Islahın konusunu, tarafların yaptıkları usul işlemleri oluşturduğu- Taraflardan birinin, ıslah yoluna başvurabilmesi için daha önce yapmış olduğu bir usul işleminin bulunması gerektiği- Davaya cevap veren ve zamanaşımı savunmasında bulunmayan dava tarafının bu savunmasını ıslah suretiyle sonradan ileri sürebileceği-
Davalıların 23.05.2003 tarihli dilekçe ile kaymakamlığa başvuruda bulunarak kullanımlarda olan "yayla"yı kiraya verebilmek için izin istedikleri, dolayısı ile çekişmeli taşınmazın mera olduğunu kabul ettikleri; dosya arasındaki taşınmaza ilişkin fotoğraflardan davalılar adına tescil edilen (A1) kısmının dere yatağı etki alanı içinde olup meradan ayırıcı unsurunun bulunmadığı-
hükme esas alınan bilirkişi raporunun 13. sayfasında (A) harfiyle gösterilen bölümün 1067,24 m2 olduğu, (B) harfiyle gösterilen bölümün 3912,76 m2 olduğu ifade edilmiş olmasına rağmen, raporun eki olan krokide (B) harfli bölümün 1067,24 m2, (A) harfiyle gösterilen bölümün ise 3912,76 m2 olduğunun belirtildiği- Böylelikle rapor içeriği ile eki kroki arasında çelişki yaratıldığı anlaşılmakta olup İlk Derece Mahkemesince, söz konusu bu çelişki giderilmeksizin, (B) harfli bölümün yüzölçümünün 1067,24 m2, (A) harfiyle gösterilen bölümün yüzölçümünün ise 3912,76 m2 olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmesinin isabetli olmadığı-
El atmanın önlenmesi, ecrimisil ve tazminat istemlerine-
Taşınmazın zilyetlik yoluyla kazanılabilmesi için, öncelikle taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olması, bundan sonra da 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17 nci maddeleri uyarınca, emek ve para harcanmak suretiyle imar - ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilmesi ve bu işlemlerin tamamlanmasından sonra kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesinin zorunlu olduğu- Ziraatçi bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan raporda, taşınmazlar üzerinde uzun zamandır kullanım olmadığı, dava konusu taşınmaz bölümleri ile taşınmazın diğer bölümleri arasında ayırıcı unsurun bulunmadığı ve taşınmazlar üzerinde geven gibi meraya özgü bitkilerinin bulunduğunun anlaşıldığı-
Feragat beyanı konusunda karar verme yetkisinin görevli mahkemeye ait olduğu-
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir... Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre yapılmış olup, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı eski tarihli resmi belgeler üzerinde yapılacak inceleme ile belirlenecektir. Ne var ki, hükme esas alınan ormancı bilirkişi raporunda 1984 yılına ait hava fotoğrafının incelendiği belirtilmiş ancak hava fotoğrafı rapora eklenmemiş, başkaca eski tarihli hava fotoğrafı incelemesi de yapılmamıştır. Bundan ayrı, davalıların iktisaba elverişli zilyetliğinin denetlenmesi açısından kadastro tespitinden geriye doğru 15- 20- 25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları üzerinde de inceleme yapılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı hüküm kurulması usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
20. HD. 22.10.2019 T. E: 2017/7485, K: 6150-
20. HD. 09.12.2019 T. E: 4304, K: 7269-
Medeni Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.