Davada Ercüment Şeninci dışındaki diğer davacılar Berber Zade H. M. Ağa Bini M. Vakfı'nın salt vakıf evladı olduklarının tespitini istemiş bulunduklarına göre, bu yönde hüküm kurulması ile yetinilmesi gerekirken anılan yasa maddelerine uygun düşmeyecek ve dolayısıyla infazda kuşkuya ve duraksamaya yer verecek biçimde hüküm kurulmuş olması doğru değil ise de; bunun düzeltilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği-
Genel kurulu bulunan vakıflarda, yönetim kurulunun verdiği kararlar aleyhine doğrudan yargı yoluna başvurulamayacağı-
Genel kurul bulunan vakıflarda yönetim kurulu kararlarına karşı doğrudan yargıya başvurulamayacağı, açıklanan nedenlerle iç denetim yollarına başvurulmadan açılan davanın reddinin gerekeceği-
Vakıf hukukunda esas olanın vakfın kuruluş senedine yansıyan kurucu iradenin -yasaların buyurucu hükümlerine aykırı olmamak koşuluyla- olduğu gibi korunması ve sürdürülmesi olduğu-
Tevliyete hak kazanan vakıf evladı olmalarından dolayı davacılara vakfiyeye göre ücret ödenmesine hükmedilmesi ile yetinilmesi gerekirken, infazda zorluk çıkaracak ve ileride her iki taraf yönünden hak kaybına veya haksız kazanıma neden olacak biçimde aylık belli ve sabit bir ücretin ödenmesine hükmedilmesinin doğru olmadığı-
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları yapacakları tüm muameleler dolayısıyla her türlü harçtan muaf tutulmuş olup, bu muafiyetin vakfın doğrudan yapacağı işlemleri kapsadığı, vakfın yargı harcından muaf tutulabilmesi için bunun yasada açıkça belirtilmiş olmasının gerektiği-
Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 33. maddesinin 1. fıkrasına göre, vakfın dağılması halinde borçların tasfiyesinden arta kalan mal ve haklar, vakıf senedinde bir hüküm bulunmadığı takdirde Vakıflar Genel Müdürlüğünce mümkün mertebe gayece aynı olan bir vakfa intikalinin sağlanacağı, dava konusu vakfın senedinin 22. maddesinin son fıkrasında vakfın dağılması halinde her çeşit mal ve hakların Bingöl Üniversitesine intikal edeceğinin belirtildiği fakat böyle bir üniversitenin henüz kurulmadığının anlaşıldığı, bu durum karşısında mahkemece, vakfın mallarının Tüzüğün 33. maddesinin 1. fıkrası uyarınca mümkün mertebe gayece aynı olan bir vakfa intikaline karar verilmesinin gerektiğinin düşünülmemesinin doğru olmadığı-
Mahkemenin 10.04.2004 günlü kararını temyiz eden salt görevden alınması istenilen vakıf yöneticisi Y. Bağdatlı olduğu halde diğer vakıf yöneticilerini de kapsar şekilde tüm yöneticilerin görevden alınmasına ilişkin talebin reddine karar verilmiş olması, davalı İlim ve Teknoloji Vakfının "dağılması" yerine "dağıtılmasına" karar verilmesi doğru değil ise de; bu yanlışlıkların giderilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği-
Davacı vekili dava açtığı dilekçesinde ve dava safahatında, müvekkilinin ... Vakfı'nın sadece gaileye müstahak vakıf evladı olduğunun tespitini istediği, tevliyet talebinde bulunmadığı halde talep aşılarak davacının tevliyete de müstahak vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmesi doğru değil ise de; bu yanılgının düzeltilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği-
Davada, davacının "Cağalzade R. Paşa bini A. vakıfları"nın gailesine müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti istenmiş iken, hüküm fıkrasında Vakfın adının "bini A. vakıfları" olarak yazılmasının, ayrıca belli tarihlerdeki (Hicri 952-953-956-967-968-970-971-976-1075-1095) vakfiyelerin dışında infazda duraksamaya yol açacak ve zorluk yaratacak nitelikte diğer vakfiyeler yönünden de (vakfiye tarihleri açıkça belirtilmeden) davacının, gaileye müstahak vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı-