Kendi ticari mevcudiyetleri dahi bizatihi şirkete bağlı olduğu gibi konkordatoya tabi olan borçları için ayrı bir kaynakları, malvarlıkları ve özgün projelerinin bulunmadığı, bu durumda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından davacı gerçek kişiler yönünden konkordatonun tasdikine karar verilmesinin doğru görülmediği-
Kısa kararla gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni olduğu-
Borçlunun konkordato projesine esas olan mali verileri şeffaf ve denetime elverişli olması gerektiğinden davacı borçlunun konkordato projesinde konkordatoyu başarıya ulaştıracak nitelikte somut bir faaliyet ve bu faaliyet sonucunda elde edilecek gelir projeksiyonu belirtilmediği gibi geçici mühlet sürecinde düzenlenen komiser raporunda davacının faaliyetinin bulunmadığı ve davacı borçlunun aktif ve pasif malvarlığının değerlendirilmesinde ise varlıklarının borçlarını karşılamadığı yani borca batık olduğu anlaşıldığına göre; iflas kararı verilmesi gerektiği-
Konkordatoda amacın, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran, daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmak olduğu; konkordato ile alacaklıların, alacaklarının bir kısmından vazgeçtikleri ve/veya borçluya, ödeme konusunda belirli bir vade tanıdıkları- Konkordatonun iflas ertelemenin aksine şirket kurtarma yolu olmadığı ve alacaklıların alacağına kavuşmasını amaçlayan bu kurum özünde borçlu şirketin faaliyetlerine devamını sağlamayı ve bu sayede borçların ödenmesini amaçladığı- Konkordatonun tasdik şartlarından birinin alacaklının eline olası bir iflasta geçecek bedelden daha fazlasının geçmesi olduğu ve bunun aslında konkordatonun amaçladığı sonuçlardan biri olduğu- Konkordato sürecinde, yargılama sırasında değişen sermaye artırımı, iş ortaklığı yapılması vs. gibi durumların da nazara alınması, değişen hususların projenin uygulanabilirliğine etkisinin tartışılması gerektirdiği-  Somut uyuşmazlıkta, hükümden sonra sunulan kayyım raporları uyarınca davacı şirketin, konkordato projesinde öngörülen ödeme planına uymaya muktedir olamadığı; durumda mahkemece şirketin güncel durumu ve borç ödeme kabiliyetini yitirmiş olduğu değerlendirilerek gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılıp iflas kararı verilecekse İİK. 292/son maddesi de nazara alınarak bir karar verilmesi gerektiği-
Alacaklı tarafından konkordato projesine “Ret” oyu kullanılmışsa da, İİK. 304/1 uyarınca itiraz sebeplerini tasdik duruşmasından en az üç gün önce yazılı olarak bildirmediği ve tasdik duruşmasına katılmadığı anlaşılan alacaklının, İİK. 308/a uyarınca mahkemece verilen tasdik kararını istinaf hakkı bulunmadığı- "İİK 308/a'da belirtilen 'itiraz eden alacaklı' deyiminden sadece tasdik duruşmasından önce itirazlarını yazılı olarak bildirerek tasdik duruşmasına katılan alacakların kastedilmediği, alacaklılar toplantısında ya da yedi günlük iltihak süresi içinde 'Ret' oyu veren alacaklıların da kararı istinaf edebileceği, İİK 308/a'da, konkordato hakkında verilen karara karşı borçlu veya konkordato talep eden alacaklının kararın tebliğinden; itiraz eden diğer alacaklıların ise, tasdik kararının ilânından itibaren istinaf yoluna başvurabileceğinin düzenlendiği, alacaklılar yönünden kanun yoluna başvuru süresi ilândan itibaren başladığına göre, itiraz eden alacaklının tasdik duruşmasına katılma şartının aranmadığı, bu nedenlerle alacaklılar toplantısında ya da iltihak süresi içinde olumsuz oy kullanarak iradesini belli eden alacaklının kanun yoluna başvuru hakkının kabulünün gerektiği" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Konkordato mühleti talep edildikten sonra koşulların oluşması halinde, davadan feragat edilse de, iflas kararı verilmesi gerektiği-
Konkordato istemine ilişkin davada, davacı borçlunun iflasa tabi olduğu gibi doğrudan iflas hallerinden en az birisinin de bulunduğunun anlaşılması ve bu nedenle iflas kararı dışında bir karar verilemeyeceği gibi bu kararın gecikmeksizin de verilmesinde yasal zorunluluk bulunması halinde, İİK’nın 292/son maddesi gereğince borçlunun dinlenmemesinin istinaf sebebi yapılmaması, kamu düzenine ilişkin bir durum olup re'sen dikkate alınmalı mıdır?
Konkordato talep eden borçlu şirket yetkilisinin mahkemeye çağrılarak dinlenmeden borçlu şirketin iflasına karar verilemeyeceği-
Çekişmeli alacağın nisaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına dair yapılan incelemenin, alacağın esasına ilişkin ayrıntılı bir inceleme olmadığı, yalnızca söz konusu alacaklılara oy hakkı tanınıp tanınmayacağına yönelik olduğu- Alacağın mevcudiyeti ve miktarı hakkındaki kararın, söz konusu alacağı esastan inceleyecek mahkemeye ait olacağı- Bildirilen alacağın bir kısmının borçlu tarafından itiraza uğrayarak kabul edilmemesi ve itiraza uğrayan kısmın nisaba dahil edilmemesinin alacaklının bu miktarda alacağı bulunmadığına dair maddi anlamda kesin hüküm oluşturmayacağı- Müdahil bankaların çekişmeli alacağının nisaba katılmamasına dair yapılan inceleme ve mahkeme ara kararında hukuka aykırılık bulunmadığı- İİK m. 305'de öngörülen diğer tasdik şartlarının sağlandığı da gözetildiğinde mahkemece konkordatonun tasdikine karar verilmesi yerindeyse de, mahkemece yapılan tasdik yargılamasında, komiser dinlenmeden karar verilmesinin doğru olmadığı, konkordato ile ilgili yasada düzenlenen sürelerin kesin olması ve geriye dönük olarak bu işlemlerin tekrar edilmesi hukuken mümkün görülmediğinden, bu yanlışa değinilmekle yetinildiği-
Konkordato davası-
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • kayıt gösteriliyor