İçerik Akışı

İcra ve İflâs Hukukuna İlişkin 'Makale ve İnceleme Yazıları', 'Hukuki Mütalâalar' ve Yüksek Mahkemenin Önemli İçtihatları (Ücretsiz Kitap Duyurusu)

Sevgili Meslektaşlarıma...

Dördüncü kişi konumundaki şahıslar yönünden tasarrufun iptali- Taşınmazın aynı tarihlerde ve tamamen aynı silsile takip edilerek birbiri ardına devredilmesi-

Tasarrufun iptali davalarında, borçlu ile doğrudan işlem yapmayıp dava konusu malı sonradan iktisap eden dördüncü kişi konumundaki şahıslar yönünden işlemin iptaline karar verilebilmesinin, bu kişilerin borçlunun alacaklılardan mal kaçırma ve ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kötüniyetli kimselerden olduğunun ispatlanması şartına bağlandığı- Borçluya ait birden fazla taşınmazın aynı tarihlerde ve tamamen aynı silsile takip edilerek birbiri ardına devredilmesi ile devredilen malların fiilen borçlunun yakınları tarafından kullanılmaya devam edilmesi şeklindeki hayatın olağan akışına aykırı olguların, son devralan kişinin borçlunun mali durumunu ve mal kaçırma kastını bildiğine dair yasanın aradığı açık emareleri tereddütsüz biçimde ortaya koyduğu-

Tasarrufun iptali davası- Ayni hak- Şahsi hak- Borçlu ile üçüncü kişi arasındaki ilişki-

Tasarrufun iptali davalarının ayni hak tesisi amacını taşımayıp alacaklıya yalnızca alacağını tahsil kabiliyeti sunan şahsi bir hak bahşettiği gözetildiğinde, davanın kabulü hâlinde işleme konu malvarlığının iptal ve tescili yerine, alacaklıya münhasıran takibe konu alacak ve fer'ileriyle sınırlı olmak üzere haciz ve satış yetkisi verilmesi gerektiği- Borçlu ile lehine tasarruf yapılan üçüncü kişi arasındaki akrabalık ve ortaklık ilişkisi sebebiyle işlemin kanun gereği mutlak surette iptale tabi olmasında bir isabetsizlik bulunmasa da, ilk derece mahkemesince kurulan hükümde tanınan haciz ve satış yetkisinin salt dayanak takip dosyasındaki alacak miktarı ile sınırlandırılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğu-

İtirazın iptali- Tahkim şartı- Münhasır yetki- Cezai şart- Yabancılık unsuru barındıran hukuki ilişkiler-

İtirazın iptali davalarının takibe sıkı sıkıya bağlı olduğu, bu sebeple uyuşmazlığın çözümünde takibe dayanak yapılmayan başka bir sözleşmedeki tahkim şartının değerlendirilemeyeceği- Yabancılık unsuru barındıran hukuki ilişkilerde akdedilen milletlerarası yetki sözleşmelerinin, iç hukuktaki her kesin yetki kuralının milletlerarası usul hukuku bağlamında "münhasır yetki" teşkil etmemesi nedeniyle doğrudan bertaraf edilemeyeceği- Şirket ortakları arasındaki salt cezai şart alacağının tahsilinin devletin mutlak egemenlik alanına girmediği hususu gözetilerek, takibe dayanak yetki sözleşmesinin geçerliliği incelenmeden iç hukuktaki kesin yetki kuralı dayanak yapılarak davanın usulden reddine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu- Karşı oy yazısında “bozma kararında merciin bizzat mahkemenin yetkili olup olmadığı hususunda kesin bir tespitte bulunması gerektiği” görüşünün ileri sürüldüğü-

Arabuluculuk dava şartı- Görevsiz mahkemede dava açılması- Adil yargılanma hakkı- Mahkemeye erişim hakkı- Usul ekonomisi-

Görevsiz mahkemede dava açıldıktan sonra ancak dosyanın görevli iş mahkemesinin esasına kaydedilmesinden önce arabuluculuk başvurusunda bulunularak başvurunun sonuçlandırılması durumunda arabuluculuk dava şartının yerine getirilmiş olacağı-

Davalılar arasında farklı tarihlerde yapılan para transferlerinin tasarrufun iptali davası açısından değerlendirilmesi (İİK m. 278, 280)-

Davalı üçüncü kişi tarafından devir tarihinden bir gün önce 'arsa bedeli' açıklamasıyla yapılan havalenin taşınmaz hisse devir bedeline ilişkin olduğu, taşınmazın devir tarihinden sonra gerçekleşen para transferlerinin ,se devirden önceki tanışıklığı ispata elverişli olmadığı- Taraflar arasındaki devirden yaklaşık bir ay kadar önce yapılan para transferlerinin hangi amaçla yapıldığının belirlenmesi, bu tarih aralığına ilişkin banka hesap hareketleri ile dekontların getirtilerek değerlendirme yapılması, dekontlarda ve hesap hareketlerinde herhangi bir açıklama bulunmaması halinde üçüncü kişiden 'para havalesi yapılmasının sebeplerinin' açıklattırılarak, İİK. m. 280 anlamında taraflar arasında tanışıklık olup olmadığı ve davalı üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu bilen veya bilmesi gereken yakınlıktaki kişilerden olup olmadığının tespiti gerektiği-

Marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i, ticaret unvanının terkini ile maddi ve manevi tazminat istemleri- Marka koruma alanları ile haksız rekabetin koruma alanının kesişmesi- Davalının iflası-

6769 s. Sınai Mülkiyet Kanununun, özel hükümlerle haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirdiği- Marka koruma alanları ile haksız rekabetin koruma alanının kesişmiş olduğu dava konusu olayda yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacak olduğu- Somut olay bakımından SMK ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek talebin, haksız rekabete dair kısmı yönünden reddi gerektiği- Davalının iflasına karar verildiği ve tasfiyeye başlandığı anlaşıldığından, müflis şirket yönünden hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatların 'iflas masasına kayıt ve kabulüne' şeklinde hüküm kurulması gerektiği- "Tasfiyesine başlanılmışsa da iflas kararı ile ilgili basit tasfiye kararı verilmiş olup 2. alacaklılar toplantısının yapılmadığı, davacı şirketin iflas masasına alacak kaydı talebi bulunmadığı anlaşıldığından, kayıt kabul davası olamayacağı" şeklindeki karşı görüşe itibar edilmediği-

Kamu düzenine aykırılık- Tanıkların dinlenilmesi- Nispi istinaf sebepleri-

İstinaf incelemesinin, kamu düzenine aykırılık hâlleri ayrık olmak üzere münhasıran istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı- Dilekçeler teatisi aşamasında usulüne uygun şekilde dayanılmayan tanıkların mahkemece dinlenerek beyanlarının hükme esas alınmasının kamu düzenini ilgilendiren mutlak bir istinaf sebebi olmayıp, tarafça ileri sürülmesi gereken nispi bir usul hatası niteliğinde olduğu- Nispi istinaf sebeplerinin Bölge Adliye Mahkemesince resen dikkate alınamayacağı ve mutlaka kanun yoluna başvuran tarafça açıkça ileri sürülerek karara olan etkisinin ortaya konulması gerektiği- Yargılama aşamasında karşı tarafın tanıklarının dinlenilmesine itiraz edilmemesi ve istinaf kanun yolu başvurusunda da bu usuli hatanın açıkça bir istinaf sebebi olarak gösterilmemesi karşısında, kamu düzenine aykırılık teşkil etmeyen bu hususun istinaf merciince kendiliğinden denetim konusu yapılarak delillerin dışlanmasının istinaf sebepleriyle bağlılık ilkesine aykırılık teşkil ettiği-

Sulh sözleşmesi- Marka tescili- Kötüniyetli tescil başvurusu- Dürüstlük kuralı-

Taraflar arasında kesinleşmiş bir sulh sözleşmesi bulunmasına rağmen, başvuru sahibinin kullanmaktan feragat ettiği sınıfları da kapsayacak şekilde marka tescil sürecine devam etmesinin dürüstlük kuralına açıkça aykırılık teşkil ettiği- Kötüniyetli tescil başvurusunun başlı başına bir marka hükümsüzlüğü nedeni olduğu gözetilmeden uyuşmazlığın salt bir sözleşmeye aykırılık davası gibi değerlendirilerek reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu- Karşı oyda ise "Sulh protokolündeki taahhüdün ancak markanın ticari hayatta fiilen kullanılması hâlinde ihlal edilebileceği ve salt tescil başvurusunun eylemli ihlal oluşturmadığı" gerekçesiyle direnme kararının onanması gerektiği görüşünün ileri sürüldüğü-

Cins tashihi- İhale öncesinde şikayet konusu yapılan hususlar- Sadece alacaklının pey sürmesi- İhalenin feshi-

Cins tashihi ve yola terk işleminin yapılmaması ve taşınmazın tapuda 'tarla' iken 'arsa' vasfına dönüşmeden satışın yapılmasının ihalenin feshine neden olacağı-