TBK'nın 19. maddesine göre dava açılabilmesi için İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasından farklı olarak davacının kesinleşmiş bir alacağının veya yasadan doğan (miras payı gibi) bir talep hakkının varlığı ön koşul olmayacağı-. Ancak davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olması için davalıdan bir alacağının veya yasadan doğan (miras payı gibi) bir talep hakkının olması gerektiği- Öte yandan, davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağladığı- Bu durumda mahkemece öncelikle, davacının davalıdan bir alacağı olup olmadığı, bir başka deyişle davada hukuki yararının ortadan kalkıp kalkmadığının tespiti gerektiği- Davalı borçlunun aciz halinin ispatlanamayıp, dava konusu taşınmazlara hissedar olan, dava dışı üçüncü kişilerin aynı gün hisse devri yaptıklarının anlaşılmasına, bu durumun davalı-alıcı iddiaların doğruladığının ve muvazaa iddiasının davacı tarafça ispat edilemediğinin anlaşılmasına göre, davacı vekili tarafından yapılan istinaf itirazları yerinde görülmemiş olup başvurunun HMK'nın 353/1-b,1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği-
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; "... davacının Gaziantep 13. İcra Müdürlüğü'nün 2018/108316 ve 2020/58470 esas sayılı dosyasından icra takibi başlattığı, takip dosyasının itiraz edilmeksizin kesinleştiği, davalı ...
İlgili bağlantılar
