Dava konusu uyuşmazlığa uygulanan 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin 18.05.2023 tarihli ve 2020/11 E. 2023/98 K. sayılı iptal kararı ile Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiği, bu durumda mahkemece verilen kararın yasal dayanağı ortadan kalkmış olmakla tarafların iddia ve savunmaları, ilk itirazlar ve usuli kazanılmış haklar gözetilerek davanın esası hakkında bir karar verilmek üzere mahkeme kararının re'sen bozulmasına karar vermek gerektiği-
Sözleşme konusu cihazın, teknik şartnamede belirtilen koşullarda tesliminin mümkün olmadığı, zira bu özelliklere sahip bir cihazın dünya çapında bulunmadığı, dolayısıyla konusu imkansız olan sözleşmenin kesin hükümsüz olduğu, davacının ticaret şirketi olduğu ve bu nedenle ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü altında olduğu, davalı idarenin ise uzmanlık gerektiren bir alanda kamu adına faaliyet yürüttüğü, bu yüzden taraflardan her ikisinin de sözleşmenin geçerliliğine etki edebilecek ve faaliyet alanlarını ilgilendiren hususlarda öngörü sahibi olmaları gerektiği- Bu itibarla, her ne kadar ortada kesin hükümsüz bir sözleşme olsa da tarafların sözleşme görüşmeleri kapsamında oluşan zarardan sorumluluklarının tespiti için yapılan değerlendirmede; sözleşmenin imzalanması ve teknik şartnamenin düzenlenmesi sırasında tarafların hava ve su soğutmalı cihazın üretiminin bulunup bulunmadığı hususunda gerekli özeni göstermediği, davalı idare tarafından sözleşme hükümlerine uygun davranılmadığı, davacının imkansızlığa rağmen bunu ileri sürmeyerek işe devam ettiği ve bilirkişi raporu ile birlikte tüm bu hususlar değerlendirildiğinde, tarafların eşit kusurlu olduklarına göre kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmesi gerektiği-
Uyuşmazlık, çizilen mimari proje bedelinin tahsili istemine ilişkindir...
Üye işyeri yerleşik uygulamalarında, mail order sözleşmesinin imzalanabilmesi için öncelikle üye işyeri sözleşmesinin imzalanması ve pos terminalinin fiziki olarak kurulması gerektiği- Taraflar arasında imzalanmış bir sözleşme olmadığı için yapılan banka kesintilere ilişkin dayanak bulunmadığı ve bu nedenle toplam kesinti tutarının davacıya iade edilmesi gerektiği- Karar ve ilam harcı-
Davalı banka tarafından yapılan kesintinin emsal bankalara göre daha düşük ya da yüksek oranda uygulanıp uygulanmadığının tespiti bakımından, özel ve kamu bankaları olmak üzere en az beş bankaya sorularak bildirilen komisyon oranlarının ortalaması bulunup davacıya kullandırılan aynı tür kredilerin erken kapatılmasında uygulanan oran belirlenerek oluşacak sonuca göre, bankaca uygulanan komisyon oranı yüksek ise bulunan bu oran dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekeceği-
Krediye ilişkin alınacak ücretin ve oranının taraflar arasında düzenlenen kredi sözleşmesinde belirlenmediği ve bankanın kredi sözleşmesinin imzalanmasından önce de davacıya bilgilendirme yapmadığı görülmekle sözleşme şartının genel işlem koşulu mahiyetinde olduğu- Kullanılan ticari kredi nedeniyle yapılan %0.78 oranında kesintinin rayiç oranların altında, aynı zamanda diğer banka uygulamalarının ortalamasının da altında ve makul olduğu nazara alındığında ticari kredi nedeniyle yapılan kesintinin istemine ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
6. HD. 05.12.2022 T. E: 4026, K: 5628
