Taraflar arasındaki hangi sözleşmenin geçerli olduğu, davacının cezai şart ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı-
Arabuluculuk yönteminin, fesih işlemlerinin ve buna bağlı ödemelerin yapılması amacıyla bir araç olarak kullanılamayacağı, arabuluculuğun özellikle salt işçinin ileride dava açmasını engellemek amacıyla kullanılabilecek bir yöntem olmadığı- İşverence fesih işlemiyle aynı gün arabuluculuğa başvurulmuş olması ve buna ilişkin ödemelerin arabulucu aracılığıyla gerçekleştirilmesi karşısında, taraflar arasında mevcut bir uyuşmazlığın çözümünden ziyade, usulüne uygun bir müzakere ortamı da sağlanmadan, salt dava açma hakkını ortadan kaldırmak amacıyla hareket edildiği anlaşıldığından, arabuluculuk son tutanağının iptaline karar verilmesi gerektiği, bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hatal olduğu
İhtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağı sonrasında tutanakta yer alan miktarın işveren tarafından işçiye banka kanalıyla ödenmiş olduğu, arabuluculuk tutanağında işçi ile telefonla yapılan görüşmeler neticesinde anlaşmaya varıldığına işaret edildiği, işçinin iradesinin fesada uğratıldığına dair herhangi bir somut delilin bulunmadığı, bunun yanında Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesindeki ibraya ilişkin hükümlerin arabuluculuk anlaşma tutanağına ve bu müesseseye uygulanmasının mümkün olamayacağı, arabulucunun işçi ile arabuluculuk sürecinde telefonla görüşmüş olmasının ve telefon görüşmeleri neticesinde mutabakata varılmasının arabuluculuk tutanağının sıhhatini etkileyecek bir olgu olarak kabul edilemeyeceği, dava konusu edilen ancak ihtiyari arabuluculuk ile üzerinde anlaşılan taleplerle ilgili dava açılamayacağı-
İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin olarak ihtiyari arabuluculuk faaliyeti neticesinde tanzim edilen anlaşma tutanağının maddi hukuk bakımından bir sulh sözleşmesi mahiyetinde bulunduğu, iş mevzuatının ve borçlar hukukunun emredici kuralları karşısında sözleşmenin aşırı yararlanma, yanılma, aldatma veya korkutma gibi irade fesadı halleri ile edimler arasındaki fahiş oransızlık ve ifanın fiilen gerçekleşmediği iddiaları kapsamında yargısal denetime tabi tutulabileceği, anlaşmaya konu meblağların gerçek zarar miktarına nazaran aşırı oransız olup olmadığının ve ödemenin fiilen ifa edilip edilmediğinin araştırılması gerektiği gözetilmeden, mevzuatta yer alan dava açma yasağına mutlak bir kesinlik atfedilerek davanın usulden reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu-
Taraflar arasındaki iş sözleşmesinden bağımsız niteliği nazara alındığında ve rekabet yasağı sözleşmelerinde öngörülebilecek ceza koşuluna dair özel hüküm niteliğinde olan hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olacağına ilişkin hükmün taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesine uygulanmasının imkânının bulunmadığı; bu sebeple rekabet yasağı sözleşmesinde, sözleşmenin ihlâli durumunda sadece davalı şirket aleyhine öngörülen ceza koşulunun geçerli olacağı- Ceza koşuluna karşılık olarak işçiye herhangi bir karşı edim yükümlülüğünün sözleşmede öngörülmemiş olması, şirket aleyhine öngörülen ceza koşulunun geçerliliğini etkilemeyeceği-
Rekabet sözleşmesine aykırılık sebebiyle cezai şart talepli davada, hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olacağına dair TBK.’nin 420/1 maddesi hükmünün, taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesine uygulanma imkânının bulunmadığı- "Taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesi, bünyesinde barındırdığı unsurlar itibariyle davacı ile davalı arasındaki hizmet/iş sözleşmesinin eki/devamı niteliğinde olduğundan, sözleşme metninin hizmet sözleşmesinden ayrı düzenlenmiş olmasının, anılan rekabet yasağı sözleşmesini hizmet sözleşmesinden bağımsız bir sözleşme niteliğinde olduğunu kabul için yeterli olmadığı" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca kabul edilmediği-
İşe iade ve sendikal tazminat istemine ilişkin davada arabulucu önünde yapılan anlaşmada ibraya ilişkin TBK.m.420 uygulanmasının mümkün olmadığı; aksinin kabulü halinde arabulucu önünde tarafların anlaşmasının imkansız hale geleceği- Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağı; buna göre ibraya ilişkin düzenlemelerden hareketle arabuluculuk anlaşma tutanağının geçerliliğinin değerlendirilemeyeceği-
İşveren ile işçi arasında düzenlenen ibra sözleşmesinin işveren yetkilisinin imzasının bulunmaması nedeniyle geçersiz olduğu düşünülse dahi işçinin icra takibine dayanak belge gereğince iş ilişkisinden kaynaklanan ücret ve tazminat alacaklarını talep ettiği anlaşıldığından ücret ve ihbar tazminatı alacaklarının hesaplandığı bilirkişi raporunun da bir değerlendirmeye tabi tutularak karar verilmesi gerektiği-
Türk Hukukunda ibra sözleşmesinin 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, kabul edilen Yasa'nın 132. maddesinde 'Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir' şeklinde kurala yer verilmiş olduğu- Alacaklı ve borçlunun aralarında mevcut bir borcu kısmen veya tamamen ortadan kaldırmaya ve bu suretle borçlunun borçtan kurtulmasına yönelik sözleşmeye 'ibra sözleşmesi' denildiği; bu özelliğiyle ibranın, borcu sona erdiren sebeplerden birini oluşturduğu, ibra sözleşmesinin geçerli olması için, tarafların karşılıklı irade beyanlarının ibra sebebi üzerinde birbirine uygun olması gerektiği-
Arabulucu önünde yapılan anlaşmada ibraya ilişkin 6098 sayılı TBK.'nin 420. maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı- Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması halinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağı öngörüldüğünden, ibraya ilişkin düzenlemelerden hareketle arabuluculuk tutanağının geçerliliğinin değerlendirilemeyeceği-
