babalık davasının önündeki hukuki engelin kalktığı gözetilerek davanın biyolojik baba yönünden görülmesi gerektiği-
Malullük aylığı- Kamu düzeni- Re'sen araştırma-
Adli Tıp Kurumu raporuyla çalışma gücünün en az %60'ını kaybettiği tespit edilen davacının, bu rahatsızlığının sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce de mevcut olduğunun anlaşılması karşısında, kamu düzenine ilişkin ve re'sen araştırma ilkesinin geçerli olduğu bu davada 5510 sayılı Kanun'un 25/2. maddesi gereğince malullük aylığından yararlanamayacağı-
Yönetim kurulu başkanı- Sorumluluk- Haklı sebep- Hukuki yarar-
Belediye iştiraki olan şirkette belediye başkanlığını temsilen yönetim kurulu başkanı olarak görev yapan davacının, şirketin ödenmeyen prim borçlarından 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesi uyarınca müşterek ve müteselsil sorumluluğunun bulunduğu gözetilerek, şirketin mali rasyo oranının düşük olması nedeniyle nakit sıkıntısı yaşamasının yönetici açısından sorumluluğu kaldıran bir "haklı sebep" teşkil etmeyeceğine, tebliğ edilmeyen ödeme emri yönünden hukuki yarar yokluğuna ve taraflar arasındaki diğer bir dava dosyasının kesin hüküm oluşturup oluşturmadığının araştırılması gerektiğine işaret edilerek direnme kararının bozulması gerektiği-
Bilirkişi raporuna itiraz- İstinaf-
Davalı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ve bu dilekçeye atıf yaptığı istinaf başvurusunda, ilave tediye alacağının hesabında esas alınan emsal işçinin statüsü ve ücret tespiti hususuna açıkça itiraz ettiği anlaşıldığından, bu konunun istinaf incelemesinde değerlendirilmesi gerektiği ve istinaf itirazı bulunmadığı gerekçesiyle verilen direnme kararının yerinde olmadığı-
