Sözleşmede kefillerin ana sözleşme ve devir sözleşmesinden dolayı kiracının kiralayana karşı sorumlu olduğu borcun 9.625,23 TL’ye kadar üstlenecekleri kararlaştırıldığı- İtirazın iptaline konu icra takibin dayanağının, alacaklı tarafından “....namına ..Finansal Kiralama A O. ya , kefil sıfatı ile yapılan kredi geri ödemelerin , diğer kefil olan borçlulardan (müştereken ve müteselsilen) rücuen tahsili- ...nolu ihtarına konu alacak- (.. İcra Müd. ..sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla)” şeklindeki bildirildiği- Takip dayanağı gösterilen ihtarnamede davacı alacaklı kefaleten ödenen meblağın muhatap hisselerine düşen ..’er TL olmak üzere ödenmesi istenmiş olup, yargılama sürecinde mahkemece alınan bilirkişi raporunda da kefillerin her birinin asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden sorumlu olacağı miktarlar ayrı ayrı belirtildiği- Kefillerin kendi aralarındaki iç ilişkide teselsül söz konusu olmadığı gibi, BK m. 488 hükmü ve HMK m. 2972 fıkrası gereğince, yerel mahkemece davaya konu kefalet ilişkisini düzenleyen sözleşmede davacı ve davalılar dışında müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla yer almış dava ve takip dışı kişilerin de bulunduğu gözetilerek takibin devamı yönünde hüküm kurulurken aralarında müteselsil borçluluk ilişkisi bulunan kişilerin şahsi olarak sorumlu olacakları miktarın gösterilmesinin ileride infaz aşamasında doğacak tereddütlerin önüne geçmek yönünden gerekli olduğu-
Orman vasıflı bir taşınmazda gerçek veya tüzel kişiler lehine ipotek şerhi verilemeyeceği dikkate alınarak, bu talebin de kabul edilerek ipotek şerhinin terkinine karar verilmesi gerektiği- Bu talep yönünden olumlu olumsuz karar verilmemesinde; müdahalenin önlenmesi talebinin reddine karar verilmiş olması nedeniyle, davada vekille temsil edilen davalı mirasçıları lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, vekalet ücretine hükmedilmemesinde isabet bulunmadığı-
Çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkin davada, taşınmazın maliklerine husumet tevcih edilmesi, taraf teşkilinin sağlanması, ondan sonra işin esasının incelenmesi gerekip yıkımına karar verilen merdiven alanı bakımından fen bilirkişi raporuna atıfta bulunulmaması, yıkılacak kısım ve miktarının hüküm yerinde açıklanmamış olmasının da infazda tereddüde yol açacağı-
Mahkemece verilen hükmün ilk bendinde, hükme esas alındığı anlaşılan bilirkişi raporu içeriği ve hangi hususlarının infaza konu olacağı tereddüde mahal vermeyecek açıklıkta belirtilmeksizin sadece; "Davacının davasının kabulüne" şeklinde hüküm kurulduğu görüldüğünden, mahkemece, HMK’nun 297. maddesine uygun olarak, her türlü tereddütten uzak, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar belirtilmek suretiyle açık ve net bir şekilde hüküm kurulması gerekirken, infazda tereddüte yol açacak şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
Tapu iptali ve tescil davasında, iptal edilen yerlerin miktarı hükümde m2 olarak yazıldığından ve hükme esas alınan kıyı kenar çizgisi kroki üzerinde işaretlenmediğinden kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi gerekeceği-
Mazerete ilişkin belgenin sunulmasına fırsat verilmeden müvekkilinin yeminden kaçındığının kabul edilerek karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu-
Bölge Adliye Mahkemesi'nce, hüküm fıkrasında taraflar arasındaki sözleşmenin ekinde yer alan listelerdeki ariyetlere atıf yapılarak kabul kararı verilmişse de, davacı tarafça anılan listelerin sözleşme ekinde olmadığı, ancak teslim edilen ariyetlerin fatura ve teslim tesellüm listelerinin bulunduğundan bahisle itiraz edildiği, bu durumda mahkemece aynen iadesi kabul edilen ariyetlerin tek tek sıralanarak infazda tereddüt yaratmayacak biçimde hükme alınması gerekeceği-
Müteselsil kefil aleyhine başlatılan itirazın iptali davasında; alacağın banka kayıtlarına intikal tarihi yerine gerçek temerrüt tarihinin esas alınması gerektiği ve hüküm fıkrasında asıl alacak miktarının açıkça belirtilmemesinin infazda tereddüt yaratacağı-
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarruflarının, üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlendiği, ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarrufların, sınırlı olarak sayılmış olmadığı, Kanun'un, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bıraktığı, bu yasal nedenle de, davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkemenin bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebileceği-Somut olayda İİK'nun 279.maddesi kapsamına girip girmediği değerlendirilip oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yetersiz gerekçe ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Boşanma veya evliliğin iptaline ilişkin kararlarda; tarafların T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, baba ve ana adları ile kadının evlenmeden önceki soyadı ve aile kütüğünde kayıtlı olduğu yer bilgileriyle evlilik içinde doğmuş çocuklar ve bunların kimlik bilgilerine infazda tereddüde yol açmayacak biçimde yer verilmesinin zorunlu olduğu-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.