Usul hukukumuzda dahili dava müessesesi bulunmayıp, HUMK'nun 49-52 nci maddeleri (6100 S.HMK.md.61 vd.) uyarınca, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen kişi, dava açıldıktan sonra ihbar ya da dahili dava dilekçesi ile davada taraf sıfatını kazanamayacağı gibi, ıslah yoluyla dahi davada taraf değişikliğinin olanaklı bulunmadığı ve husumetin mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiği gözetilmeden hakkında usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmayan ve davada taraf sıfatı taşımayan dahili davalı konumundaki kurum hakkında hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
1475 sayılı İş Kanununun 14 ve 4857 sayılı İş Kanunun 120 nci maddesi uyarınca, işverenin, kıdem tazminatı borcu bakımından, iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte temerrüde düşeceği- Diğer tazminat ve alacaklar bakımından ise, tarafların sözleşme ile kararlaştırdıkları ödeme zamanı ya da işçi tarafından gönderilecek ihtarnamede belirtilen ödeme günü itibariyle işverenin temerrüdünin gerçekleşeceği-
Mahkemece projenin kapsamı, yapılacak hukuki ve teknik tüm işlemler tek tek irdelenip proje kapsamında araştırılma yapılarak, alanlarında uzman yeni bilirkişi heyetinden mahallinde yapılacak keşif sonucunda gerekçeli, taraf ve yargı denetimine elverişli rapor alınarak sözleşmeye göre teslimi taahhüt edilen dairelerin teslimi için makul sürenin tespit edilmesi ve taraflar arasındaki ilişkinin 13.03.2006 tarihli sözleşmeden kaynaklandığı dikkate alınarak özellikle Borçlar Kanunu ve yürürlükteki yasal mevzuat hükümleri gözönünde bulundurularak değerlendirme yapılıp hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekeceği-
Ruhsat alınan parseldeki inşaatlar kararlaştırılan sürede tamamlanmadığından, diğer parseller için ise uzunca bir süre geçmiş olmasına rağmen ruhsat dahi alınmadığından BK'nın 107. maddesindeki süre dahi verilmeksizin ve ihtara gerek olmaksızın fesih koşullarının gerçekleştiği-
Kira tazminatında zamanaşımı süresinin bağımsız bölümün teslim edilmesi gereken tarihten itibaren başlayacağı ve arsa sahibi geciken her ay için zararını davayla isteyebileceğine göre her geçen ay zararın o ayın sona ermesiyle istenebileceği-
Davacı kooperatifin kefil olarak ödediği miktarın tamamını açılan kredinin dava dışı kredi borçlusundan isteyebileceği, ancak kefil olan davalıya karşı açtığı dava ise kefilin kefile rücu davası olduğu ve B.K.nun 488. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca kefillerin sorumluluğu her bir kefile düşen pay ile sınırlı olacağından mahkemece, hüküm altına alınan miktardan kefil olan davalının payına düşen miktar kadar yükümlü olduğu nazara alınarak karar verilmesi gerekeceği-
Aynı zamanda tacir sıfatını taşıyan, taahhüt ettiği dekorasyon işini taahhüt ettiği tarihte tamamlayıp teslim etmeyen yüklenicinin, işin gecikmesinde hiç bir kusuru bulunmayan iş sahibine, sözleşmede kararlaştırılan cezai şartı aynen ödemesinin, sözleşmeye BK.356/I’e ve “dürüstlük kuralları”na (MK.2) uygun düşeceği-
Taşıma sözleşmesinin kaza dolayısıyla yerine getirilmemesi halinde sözleşme ilişkisi o anda sona ereceğinden, taşıyıcının borcunun o andan itibaren tazminat borcuna dönüşeceği, böylece akdi ilişki sona erdiğinden ve derhal ödenmesi gereken tazminat borcunda gecikme olduğundan tazminat borcuna yürütülecek faizin kanuni faiz olmayıp temerrüt faizi olduğu, ayrıca taşıma işi ticari bir iş olduğundan alacaklının, faizi olay tarihinden itibaren, reeskont faiz oranına göre belirlenmesini isteyebileceği-
  • 1
  • 2
  • kayıt gösteriliyor