Karşılıklı boşanma davasında, temyiz aşamasında yapılan adli yardım talebinin HMK 334-336 uyarınca ödeme gücünden yoksunluk şartları değerlendirilerek kabul edilmesi ve BAM kararının bozmaya uygunluğu nedeniyle temyiz incelemesinin sınırlı yapılacağı-
Adli yardım talebinde bulunan tarafın, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken temyiz yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşıldığından, adli yardım talebinin kabulüne karar verildiği- Mahkemece bozma ilamına uyularak, kadın lehine 22.000,00’er TL maddî ve manevî tazminata hükmedilmişse de, yeniden kurulan hüküm bozma ilamında belirtilen ilkelere, bozmanın amacına uygun olmayıp, kadın lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatın yine az olduğu-
Davacının belirlenen taşınmaz mal varlığına ve semereler üzerine tedbir konulmamış olmasına göre yatırılması gereken temyiz harç ve giderlerinin yüklü bir miktar olmadığı da dikkate alındığında Kanun'da öngörülen koşulların oluşmamış olması nedeniyle adli yardım talebinin reddi gerektiği-
Davacı tarafından malî durumunu gösterir hiçbir belge sunulmadığı, kanun yoluna başvururken temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçları ile temyiz gider avansının yatırılması gerektiği, bunun ise yüklü bir miktar olmadığı, davacının kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken temyiz giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğunu ispatlayamadığı- "Davacının cezaevinde olduğu, mal varlıklarına el konulduğu, dava ve temyiz masraflarını ödeyecek durumda olmadığı, adli yardımdan faydalanması için belge ibraz etmesinin gerekmediği gerekçesiyle adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği" görüşünün kabul görmediği-
Adli yardım talebinde bulunan tarafın, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken temyiz yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşıldığından davalı ......... ve ......... yönünden adli yardım talebinin kabulüne, adli yardım talebinde bulunan davalı .............. San. Tic. Ltd. Şti. ise şirket olup adli yardımdan yararlanabilecek tüzel kişilerden olmadığından, adli yardım talebinin reddine, ancak tasarrufun iptali davalarında borçlu ile lehine tasarrufta bulunduğu 3. kişiler zorunlu dava arkadaşı olup, adli yardım talebiyle temyiz talebinde bulunan davalı borçlu .............. San. Tic. Ltd. Şti., davalı ........... ve ................ ile diğer davalı 3.kişilerin zorunlu dava arkadaşı olduğu anlaşıldığından tek temyiz harcı yatırabileceklerinden ve davalı 3.kişiler temyiz harçlarını yatırmış olduğundan temyiz dilekçelerinin incelemesine geçilmesine karar vermek gerekeceği- Davanın kabul edildiği dava konusu taşınmazların üzerlerinde farklı bankalar lehine olan ipotek yükleriyle beraber davalı borçlular tarafından diğer davalılara devredildiği, tapuda gösterilen satış bedellerine bu ipotek yüklerinin de eklenmesi durumunda gerçek değerleriyle karşılaştırıldığında mislini aşan bedel farklarının oluşmadığı- İcra takibi sırasında İİK’nun 105.maddesi anlamında geçici aciz vesikası niteliğinde yapılan haciz tutanağının 13.06.2003 ve 16.06.2003 tarihlerinde olduğu anlaşılmakta olup, dava konusu taşınmazların devrine ilişkin tasarrufların ise bu tarihlerden geriye doğru 2 yıl içinde kalmadığı, bu nedenle de bedel farkından dolayı iptale karar verilemeyeceği, ancak davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkemenin bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebileceği- Davacının İİK'nun 280/1 maddesi kapsamında davalı borçlular ile taşınmazlarını devrettiği davalı 3.kişilerin birbirlerini tanıdıkları, aralarında ticari ilişkileri bulundukları, aynı yerde aynı işi yaptıklarına dair iddiaları olup, mahkemece bu hususlarda herhangi bir araştırma yapılmadığı anlaşıldığından, mahkemece bu hususlarda araştırma yapılarak 3.kişilerin borçluların mali durumunu ve alacaklıları ızrar kastını bilip bilemeyeceğinin tartışılması, davalı borçlu şirket tarafından yapılan taşınmaz devirleri yönünden ise İİK'nun 280/son maddesi gereğince ticari işletmenin mühim kısmını devir niteliğinde olup olmayacağının da tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği- Borçlunun borcu nedeniyle yapılan satış sonucu üçüncü kişi konumundaki davalı muris ...............'ün mamelekinde kalan bir para olup olmadığının araştırılması gerekeceği, bu durumda; öncelikle Mahkemece; dava dışı banka tarafından yapılan icra takip dosyası ve ihale dosyasının getirtilerek dava dışı alacaklı bankanın alacak miktarının tespiti ile ihale sonucu davalı muris 3.kişiye kalan bir bedel olup olmadığı, kalan bedel varsa bunun İİK 283/2 madde gereğince davacının takip konusu alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak davalı .............'ün mirasçılarından tahsili ile davacıya verilmesine, ihale bedelinden kalan para yok ise davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekeceği-
Nafaka borçlusunun, nafaka alacaklısı ile oturup kendisi tarafından infak ve iaşe edildiğini belgelerle bağlı olmaksızın tanık delili ile ispat edebileceği-
İİK'nın 150/e maddesinin 2. fıkrası hükmü gereği süresinde satış talebi yenilenmediğinden ............. İcra Müdürlüğünün ...........Esas sayılı dosyasındaki takibin düştüğü, bu nedenle düşmüş olan icra takibinin derdest olduğundan bahsedilemeyeceğinden .................. tarihinde başlatılan şikayete konu takibin mükerrer olmayacağı, mahkemece anılan husus gözardı edilerek karar verildiğinden alacaklı vekilinin İİK'nın 150/e maddesine ilişkin istinaf nedenlerinin yerinde olduğu- Davacı, adli yardım talebini mali durumunu göstermeye yeterli somut bir belgeye dayandırmadığından adli yardım talebinin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Davalının adli yardım talebini içeren dilekçesi ve dosya kapsamındaki belge ve bilgiler birlikte değerlendirildiğinde; kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin ödenmesi gereken kanun yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu kanaatine varıldığından, davalı kadının adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekeceği- İlk derece mahkemesince davalı kadına kusur olarak yüklenen vakıa davacı erkek tarafından usulünce dayanılmadığından bu vakıanın kusur belirlemesine esas alınamayacağının, yine de kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışları uyarınca boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı kadının tam kusurlu olduğunun kabulü gerekeceği- Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuğun ihtiyaçlarına nazaran takdir edilen iştirak nafakasının az olduğu- Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı erkek yararına hükmedilen maddi ve manevi tazminatın çok olduğu-
Temyiz kanun yoluna başvuru sırasında adli yardım talep edildiğine göre, bu talep hakkında karar verme yetkisinin kanun yolu incelemesini yapacak olan Yargıtay'a ait olduğu- HMK.'nun 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri re'sen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına, özellikle dahili davalının istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasının usul ve yasaya uygun olması ve istinaf başvurusu yapılmamış sayılan tarafın uyuşmazlığın esasına dair olarak da temyiz hakkı bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar vermek gerekeceği-
Adli yardım istemi kanun yoluna başvuru sırasında istendiğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 336. maddenin 3. fıkrası uyarınca adli yardım talebini inceleme görevinin Yargıtay'a ait olduğu- Mahkemece; davalı ... mirasçılarının terekenin borca batık olduğuna ilişkin göstereceği deliller toplanıp, ilgili kurumlara yazılar yazılıp mirasçılar bakımından mirasın hükmen reddi koşullarının oluşup oluşmadığının ve terekenin aktif ve pasifi ile mirasçıların terekeyi sahiplenme anlamına gelecek hukuksal bir işlemde bulunup bulunmadıklarının araştırılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı-
