Taraflar arasındaki tamir ve bakım işi ile ilgili sözleşmelerden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili istemine ilişkin davada, davalı, tamir ve bakım hizmeti bedeli ödeme sorumluluğunu açıkça kabul ve taahhüt etmiş olduğundan ve sözleşmede davalının aracı olduğuna dair bir sıfatına da yer verilmemiş olduğundan, davalının bakiye borçtan sorumlu olduğu, borcun bir kısmını daha önce dava dışı bir şirketin ödemiş olmasının bu durumu değiştirmeyeceği, davalının sözleşmeye konu gemilerin maliki olup olmamasının da üstlendiği sorumluğu etkilemeyeceği- Dava takip yetkisinin (HMK. mad. 114/1-e), davada taraf olan kişinin o davayı kendi adına yürütebilme ve talep sonucu hakkında kendi adına hüküm alabilme yetkisi (HMK. mad. 53) olduğu; taraf sıfatının (husumetin) ise, maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavram olduğu- Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif/pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekeceği, davalı sıfatına dair husumete ilişkin yapılacak başvurunun bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def'i de olmadığı, bu hususun davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece re'sen nazara alınması gerekli hukuki bir durum olduğu-
Ödeme emri tebligatının üzerine menıis adresi şerhi verilerek çıkarıldığı, dağıtıcı tarafından, mazbataya muhtarın imzasının alınmadığı, dağıtıcının isminin ve soyisminin yazılmadığı, şikayet konusu yapılan tebligatın TK.'nun 10/2.'ncı maddesi göz ardı edilerek borçluya önceden hiçbir tebligat çıkarılmadan ve yasal şartlan oluşmadan doğrudan doğruya TK.'nun 21/2. maddesine göre çıkartıldığı ve bu tebligatın usule aykırı bir tebligat olduğu bu nedenle mahkemece TK.'nun 32. maddesi gereğince tebliğ tarihinin borçlunun öğrenme tarihi olarak bildirdiği tarih olarak düzeltilmesi gerektiği- Takip talebinde borçlu ve alacaklı olarak gösterilen kimselerin o takipte gerçekten alacaklı ve borçlu sıfatına haiz olması gerekeceği-
Tüzel kişinin dava dosyasına dilekçe sunarak cevap vermesi, eylemli olarak duruşmalara katılmasının davalı olarak taraf sıfatını kazanmasına yetmeyeceği-
HUMK’nun 38. (HMK 50 )maddesi delaletiyle TMK’ nun 28.maddesi hükmü uyarınca bazı istisnai haller dışında ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı gibi 04.05.1978 tarih 4/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince de ıslah yoluyla dahi olsa hasım değiştirilmesine olanak bulunmamakta ve dava tarihinde ölü olan kişinin mirasçısına davetiye tebliğ edilerek onların huzuru ile de davanın görülmesi ve sürdürülmesine olanak bulunmadığı-
Davalı, davacının yönelttiği hakkın istenebileceği kişi değilse davada taraf sıfatı olmadığından mahkemece bu durumda davaya konu edilen hakkın esası hakkında bir inceleme yapılmayıp, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekeceği- Dava, yapılan tedavi giderlerinin "Sağlık Poliçesi"ne dayalı olarak tahsili istemine ilişkin olup, davacı taraf, davalıdan anılan poliçe uyarınca istemde bulunduğundan ve davacıya sağlık poliçesi ile sigorta teminatı sağlayan, bu itibarla davacıya karşı poliçe kapsamında sorumlu bulunan kişi davalı tarafta yer alan sigorta şirketi olmayıp, poliçeyi düzenleyen ve ayrı bir tüzel kişiliği bulunan bir başka şirket olduğundan, davanın pasif sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekeceği-
