İcra mahkemelerinin, kambiyo senetlerine mahsus takiplerde alacaklının takip hakkının bulunup bulunmadığı hususundaki yetkisi, dar ve şekli bir inceleme ile sınırlı olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesinin, takip konusu çekte cirosu bulunmayan şirketin protokol ve sigorta sözleşmeleri gereğince TTK’nın 1472. maddesinde düzenlenen kanuni halefiyet gereğince takip hakkının bulunduğu yönündeki gerekçesinin doğru olmadığı, zira, TTK’da düzenlenen kanuni halefiyet ilkeleri gereğince alacaklının takip hakkı bulunup bulunmadığına ilişkin değerlendirme yargılamayı gerektirdiğinden icra mahkemesince, önüne gelen şikayet nedeniyle bu kapsamda bir değerlendirme yapılamayacağı-
İİK'nın 170/a-2. maddesi gereğince; icra mahkemesinin, yasal sürede yapılan itiraz veya şikayet nedeniyle icra mahkemesine intikal eden işlerde, öncelikle, takip dayanağı senedin kambiyo vasfında olup olmadığını veya alacaklının kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip hakkının bulunup bulunmadığını re'sen inceleyerek takibin iptaline karar verebileceği-
Hal böyle olunca; borçluların, alacaklı şirketin alacaklı sıfatı bulunmadığına dair şikayetinin yerinde olduğu nazara alınarak, şikayetçi borçlular hakkındaki takibin adı geçen şirket yönünden iptaline karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm kısmında söz konusu şirketin takipten çıkartılmasına hükmedilmesinin isabetsiz olduğu-
Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Y. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya iç ...
İlgili bağlantılar
