Müteselsil kefil aleyhine başlatılan itirazın iptali davasında; alacağın banka kayıtlarına intikal tarihi yerine gerçek temerrüt tarihinin esas alınması gerektiği ve hüküm fıkrasında asıl alacak miktarının açıkça belirtilmemesinin infazda tereddüt yaratacağı-
Taraflar arasındaki kayıt kabul davası-
Uyuşmazlık, kayıt kabul istemine ilişkindir...
Kayıt kabul davalarında, mahkemece maktu karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekirken nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesinin doğru olmadığı, ancak bu hususun yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği-
Davacı şirketin ticari defterlerinde alacakla ilgili senetlerin yer alması ve taraflar arasında temel ilişki bulunduğunun da kanıtlanması halinde bildirilen alacağın masaya kayıt ve kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı–
Vergi dairesi tarafından terkin edilmiş veya vergi mahkemesince iptâl edilmiş vergi alacağının masaya kaydının istenemeyeceği–
Temel ilişkiye dayalı olarak müflisten alacaklı olduğu bilirkişi incelemesi ile gerçekleşmiş olan davacının alacağının masaya kayıt ve kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı–
E. davası niteliğindeki ve genel hükümlere tabi İİK. 308/b uyarınca açılan davada arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu-
Bilirkişi raporunda senetteki imzanın "...kuvvetle muhtemel ....'nın eli ürünü olduğu ...." tespitinin kesinlik içermediği, yeniden bilirkişi incelemesi talep etmediği ve alacağın varlığını ispatlayacak başkaca delilde ileri sürmediğinden davanın reddi gerektiği-
MK.’nun 2. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen hakkın kötüye kullanılması yasağı kuralının amacının, hakime özel ve istisnai hallerde (adalete uygun düşecek şekilde) hüküm verme imkanı sağlamak olduğu, hakkın kötüye kullanılması yasağının, “şekle aykırılığı ileri sürme hak-kı” için de bir sınır teşkil ettiği–
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.
