11. HD. 20.03.2023 T. E: 1679, K: 1654
İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın, davalı şirkete 07.09.2021 tarihinde tebliğ edildiği; istinaf dilekçesinin ise yasal süre geçirildikten sonra 26.10.2022 tarihinde verilmesi sebebiyle 31.10.2022 tarihli ek karar ile istinaf isteminin süreden reddine karar verildiği, bu ek kararın davalı vekilince istinaf edildiği, istinaf mahkemesince davalı şirkete yapılan tebligatların usulüne uygun olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği, istinaf isteminin esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar HMK.'nun ilgili hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu kararın onanması gerekeceği-
Hükmü temyiz eden tarafa kararın tebliğ edildiği tarih ile temyiz dilekçesinin bölge adliye mahkemesine verildiği tarih arasında yasada öngörülen temyiz süresi geçtiğinden, temyiz isteminin reddi gerektiği- Davalı ... yönünden ise; İlk derece mahkemesince verilen karara yapılan istinaf başvurusuna ilişkin gerekli olan harç ve avans ikmal edilmediğinden istinaf başvurusundan vazgeçilmiş sayılmasına dair verilen ek kararın istinafı üzerine bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince ek karara yönelik istinaf isteminin HMK'nın 344 ve 346. maddeleri uyarınca reddine karar verildiği ve bölge adliye mahkemesinin red kararı davalı ... tarafından temyiz edilmiş olup Bölge adliye mahkemesince Davacının temyiz başvurusunun süresi içerisinde temyiz dilekçesi sunulmaması nedeni ile yapılmamış sayılmasına karar verildiği-
Kararda herhangi bir kanun yolu merci ve süresi belirtilmeyen hallerde, süresiz başvuru hakkının bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği-
Miktar olarak kesin nitelikteki kararlarda, ilk derece mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesinin sonuca etkili olmadığı- Buna göre; mahkemece verilen kararın usule ilişkin nihai karar olduğu - Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolunun da kapalı olduğu, dolayısıyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesi gerektiği - Davalı ve feri müdahil vekilinin istinaf başvurularının incelenmesinde, açılan davada husumetin taraflarına yönetilemeyeceği yönünde itiraz ileri sürülemeyeceği - Zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin geçtiği istinaf itirazına gelince, davacı hakkında ilk derece mahkemesince ilişim Sistemlerinin, Banka ve Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık, Tahsis Edilmeyen Bir Kredinin Açılmasını Sağlamak Maksadıyla Dolandırıcılık, Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve katılmak., Banka ve kredi kurumlarını dolandırmak suçlarından verilen cezaların onandığı- Davacının zararını Off Shore Bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zaman aşımı süresinin başlaması gerektiği -Davalı bankanın ve feri müdahilin zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin geçtiği yönündeki istinaf itirazlarının bu nedenle yerinde olmadığı - Off shore hesabına yatırılan anaparaya bu miktarın yatırıldığı tarihten itibaren avans faizi uygulanması gerekmekte olduğu, akdi faize hükmedilemeyeceği -Dolayısıyla davalı vekili ile feri müdahil vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği -
İlk davada taşınmazların, miras yoluyla gelen hak, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, ölü olduğu belirtilmek suretiyle murisin kızı adına tespit edildikten sonra, askı ilan süresi içinde açılan tespite itiraz davası sonucunda Kadastro Mahkemesinin temyiz edilmeksizin kesinleşen kararı ile mirasçılar adına tapuya tescil edildiği, eldeki dava dosyasında ise davacıların anılan ve arkadaşlarının, aynı taşınmazların kendi murisleri adına bulunan eski tapu kayıtları kapsamında kaldığını, Kadastro Mahkemesinde görülen davadan haberdar olmadıklarını ve bu davada adlarına pay tescil edilmediğini ileri sürerek, taşınmazların miras payları oranında adlarına tescili istemiyle dava açtıkları anlaşılmaktadır, bu haliyle her iki davanın taraflarının ve dava sebeplerinin farklı olduğu tartışmasız olup, davaların sırf aynı taşınmazlar hakkında görülmesi nedeniyle, kesinleşen ilk davanın sonraki dava yönünden kesin hüküm teşkil edeceğinin kabulünün hukuken mümkün bulunduğu-
HMK’nun istinaf dilekçesinin reddi başlıklı 346/2. maddesi gereğince; ilk derece mahkemesinin istinaf dilekçesinin reddi kararına karşı tebliği tarihinden itibaren bir hafta içinde istinaf yoluna başvurulabileceği- İstinaf yoluna başvurulduğu ve gerekli giderler de yatırıldığı takdirde dosya, kararı veren mahkemece yetkili bölge adliye mahkemesine gönderieceği- Bölge adliye mahkemesi ilgili dairesi istinaf dilekçesinin reddine ilişkin kararı yerinde görmezse, ilk istinaf dilekçesine göre gerekli incelemeyi yapacağı-
Yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden dava değerinin belirlenmesi gerektiği- Kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi bu konuda olumlu yada olumsuz bir karar oluşturulmadan, istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları ile ilgili olarak aynı yasa gereğince istinaf mahkemesince de karar verilmesinin mümkün olduğu-
Dosya kapsamına göre, senedin, sözleşmenin teminat altına alınması amacıyla verildiği, anılan senedin kambiyo vasfı olmadığı için, kambiyo senetlerine özgü takibe ilişkin haklardan faydalanamayacağı, davalının zararını ispat edemediği anlaşıldığından, bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekeceği- Bölge Adliye Mahkemesince, birleşen davaya ilişkin olarak verilen kararda menfi tespitine karar verilen tutarın 55.400,00 TL olduğu nazara alınarak anılan miktarın temyiz sınırının altında kaldığının anlaşıldığı- Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebileceği-
