Davacının 16.02.2009 tarihinde ...'e 5.000.- TL'ye kadar para çekme yetkisi verdiği, 28.04.2010 tarihli vekaletname ile de aylık 7.500.- TL para çekebileceğine ilişkin vekaletname düzenlediği, davacının ilk talimatı geri almadığı gibi bankaya da bildirimde bulunmadığı, sonraki talimatın bankaya da ...'e verilmediği halde ... tarafından fotokopisi ele geçirilip “aylık” ibaresi silinerek bankaya ibraz edildiği, bankanın fotokopi vekaletnameye istinaden araştırmadan değişik tarihlerde ...'e davacı hesaplarından ödeme yaptığı, davacının hesap hareketlerinin kontrolünü sağlamadığı gibi 7.500.- TL limitli vekaletnameyi iptal etmediği, bu sebeplerle müterafik kusurunun bulunduğu, davalı bankanın ise fotokopi vekaletnameye dayalı olarak gerekli kontrolü yapmaksızın ...'e ödeme yapmak suretiyle oluşan zarardan sorumlu tutulduğu, buna göre tarafların davacının oluşan zararına müterafik kusurlarına istinaden %50'şer oranında kusurlu ve sorumlu kabul edildikleri, davacının önceki 5.000.- TL limitli para çekme yetkisini ortadan kaldırmadığı da göz önüne alınarak usulsüz vekaletnameye istinaden tahsil edilen 5.000.- TL'yi aşan ödemelerin %50'sinden davalının sorumlu tutulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 18.887,50 TL’nin, 3.775,02 Euro’nun, 5.185,95 USD'nin hükümde belirtildiği şekliyle davalıdan tahsiline karar verildiği-
TBK'nın 508. maddesi gereğince, vekilin, vekil edeninin adına veya yararına yaptığı tüm işlerden dolayı hesap verme yükümlülüğü gereği, davalı araç satış bedelini aldıktan sonra davacıya ödeme yaptığını ispatla mükellef olduğu- Başka bir deyişle, davada ispat yükünün vekil olan davalıda olduğu- İlk derece mahkemesince, ispat yükü davalıda olduğu halde, yargılamanın 04/04/2017 tarihli celsesinde davacı tarafa yemin deliline başvurup başvurmayacağı hususunda süre verilip, davacı tarafça yemin metni sunulması üzerine, davalının da yemin ettiği anlaşıldığı- Vekalet akdinde ispat yükü, vekile aittir ve yaptığı işlerin hesabını vermeye zorunlu olduğu- Bu nedenle ispat yükü kendisinde olmayan davacının, bu konuda karşı tarafa yemin teklif etmesi üzerine, davalının ettiği yemine değer verilemeyeceği- O halde, ilk derece mahkemesince; davalının ödemeyle ilgili delilleri sorulup hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
"Hisse devrine" yönelik vekil sıfatıyla verilecek hizmetleri ifa etmekle yetkilendirilmiş davacı avukat ile davalı arasındaki avukatlık sözleşmesi gereği, davacı avukatın usulüne uygun şekilde müvekkilinin yazılı talimatları ile işlem yaptığını ispatlaması gerektiği- Davalı tarafça kabul edilmeyen, imza ihtiva etmeyen, ilgili yetkilinin elektronik posta adresine gönderildiği ispatlanamayan elektronik postaların ve suretten ibaret sözleşme taslaklarının delil gücünün olmadığı- Davacının sözleşmeyle yüklendiği iş ve işlemleri gereği gibi ifa ettiği kabul edilemeyeceğinden, azlin haklı olduğu gözetilerek bakiye ücret talebinin reddedilmesi gerektiği- "Davaya konu sözleşmenin münhasıran avukatlık mesleğinin yapabileceği işlere ilişkin olmadığı, uyuşmazlığın hukuk müşavirliği sözleşmesinden kaynaklandığı, bu durumda Avukatlık Kanunu’nun uygulama yeri bulmayacağı ve TBK’nın vekâlet sözleşmelerine ilişkin genel hükümler çerçevesinde ihtilafın çözümlenmesi gerektiği" şeklindeki görüşün "direnilen hususun yalnızca azlin haklı olup olmadığı noktasında toplanması" da gözetilerek HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Vekil sıfatıyla hareket eden davalı ortakçılık sözleşmesi olduğunu iddia etse de buna ilişkin delil sunmamış olup, hesap verme borcunu yerine getirdiğine ilişkin de herhangi bir belge bulunmadığından, davalının davacının hesabından çektiği paralar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Vekilin aldıklarını geri verme borcunda muacceliyetin, vekilin hesap vermesi ile başlayacağı- Zamanaşımı süresinin "davacının davalıyı azlettiği tarih" itibariyle değil, davalı vekilin hesap verme yükümlülüğünü yerine getirmesi ile başlayacağı-
Azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde, müvekkilin avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü olmadığı, haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebileceği-
Vekilin aldıklarını geri verme borcunda muacceliyetin, vekilin hesap vermesi veya sözleşme ilişkisinin bitmesi ile başlayacağı- Davalı-alacaklının talep ettiği (tereke yönetimi için verilen vekalet ile davacının ortak murislerinin hesabından para çekerek kendisine ödeme yapmadı iddiasına dayalı) alacak için zamanaşımı süresi hesap vermeden itibaren başlayacağından, takip konusu alacağın zamanaşımına uğradığından bahsedilemeyeceği-
Vekilin vekaleti ifa için veya ifa dolayısıyla aldığı şeyleri müvekkile verme borcu ile borç para borcu ise zamanında yerine getirilmemesi yüzünden faiz ödeme borcunun TBK.nun 508. maddesinde düzenlendiği; vekilin, müvekkilden veya üçüncü kişilerden aldığı değerler, kendi ücret, masraf ve tazminat alacakları hakkında hesap vermek zorunda olduğu; vekalet sözleşmesinin en önemli unsurları arasında; vekilin talimata uygun hareket etme borcu, özen borcu ve hesap verme borcunun olduğu; davalı vekilin özen borcu gereği vekaleten sattığı taşınmazların bedelini, davacıya ödediğini ispat etmesi gerektiği; mahkemece, vekalet aktinin kötüye kullanılmasından doğan alacağın işin esasına girilerek belirlenmesi sonucuna uygun şekilde karar verilmesinin gerektiği-