Kısa kararda "davanın reddine" denildiği halde gerekçeli kararda, "davanın reddine, %40 icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine" denilerek, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulamayacağı-
10.4.1992 gün, 1991/7-1992/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olmasının bozma nedeni oluşturacağı, bu durumda mahkemece, önceki kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak kaydı ile yeni bir karar verilmesi gerektiği-
Kısa karar ile bağlı kalınmaksızın, kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar tesis edilmesi için usul ve yasaya aykırı olan hükmün bozulması gerekeceği-
Takibe konu çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemli davada, kısa kararda, “davanın kabulüne” denilmiş, gerekçeli kararda ise “... asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 kötüniyet tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine” denilerek kısa kararla gerekçeli karar arasında ve davacı lehine verilen tazminatın miktarının belirlenmesinde dava değeri ve asıl alacak mikta rı konusunda çelişki yaratılamayacağı-
Kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili ya da farklı olmaması hususu kamu düzeniyle ilgili olup, gözetilmesi yasayla hakime yükletilmiş bir ödev olup, tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhimle aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılmasının zorunlu olduğu; gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı-