Mahkemece kesin veya geçici aciz vesikasının sunulmadığı, borçlu adına kayıtlı taşınmazların borcu karşılayıp karşılamadığının belirlenmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve toplanan delillerin varılan sonuç için yeterli olmadığı-
İcra takibi sırasında yapılmış bir fiili haciz bulunmadığından, tasarruf ise alınan aciz belgesinden geriye doğru 2 yıl içinde kalmadığından, bu nedenle bedel farkından dolayı iptal kararı verilemeyeceği, ancak davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkeme bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebileceği- Davacı taraf delil olarak tanıklar da bildirmiş ise de bildirilen tüm tanıklar dinlenmemiş, dinlenen tanıklardan davalılar arasındaki ilişki sorulmamış, yani davalılar arasında arkadaşlık, akrabalık, ticari ilişki veya komşuluk olup olmadığı, üçüncü kişinin borçlu davalının mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olup olmadığı irdelenmediğinden, bu durumda mahkemece bedel farkı için hacizden veya mal bulunamaması sebebiyle acizden geriye doğru 2 yıl içerisinde kalmayan dava konusu tasarrufun diğer iptal nedenleri içerisinde kalıp kalmadığına yönelik davacının tanık delili dahil tüm delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Dosya içerisinde mevcut taraflara ilişkin nüfus kayıtları incelemesinden, davalı üçüncü kişinin borçlunun kayın biraderi olduğu anlaşıldığı, buna göre borçlu ve üçüncü kişi arasındaki satışın bağışlama hükmünde sayıldığı gibi davalının, borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olması nedeniyle de tasarrufun iptali gerekeceği-
İvazlar arasında bir mislini aşan fahiş fark bulunmadığı, diğer yandan 3.kişi konumundaki davalı İ.'in borçlu davalının mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olduğu da kanıtlanamadığından, bu durumda mahkemece kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Borçlu ile aynı sektörde faaliyette bulunan üçüncü kişi şirketin, borcun doğumundan sonraki ve birbirine yakın tarihlerde borçluya ait on adet aracı satın almasının, İİK. nun 280/III. maddesi gereğince, borçlunun “alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bildiğini” göstereceği-
Üçüncü kişinin, borçlu şirketin ortağı ve yetkilisinin karısı olması halinde, borçlunun alacaklılarına zarar verme kasdı ile hareket ettiğini bilebilecek durumda olduğunu göstereceği–
İptal davalarının maksadının (İİK’nun 278, 279 ve 280. maddelerde yazılı borçlunun borcun doğumundan sonra yaptığı) -mevcudunu azaltmaya yönelik- tasarrufların butlanına hükmettirmek olduğu-
Tasarrufun iptali davalarında 3. kişinin borçludan satın aldığı malı elinden çıkarması ve satın alan dördüncü kişinin davaya dahil edilmemesi ya da davaya dahil edilmekle birlikte iyi niyetli olduğunun anlaşılması halinde İİK. mad. 283/2 uyarınca bedele dönüşen davada üçüncü kişinin dava konusu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında bedelle sorumlu tutulması gerektiği- Bu kural 4. kişi için de geçerli olduğundan ve taşınmazın dava dışı bir kişiye geçmiş olduğu belli olduğundan, davacının temyiz dilekçesi de nazara alınarak davanın bedele dönüştürülerek 3. ve 4. kişilerin taşınmazı ellerinden çıkardıkları tarihteki gerçek değer ile sorumlu tutulmaları gerektiği-
Yasanın 283/2. maddesi hükmünce iptal davası üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu değere taalluk ediyorsa bu değerler nispetinde üçüncü şahsın nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkum edeceği, dördüncü kişi yönünden ivazlar arasındaki fahiş farkın tek başına tasarrufun iptaline karar verilmesi nedeni olmadığı-
Takip dayanağı çekler, iptali istenen tasarruftan sonraki tarihlere ilişkin keşide tarihi içermekteyse de, dava dilekçesinde davacı ile borçlu arasında bir ticari ilişkinin de bulunduğu ileri sürüldüğünden, davacı ile borçlu Şirket arasında bir ticari ilişki bulunup bulunmadığına ilişkin olarak her iki tarafın ticari defterleri üzerinde karşılaştırmalı olarak inceleme yaptırılması, davacı alacağının tasarruf tarihinde önce doğup doğmadığı belirlendikten sonra şayet alacağın daha önce doğmuş olduğu belirlenirse, davacı tarafından İİK.nin 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkemenin bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre de iptal kararı verebileceği gözetilerek özellikle İİK. mad. 280/son uyarınca, ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kasdiyle hareket ettiğinin kabul olunduğu, bu karinenin ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğini veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunu ispatla çürütülebileceği gözden uzak tutulmadan yargılamaya devam ile bir karar vermek gerektiği-
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.
