Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davasında dosya üzerinden karar verilemeyeceği-
Nüfus kaydının düzeltilmesi davası, şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanımı niteliğinde olduğundan; davanın vekil eliyle açıldığı hallerde, vekile bu konuda özel yetki verilmesinin gerektiği, vekile özel yetkinin verilmediği durumlarda mahkemece, tarafa uygun süre tanınmasının gerektiği- Bütün mirasçıların, davalı sıfatı ile davaya katılmaları ile taraf teşkilinin sağlanacağının, mahkemece re'sen gözetileceği- İptaline karar verilen kaydın, davacının bekarlık kaydı olup olmadığı araştırılmadan, nüfus yer değiştirme tutanakları ve nüfus hareketlerine ilişkin diğer tutanaklar getirtilip, gerektiğinde bilirkişi raporu aldırılıp veya somut olaydaki iddia ile ilgili olarak DNA testi yaptırılıp, oluşacak sonuca göre adı geçenlerin aynı kişiler olduğunun tespit edilmesi halinde, her iki hane arasında bağ kurulmasına ve davacının bundan sonraki aile ve nüfus hareketlerinin kullanmakta olduğu olduğu kayıt üzerinden devam etmesine karar verilmesi gerekirken, davacının baba hanesinde olduğu kabul edilen nüfus kaydının iptaline karar verilmesinin hatalı olduğu-
Davacı vekili tarafından temyiz dilekçesine ekli olarak sunulan ve davalı ile davacı vekili tarafından imzalanan protokolde; "işbu dava sonucunda verilen karardan kaynaklanan borcun tüm fer'îleri ile işbu davaya konu sözleşme nedeniyle davalının davacıya toplam ....TL ödeme yapacağının" kararlaştırıldığı, "ayrıca ödemenin yapılması durumunda davacının davalıdan işbu dava ve davaya konu sözleşme gereğince hiçbir talepte bulunmayacağının" belirtildiği, yine "ödeme yapıldığında davalının tüm sonuçları ile ibra edileceği" hususunun kararlaştırıldığının anlaşıldığı, söz konusu protokol gereğince davalı tarafından ciro edilerek davacıya verilen toplam ....TL bedelli çeklerin davacı tarafından tahsil edildiğinin de taraf beyanları ile sabit olduğu, hâl böyle olunca yerel mahkemece, temyiz aşamasında davacı tarafça dosyaya sunulan protokolün, tarafların karardan sonra eldeki davaya konu uyuşmazlıkla ilgili olarak aralarında anlaşmaya vardıkları ve bu nedenle söz konusu protokolün davaya son veren taraf işlemi niteliğinde olduğu kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği- "Taraflar arasında karar tarihinden sonra imzalanan protokolün mahkeme kararının infazına yönelik bir anlaşma niteliğinde olduğu" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Davadan feragat, HMK.'da düzenlenen özel yetki verilmesini gerektiren hallerden olduğundan, mahkemece, davadan feragat eden vekil adına " davadan feragat yetkisini içerir " vekaletnamenin temin edilerek gönderilmesi, vekaletnamenin sunulmaması halinde ise davacıya, yapılan işleme icazetinin bulunup bulunmadığının sorulması ve belirtilen eksikliklerin tamamlanmasından sonra gönderilmesi için dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmesi gerekeceği-
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda şirket aktiflerinin ve özellikle araçların keşif yapılmak sureti ile tespit edilecek rayiç değerlerine göre borca batıklık miktarı belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile tespit edilen borca batıklık miktarının hükme esas alınması doğru görülmediği gibi, iyileştirme projesinde belirtilen sermaye arttırımı taahhüdünün gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin araştırılmadığı, mahkemece borca batıklığın tespiti ile iyileştirme projesinde taahhüt edilen sermaye arttırımının gerçekleşmemesi halinde iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcılıktan uzak olacağı dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği- HMK'nın 74/1. ve TBK'nın 504/3. maddesi gereğince vekilin iflasın ertelenmesi davası açabilmesi için özel yetkili kılınması gerektiğinden dosyadaki davacı vekaletnamesinde bu hususta bir yetkiye rastlanılmadığından özel yetkiyi ihtiva eden vekaletnameyi ibraz etmesi için davacı tarafa süre verilerek anılan eksiklik giderilmeden yargılamaya devam edilmesinin doğru olmadığı-
Davacıların davadan feragatine ilişkin bir hüküm verilmesini teminen yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği-
Davacı vekiline ölüm kaydı düşürmek üzere dava açmak için yetki ve izin verilmesine karar verildiği anlaşıldığından; dosyada HMK'nun 74. maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı-
Uyuşmazlığın tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olup kabulün HMK’nın 308. maddesi uyarınca istemde bulunanın talep sonucuna muvafakat etmesi olduğu- Davayı kabulün HMK'nın 310. maddesi uyarınca hüküm kesinleşinceye değin yapılabilecek olup karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığı gibi yapıldığı anda kesin hükmün sonuçlarını doğuracağı-
Dava şartlarının bulunmaması halinde davanın usulden reddi gerekeceği, ne var ki, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin önel verilmesi, bu önel içinde noksanlığın giderilmemesi halinde davanın dava şartı yokluğundan reddin gerekeceği-
Uyuşmazlığın tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olup davadan feragatin hüküm kesinleşinceye değin yapılabileceği ve karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığı gibi yapıldığı anda kesin hükmün sonuçlarını doğuracağı-