HMK.'nın yürürlüğünden sonraki vekaletnamelerde ahzu kabz yetkisi olmasa bile avukatın parayı çekebileceği-
Borçlu vekilinin vekaletnamesinde davadan ve kanun yollarından feragate, kabul, sulh gibi en geniş anlamda feragat kabul yetkilerinin mevcut olduğu görüldüğünden, mevcut vekaletname, HMK'nun 73/1. maddesi kapsamında genel vekaletname olup, bunun takibe itirazdan vazgeçme yetkisini de kapsayacağı-
TMK mad. 297 uyarınca; tanımanın iptali davasının anaya ve çocuğa karşı açılacağı, 426/2 uyarınca; yasal temsilcisi (annesi) ile küçüğün menfaati çatıştığında küçüğe kayyım atanacağı hükme bağlandığından, olayda küçüğe kayyım atanması gerektiği- Davanın kamu düzenini ilgilendirmesi bakımından kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın soybağının doğru olarak tespit edilmesi zorunlu olduğundan, iddia ile ilgili olarak mahkemenin belirleyeceği resmi bir kuruluştan DNA incelemesi yaptırılması gerektiği hususu gözetilmeden salt taraf beyanları ve mahkeme dışı davalı tarafından özel bir merkezden alınan rapora itibar edilerek, davanın kabulüne karar verilemeyeceği- Tanımanın iptali davası açma ve bu davayı takip etme, şahsa bağlı bir hakkın kullanımı niteliğinde olup, vekaletnamede özel yetkinin varlığının gerektiği-.
Mahkemece davanın reddine karar verilip davadan el çekildikten sonra taraf vekillerince verilen dilekçelere istinaden ek karar ile davanın feragat nedeniyle reddine, davalı yana vekalet ücreti tayin ve takdirine yer olmadığına karar verilmiş olmasının yerinde olmadığı-
Davalı şirketin yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkin davada, davacılar vekilinin davadan feragate ilişkin beyanının -vekaletnamesinde HMK. mad. 74 'e uygun şekilde bu konuda özel bir yetkisi bulunduğu da gözetildiğinde- HMK. mad. 307 vd. uyarınca sonuç doğurucu nitelikte olduğu; feragati teminen onanan yerel mahkeme kararının kadırılması, yerel mahkeme kararının bozulması, bozma sebep ve biçimine göre davalı vekilinin karar düzeltme isteminin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği-
Şirketin İİK'nın 179. ve TTK'nın 376. maddeleri uyarınca iflasına karar verilebilmesi için borca batıklığın tesbitinin şart olduğu- İflas kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece bu tesbitin yapılması için davacı tarafça bilirkişilerin ücretinin karşılanması adına avans yatırılmaması halinde HMK'nın 325. maddesi uyarınca bu giderin ileride ilgili taraftan tahsil edilmek üzere hazineden (suç üstü ödeneğinden) karşılanması gerektiği-
Ahzu kabz yetkisine yer verilmemiş olmasının, avukatın bu yetkiye sahip olmadığı anlamına gelmediği, tam aksine bu yetki vekaletname ile birlikte vekile tanınan yetkiler arasında yer aldığından, aksi açıkça belirtilmedikçe, avukatın ahzu kabz yetkisine sahip olduğu- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01/10/2011 tarihinden önce düzenlenmiş ve "ahzu kabz" yetkisi içermeyen vekaletnamelere dayanılarak 01/10/2011 tarihinde ve sonrasında vekaletnamede bulunmayan bir yetkinin, dolayısıyla "ahzu kabz" yetkisinin vekalet verenin iradesine aykırı bir şekilde kullanılamıyacağı-
Davalıların eski yöneticisi oldukları sermaye şirketinin, faaliyetlerini ortaklardan aldığı sermaye payları ile bundan elde ettiği kazançlarla yürüteceği; hayatın olağan koşulları gereğince de sermaye payının zamanında tahsil edilmemesinin şirketi zarara uğratacağı; statüleri gereği basiretli bir tacir gibi hareket etmek durumunda olan davalı yönetim kurulu üyelerinin (E-TTK'nın 320/1. md.), bunları zamanında tahsil etmemesinin, bu yönde herhangi bir faaliyette bulunmamasının zarar oluşturduğu; davalılar yönünden de kusur teşkil edeceği; bunları denetlemeyen denetçiler açısından da kusur oluşturacağı; ayrıca, şirket zararının oluşması için, öncelikle sermaye taahhüt eden ortaklar aleyhine takipte bulunulmasına veya dava açılmasına da gerek olmayacağı; zamanında tahsil edilmeyen apel borcunun, şirket için zarar oluşturduğundan tahsilde tekerrür olmamak üzere şirketin, kusursuzluklarını kanıtlayamaması halinde, bunu davalılardan isteyebileceği-
Taraf vekillerinin asıl ve karşı davadan feragatine ilişkin bir hüküm verilmesini teminen yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği-
Davacı vekilinin HMK’nun 74. maddesine uygun şekilde davadan feragate yetkili olduğu anlaşılmış olup feragat beyanı sonuç doğurucu nitelikte olduğundan, davadan feragat nedeniyle yeni bir karar verilmek üzere mahkeme kararının bozulması gerekeceği-