Araçların bakım ve onarımından kaynaklanan alacağa dayalı itirazın iptali davasında, tanığın araç teslim formundaki imzasını kabul etmemesi nedeni ile de davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu- Davalı davacının aracı tamir etmediğini savunmamakta olup mahkemece araç teslim formlarının asıllarının temin edilip, tanık olarak dinlenilen davalı çalışanının tatbik imzaları da alınarak imza incelemesi yaptırılması, imzanın tanığa ait çıkması halinde işin yapılıp teslim edildiği kanıtlanacağından konusunda uzman teknik bilirkişiden rapor alınarak işlerin yapıldığı tarihteki piyasa fiyatının, piyasa fiyatı içerisinde yüklenici kârı ve KDV de olduğundan bu kalemler ayrıca eklenmeksizin tespit ettirilerek sonucuna göre hüküm kurulması, imzanın tanığa ait çıkmaması halinde ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Taraflar arasında yazılı bir eser sözleşmesi ve yapılan işe ilişkin ücret konusunda yazılı bir belge yoksa da, damper kasa işinin yapıldığına ilişkin de ihtilaf bulunmadığı ve araçların şirketlere ait olduğu anlaşıldığından, uzman bilirkişiden rapor alınarak davacı yüklenici tarafından yapıldığı sabit olan işin yapıldığı yılın piyasa rayiçlerine göre bedelinin saptanması, araçların sahiplerinin trafik sicilden araştırılarak yapılan işin bedelinden araç sahibi olan şirketlerin sorumlu tutulması gerektiği-
Davacı banka, kendi bünyesinde yönetmen yardımcısı olarak çalışan davalının, şube müşterisine ödemesi gereken meblağı yetkisiz kişilere ödediğinin belirlendiğini ve kendisine aleyhine başlatılan icra takibi nedeni ile müşteriye ödeme yapıldığı ileri sürerek, müvekkilinin uğradığı zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği davada; davacı Bankanın müşterisi tarafından başlatılan icra takibine itiraz etmeyip ödeme yapmış olması davalı işçinin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı- Tasarruf ilkesi gereğince özel hukuk ilişkilerinde hak sahibinin iradesi esas olduğundan, davacı Bankanın icra takibine itiraz etmemesinin davalı lehine sonuç doğurmayacağı- Bankacılık işlemlerinde müşterilerin tanınması için gerekli tedbirlerin alınması zorunluluğu bulunmakta olup, müşterilerin veya müşterilerin nam ve hesabına işlem yapanların kimliklerinin tespiti ve işlemlerin bu tespite göre yapılması geretiği- Hesabından para çekmek isteyen müşterinin kimliğinin tespiti ile müşteriye imzası karşılığında ödeme yapılmasının ise en başta gelen tedbirlerden olduğu- Bu nedenle somut olayda, davacı Bankada yönetmen yardımcısı olarak çalışan davalı işçinin, kimlik tespiti ile imza karşılığı ödeme yapma yükümlülüğünü yerine getirmeyerek, müşterinin hesabından müşteri dışında kişiye ödeme yapmakla özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve bu suretle zarara sebebiyet verdiği; bu nedenle davalı işçinin oluşan zarardan %50 sorumlu tutulması- Davacı Bankanın tediye fişlerindeki imzanın kime ait olduğu konusunda bir araştırma yapmadığı, şube müdürü ile birlikte davalının altı ayrı şikâyet konusu ile ilgili sorumluluklarının tespit edildiği, bu anlamda gerekli denetim ve gözetim yükümlüğünün yerine getirilmediği- Gerekçe bölümünün ilk paragrafında “..meydana gelen zarardan sorumluluğuna davalının kusuru oranında hükmedilmesi gerekirken..” ifadesine yer verildiği hâlde, ikinci paragrafında “…davanın kabulü yerine, reddine karar verilmesi isabetsizdir” ifadesine yer verilmiş ise de, ikinci paragrafta yer alan “davanın kabulü” ifadesinin maddi hataya dayalı olarak yazıldığı-