Davalı arsa sahipleri gecikme tazminatı alacaklarının bulunduğunu savunmuş olup, davalı arsa sahiplerinin sözleşmeden doğan haklarını, teminat altına alabilmek amacıyla elde tuttuğu bağımsız bölüm veya bölümlerin gecikme tazminatı alacağı ödenmeden; sözleşmeye uygun olarak teslim olgusunun gerçekleştiği kabul edilemeyeceğinden, davalı yüklenici kooperatifin tescile hak kazanamayacağı- Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerektiği- Bir kişinin belli bir davada davacı ya da davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin, ileri sürülme zamanının Yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def'i de olmadığı, davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli hukuki bir durum olduğu- Mahkemece, taraflar arasındaki ticaret mahkemesindeki dosya incelenerek, davalı arsa maliklerinin kaç bağımsız bölümün tapu devrinden kaçındıkları, elde tuttukları bağımsız bölümlerin değerlerinin anılan dosyadaki gecikme tazminatı alacağını karşılayıp karşılamadığı, alacaklarından fazla bağımsız bölüm tapusunu elde tutup tutmadıkları, buna göre davalı yüklenici kooperatifin tapu talep etme hakkının bulunup bulunmadığı, bu arada dava konusu bağımsız bölümün hukuki durumu gerekirse bilirkişi incelemesi ile belirlenerek sonucuna göre arsa malikleri yönünden karar verilmesi gerekirken, taraflar arasındaki uygulama ve davacının taraf ehliyeti bulunduğu hususları gözardı edilerek, muhtemelen aktif davacı sıfatının bulunmadığı kastedilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğu-
Kooperatif ile ortağının karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin belirlendiği anasözleşmede ve 1163 s. Kooperatifler Kanunu'nda karşılığı bulunmayan "denkleştirme, yeniden değerleme, sepet hesabı, eskalasyon vs." yöntemler kullanılarak çıkma payının hesaplanması yasal dayanaktan yoksun olduğu- Bilirkişi raporunda aidatların güncel değerine ilişkin hesaplama yerine, ödediği aidatlara ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasının isabetli olduğu- Asıl davada davacının davasının ve birleşen davada davacının tapu iptali ve tescil isteminin hukuki yararı bulunmadığından HMK'nın 114/1-h ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekirken, asıl davada davacının taraf ehliyetine sahip olduğu gözardı edilerek ve taraf sıfatının dava şartlarından olduğunun kabulü ile yanılgılı olarak asıl davanın "davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle, dava dilekçesinin usulden reddine", "birleşen davada tapu iptali ve tescil isteminin reddine" karar verilmesinin isabetli olduğu-
Ölü kişiye karşı açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği- 7201 s. Kanun'un 35. maddesine göre tebligat yapılabilmesi için, davalıya daha önceden aynı adrese usulüne uygun şekilde bir tebligat yapılmasının şart olduğu-
Okul Aile Birliği’nin tüzel kişiliği olmadığından dava açma hakkı da olmadığı, davanın Milli Eğitim Bakanlığı adına açılması gerektiği-
Aile konutunun miras hakkına mahsuben sağ kalan eşe özgülenmesi isteğine ilişkin davada, yaşı küçük olan davalı ile davacı annesi arasında menfaat çatışması söz konusu olduğundan yargılamanın davalıya kayyım tayini suretiyle sürdürülmesi gerektiği-
Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekeceği, bir kişinin belli bir davada davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanının, Yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def'i de olmadığı, davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vâkıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli hukuki bir durum olduğu-
HMK’nın 50. maddesinde medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın davada taraf ehliyetine de sahip olacağı, 51. maddesinde dava ehliyetinin medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği, 114/d maddesinde ise taraf ve dava ehliyetinin dava şartlarından olduğu ve 115. madde uyarınca da mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı- Davacı köyün 6360 sayılı Kanunun ilgili hükümleri gereğince tüzel kişiliği kaldırılarak mahalle olarak Ö. ilçesinin belediyesine katılması nedeniyle görülmekte olan davada taraf sıfatı kalmadığı-
Dava konusu aracın el koyma tarihinde davacının zilyetliğinde olduğu, zilyet, araçta meydana gelen hasar nedeniyle malike karşı sorumlu olduğundan davalıdan zararının tazminini talep edebileceği, bu nedenle haksız el koymadan kaynaklanan zararın ödetilmesi istemine ilişkin davada, davacı sıfatı olduğunun kabulü gerekeceği-
Adi ortaklık şeklinde yürütülen iş ve işlemlerden dolayı oluşacak olan uyuşmazlıklar sonunda açılacak olan davada ortaklığı oluşturan tüm kişilerin davada taraf olarak gösterilmesinin zorunlu olduğu-
Davalı Okul Aile Birliğinin tüzel kişiliği olmadığından davada taraf ehliyeti bulunmadığı, ancak Okul Aile Birliğine karşı açılan davanın Milli Eğitim Bakanlığı adına açıldığının kabulü gerektiği ve bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığı'na davanın yöneltilerek dava dilekçesinin tebliğ edilmesi, taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerektiği-