Alacağın belirli olmasına rağmen belirsiz alacak davasına konu edilmesi durumunda; şartları bulunmamasına, başka bir anlatımla talep edilecek alacak miktarının davanın açıldığı anda tam ve kesin bir biçimde belirlenmesinin mümkün olmasına rağmen belirsiz alacak davası şeklinde açılan davanın, hukuki yarar, yani dava şartı yokluğu nedeni ile usulden hemen reddedilmemesi gerektiği - Zira bir miktar belirtilmek sureti ile açılan belirsiz alacak davasında da alacağın ister belirli ister belirsiz olsun bir eda davası olduğu ve eda davalarında hukuki yararın olduğunun kabulünün gerektiği - Öte yandan davacının dava açmaktan başka bir yolla alacağına kavuşması mümkün değilse ve bir mahkeme kararına muhtaç ise dava açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulünün gerektiği-
KMK. mad. 17/3 gereği, hasar tarihi itibariyle anataşınmazın üçte ikisinin fiilen kullanılmaya başlanılıp başlanmadığının araştırılması ve üçte ikilik kullanımın olması halinde, uyuşmazlığa yine kat mülkiyeti hükümlerinin uygulanacağı dikkate alınarak, davada Sulh Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği-
Dava konusu taşınmaz davalı borçlu adına kayıtlı iken üzerinde yer alan ipotek ile beraber davalı üçüncü kişi eşine devredildiği, kaydında yer alan ipotek sebebi ile dava dışı alacaklı tarafından cebri icraya konu edildiği, icradan yapılan ihalede (dava dışı) borçlunu eşinin kardeşine ihale edildiği ve onun tarafından tekrar davalı borçlunun eşine, onun tarafından da davalı kardeşine devredildiği görülmekle mahkemece davalı kardeş yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verildiği- TBK. mad. 19 uyarınca açılan davalarda dava konusu malın davalı 3. kişinin elinden çıkması ve malı edinen kişinin iyi niyetli olması halinde mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiği, mahkemece davalı üçüncü kişi (borçlunun eşi) aleyhine tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğu-
Tasarrufun iptali davasında, mahkemenin önce dava koşullarının var olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapması, olmadığının tesbiti halinde davanın ön koşul yokluğundan reddi ile yargılama giderinin davacı aleyhine hükmederek, davalılar lehine maktu vekalet ücretine hükmetmesi, dava koşullarının varlığı halinde ise dava konusu borcun yargılama sırasında ödenmiş olması nedeni ile konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, HMK. mad. 331 uyarınca, tarafların haklılık durumları konusunda bir değerlendirme yaparak, vekalet ücretinin AAÜT‘nin 6. maddesi gereğince nisbi vekalet ücretinin yarısına hükmedilmesi gerektiği-
İİK. mad. 293/2 uyarınca, konkordato mühlet talebinin reddiyle birlikte iflas kararı verilmediği sürece, sadece istinaf kanun yolunun açık olduğu- İİK. mad. 293/3 uyarınca, iflas kararı verildiği takdirde; İİK’nın 164. maddesi gereğince, hem istinaf hem de temyiz kanun yolunun açık olduğu- Sadece mühlet talebinin reddine karar verilmesine halinde, iflasa karar verilmediğinden bu karara karşı bölge adliye mahkemesince verilen kararın kesin olduğu-
Bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olması ve ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya kanunda sayılan mutlak ticari davalardan olması gerektiği- Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine ilişkin davada, davalıların tacir olmadıkları buna göre davanın nispi ticari dava olmadığı, TTK. mad. 4/1 uyarınca TBK'nın 470 vd. maddelerine atıf yapılmadığından davanın mutlak ticari dava niteliğinin de bulunmadığı gözetilerek uyuşmazlığın esasına girilmesi gerektiği-
Tüzel kişiyi veya gerçek kişiyi temsil yetkisi olmayan kişinin yaptığı iddianın, geçerli bir istihkak iddiası sayılmayacağı, buna göre davacı üçüncü kişinin, söz konusu şirket adına istihkak iddiası da geçerli olmadığından davacı üçüncü kişinin istihkak davası açmakta hukuki yararı bulunmamakta olup 6100 sayılı HMK'nin 114/ h ve 115/2 maddeleri uyarınca, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekeceği-
Davacı alacaklı tarafından borçlu adresinde yapılmış İİK. mad. 105 niteliğindeki bir haciz tutanağı temyiz aşamasında dosyaya sunulmuş olduğundan, ön koşul eksikliğinin giderildiğinin kabulü ile tasarrufun iptali davanın esasına girilmesi gerektiği-
Bonolardaki keşideci imzasının murise ait olmadığına ilişkin menfi tespit davasının asliye ticaret mahkemesinde görüleceği- TTK’nun -26/6/2012 tarih ve 6335 sayılı Yasanın 2. maddesi ile değişik- 5. maddesinde "asliye ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemeleri ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu ve bu halde göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağının" düzenlendiği-
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin TBK mad. 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmelerinin kendine özgü bir türü olup bir tarafı arsa sahibi diğer tarafı yüklenici olan bu tür sözleşmelerde arsa sahibinin tüketici tanımına uymadığı- Asıl ve birleşen davalarda davacı arsa sahipleri yönünden davaya bakmakla görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu gözetilerek HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddesi hükümleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği-